![]()
![]()

Alabalık ülkemizde ilk ele alınan ve başarılı bir şekilde uygulanan bir yetiştiricilik yöntemidir. Ülkemize ilk olarak 1970 li yıllarda başlayan çalışmalardan çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Öyle ki günümüzde alabalık yetiştiriciliğinin ele alınabileceği kaynak sayısının ülkemizde oldukça azaldığı söylenebilir. Ama bu durum ülkemizde alabalık yetiştiriciliği daha fazla geliştirilemez anlamını da çıkarmaz. İnancımız odur ki ileriki yıllarda bu konuda daha pek çok gelişme olacaktır. Şöyle ki bu gün sofralık alabalık üretiminde kullanılan ve yavru üretimine uygun olan su kaynakları ileride sadece yavru balık üretimine yönelebilir. Bu yerlerde üretilen yavruların, barajlarda veya Karadeniz de su sıcaklığının alabalık gelişmesine uygun olduğu kış aylarında besiye alınarak ülkemiz üretiminin iki üç katına çıkarılabileceğini beklemekte olasıdır. ülkemizdeki alabalık üretimi 2002 yılı için 1000’i aşan işletmede 40.000 ton dolayındadır. 1970 li yıllarda alabalık soğuk sularda yetişen nadir bir balık türüdür diye tanıyan halkımız, bu gün her Pazar yerinde tezgahlarda nerede ise en ucuz pazarlanan balıklar arasında görmesi bu konuda sağlanan gelişmenin bir işareti sayılmalıdır. Bu gelişmelerin sağlanması pek çok atılımcı için başlangıçta pek kolay olmamıştır. 1970 li yıllarda İlk kez üretime açılan işletmeler pek çok zorluklarla karşılaşmışlardır.
Dünyada yetiştiriciliği yapılan Alabalık türlerini iki şekilde sınıflandırmak mümkündür. Dış yayınlarda alabalık türleri genellikle Avrupa ve Amerika alabalıkları olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Ülkemiz ve yetiştiricilik bakımından ise, alabalık türlerini yerli alabalıklar ve kültür alabalıkları olmak üzere ele alan araştırmacılarımız da vardır. Bu sınıflandırmalara göre en önemli alabalık türleri ni şu şekilde sınıflandırabiliriz.
Kahverengi alabalık (Salmo trutto fario)
Avrupa alabalıklarından Kahverengi alabalıklar (Salmo trutto fario, L.) Avrupanın dağlık bölgelerinin bir türüdür. Kırmızı benekleri belirgindir. Bu grup içerisinde Salmo trutto marmaratus Ülkemizin batı bölgelerinde Kaz dağlarında yaşamaktadır. Atlantik som balıklan (Salmo salar L.) Göçebe bir türdür. Portekizden İskandinav ülkelerine kadar pek çok temiz sulu nehirlerde bulunur. Atlantik Okyanusuna bakan Kuzey Amerika sahillerinde de yaşamaktadır.
Danube som balıkları (Hucho hucho L.) Kuzey Avrupa’nın bir çok göllerinin balıklandırılması için ele alınan bir türdür. Bir metre uzunluğa kadar büyüyebilmektedir. Salvelinus alpinus Asya ve Kuzey Amerika sahillerinde de bulunan bir türdür. Derin göllerde yaşamayı tercih etmektedirler. Renk ve şekil bakımından çok güzel görünümleri vardır.
Diğer bir grup olarak ele alabileceğimiz Amerika alabalıkları içerisinde en ünlü olanı Gökkuşağı Alabalıklarıdır (Oncarhynohus mykiss veya Salmo gairdneri R., ). Dünyada ve ülkemizde yetiştiriciliği en yaygın olan alabalık türüdür. Ege koşullarında 10-11 ayda porsiyonluk ortalama 250 gr ağırlığa ulaşabilmektedir. Ülkemizde alabalık yetiştirecek olanların ele alacağı birinci alabalık türü durumundadır. Su sıcaklığının tedrici yükselmesi durumunda yüksek su sıcaklıklarına uyum sağlayabilmektedir. Bol su ortamında su sıcaklığının 22-23 dereceye yükselmesi balıklar üzerinde kötü bir etki yaratmamaktadır. Fakat ideal yetiştirme sıcaklığı 14-17 derece dolaylarıdır. İyi kalitedeki bir kg. yapay yem ile bir kg. canlı ağırlık artışı sağlanabilmektedir. Bu verim düzeyine ıslah ve yem kalitesinin yükseltilmesi ile ulaşılmıştır. Evcil bir balık türüdür. Diğer kültür alabalıklarına oranla daha dayanıklıdır Çeşitli alt türleri bulunmaktadır.
Oncarhynohus mykiss, Kuzey Amerikanın bir türü olup 1880 yıllarında Avrupa ya getirilmiştir. Yine bu gruptan Salmo clackii R. Amerikanın kuzey bölgelerinde gökkuşağı alabalıklarına oranla daha iç bölgelerde yaşayan bir türdür. Pasifik som balıkları (Oncorhynchus sp.) denizlerden nehirlere göç eden ve yumurtalarını bıraktıktan sonra ölen som balıklarını içermektedir. Bu grup içerisinde pek çok tür bulunmaktadır. Salvelinus fontinalis Kuzey Amerikanın Atlantik okyanusuna bakan kıyı ve buralara dökülen nehirlerde yaşamaktadır. Amerika göl alabalıkları (Salvelinus namaycuch W.) Kuzey Amerikanın derin göllerinin bir türüdür.
Alabalık türlerinin ülkemiz ve yetiştiricilik bakımından sınıflandırılması. Durumunda;
Yerli Alabalıklar olarak . Salmo trutto abanticus iç ve Doğu Anadolu'nun dağ göllerinde yaşar. Göl alabalığı olarak tanınırlar. Vücutlarında kahverengi halkalar içinde siyah noktaları ile tanınırlar. Salmo trutto labrax, PAAL. İse Karadeniz e dökülen akarsularımız da bulunur. Vücut üzerindeki geniş gri mavi benekleri ile tanınırlar. 10-
Ülkemizde Gökkuşağı alabalığı yanında Kültürü yapılan diğer alabalık türleri ise (Shasta gökkuşağı alabalığı) Dünyaya Kaliforniya dan yayılmıştır Renkleri açıktır Üzerlerinde az koyu siyah noktalar bulunur. Yan taraflarında geniş kırmızı çizgiler vardır. Gelişme özellikleri çok iyidir
.Salmo gairdneri gairdneri (Çelikbaşlı gökkuşağı alabalığı) Amerika orijinlidir Yan taraftaki kırmızı çizgileri daha parlaktır. Sırt çizgisi boyunca ve sırta yakın kısımlarda birçok kırmızı beneklere sahiptirler Geç yumurta verirler.
Alabalık yetiştiriciliği için kaynak, akarsu, göl ve yeraltı suları kullanılabilir En uygunu kaynak sularıdır. Suyun berrak olması istenir. İçilebilir temiz sular tercih edilir. Su sıcaklığının yılın her mevsiminde 14-15 derece dolayında olması en uygunudur Yumurtlama ve yavru çıkışı için su sıcaklığı 7-15 derece arasında olabilir. Yetiştirme ve yemeklik balık üretimi için su sıcaklığının yavaş yavaş yükselmesi ve gökkuşağı alabalıkları için 20 dereceye ulaşması önemli bir sakınca yaratmaz Hatta gökkuşağı alabalıkları bol su ortamında 23-24 derece su sıcaklıklarında bile yaşayabilmektedirler Fakat sıcaklık artışında dikkatli olunması yine de önemli bir konudur. Her türün farklı dönemlerinde farklı sıcaklık istekleri vardır. Örneğin, gökkuşağı alabalığında yumurtlama ve yumurta kuluçkalanması için 10-
Suyun pH'sı 6,5 7,5 arasında olmalıdır Suyun az sert olması ve SBV değerinin 4'u aşmaması tercih edilir. SBV değeri ve pH hakkında genel balık yetiştirme kitaplanında bilgi verilmiştir. İncelenmesini öneririm.
Alabalıklar bol oksijen bulunan sularda yetiştirilirler. Su sıcaklığının 20 dereceyi aşmamasının istenmesi ılık sularda oksijen miktarının düşük olmasındandır. Diğer bir ifade ile balıkları rahatsız eden suyun sıcaklığı değil ılık sularda az oksijen bulunmasıdır. Örneğin sıcaklığı 1 derece olan suda 14 mg/lt. oksijen bulunur iken 10-20 ve 30 derece sıcaklığındaki sularda 11.3-9.19 ve 7.67 mg/lt. erimiş oksijen bulunur. Alabalıklar için oksijen miktarının 6-7 mg/lt den daha aşağıya düşmesi iyi sayılmaz. Alabalıklar az oksijenli sulardan hoşlanmadıkları için başarılı bir üretim için bol su ve sıcaklığı 20 dereceden aşağı sular aranılır.
Alabalık sularında potasyum hidroksit (KOH) 15 ppm, bakır 1 ppm, magnezyum klorür (MgCl2) 4000 ppm, kurşun nitrat (Pn(NO3))2 ppm, kurşun klorür (PbCU 0.3 ppm amonyak yavrular için 0,005 ppm, yetişkin balıklar için 1 ppm, klor 0.25 ppm'den fazla olmamalıdır. Su içerisinde çeşitli lifler tortu ve organik artıklar bulunmamalıdır. özellikle yumurtaların bulunduğu tavalara giden suların çok temiz olması gerekli hatta zorunludur. Çünkü yumurtalar üzerine birikebilecek mil ve kum artıkları çıkış gücünü büyük oranda etkileyebilir ve yumurta ölümlerine neden olur.
En az 100 Lt/sn su miktarına sahip olmak ideal bir alabalık üretim işletmesi kurmak için gereklidir. Daha az su miktarına sahip olan kaynaklarda da alabalık üretimi ele alınabilir ise de ısınma olabilir ve bu durum balık üretimi için tehlikeli bir ortam yaratabilir. Yabancı yayınlara göre 100 Lt/sn su bulunan bir kaynakta 6-9 ton balık yetiştirilebileceği bildirilir. Fakat iyi bir planlama yapılır ise 100 lt/sn su ortamında 15-20 ton alabalık üretmek mümkündür. Diğer yaşlarda ise,
1000 yumurta için 0.5 -1 Lt/dakika,
0-2 aylık 1000 adet yavru için 1 - 3 lt/dakika,
4-8 aylık 1000 adet yavru için 6-10 lt/dakika
su gerektiği belirtilebilir. Bazı yazarlar her bir aylık yaşta 1000 balık için 1 lt/dakika su hesaplanması gerektiğini önermektedirler. Örneğin, balık yavruları 7 aylık ise 1000 balık için 7 lt/dakika su gerektiği hesaplanabilir. Yalnız bu arada şu konuyu da hatırlamak gerekir ki; balıkların ihtiyacı olan suyun hesaplanmasında balıkların ay olarak yaşları yanında gelişme durumlarının da dikkate alınması gerekir. İyi yemlenmiş ve gelişmesi hızlı olan gruplarda su ihtiyacının bir miktar daha yüksek tutulması düşünülür.
Balık yetiştirmede su idaresi çok önemlidir. Örneğin 100 Lt/sn su içeren bir kaynakta
Arazinin özel mülk veya tapulu olması kuruluş işlemlerini azaltır. Fakat hazine malı araziler de kiralanabilir. Bu kiralama işlemlerinden önce bazı çalışmaların yapılmış olması gerekir. Ülkemizde en çok 10-15 yıl süre ile kiraya verilme işlemi uygulanmakta ve süre tekrar uzatılabilmektedir.
Yetiştiricilik yapılacak alanın su kaynağına yakın olması yararlı olacaktır. Çünkü kaynaktan uzaklaştıkça suyun yol boyunca ısınma, bulanma ve yabancı atıklarla kirlenme riski vardır. Kaynak uzak ise suyu boru ile ısınmadan getirmek te planlanabilir. Arazi meyilli ve havuz yapımına uygun olmalıdır. Su normal cazibe ile havuzlara alınabilmeli ve havuzlar istenildiğinde kolayca boşaltılabilmelidir.
İşletme alanının biraz önce belirtildiği gibi kaynağa yakın ve havuz kurulmaya elverişli olması yanında diğer bazı özellikler de aranır. Bunların başında yol durumu gelir. Gerek inşaat sırasında gerekli malzemelerin taşınması ve üretim zamanında ürünün kolayca nakli bakımından ulaşım sorununun bulunmaması lâzımdır. Pazara da yakın olması istenir. İnşaat malzemeleri temininin kolay olması tesis maliyetini düşürecektir İş gücü ve yem temini gibi konuların kolaylıkla sağlanması dikkate alınmalıdır İçme suyu ve elektrik gibi konular da düşünülmelidir.
Alabalık işletmelerinde Damızlık ve stok havuzları, üretim havuzları Kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzlan olmak üzere 4 tür havuz bulunması gerektiği söylenebilir
Kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzlan bina içerisinde plânlanır. Çünkü yumurta ve yavrular 3-
Üretilecek balık miktarına göre plânlanır. Üstü örtülü pencereleri kapatılabilir karanlık olabilecek şekilde inşa edilirler. Kuluçkahane de kuluçka tavalarının konulacağı kuluçka kanalları bulunur Kuluçka tavaları çeşitli ebatlarda olabilir ise de 50X50 boyutlu olarak önerilebilir. Kuluçka tavalarının konulacağı uzun kanal şeklindeki havuzcuklar da tava boyutlarına göre planlanır, örneğin 49 x 50x15 boyutlu tavalar kullanılacak ise
Alabalık havuzlarının betondan yapılması tercih edilir.
Ülkemizde alabalıklar porsiyonluk tabir edilen 3-4 tanesi
Erkek alabalıklardan sağımla alınan üreme hücreleri topluluğuna süt tabir edilir. Bu sütün 1 cm3 ünde milyonlarca erkek üreme hücresi olan spermatozoid bulunur. Bir erkek balıktan bir mevsimde 1 kaç kez süt alınabilir. Bu nedenle bir işletmede dişi balık sayısının 1/3 ü oranında erkek balık bulundurmak yeterli olabilir. Normal besi koşullarında bir erkekten iki haftada bir süt alımı mümkündür.
Yumurtlama zamanında dişi alabalıkta karın şişkin, anüs kızarık, yuvarlakça ve dışa doğru çıkıktır. Erkek balıkta ise karın düz yapıdadır. Erkek balığın karnına yandan hafifçe basılınca beyaz renkli süt çıktığı görülür. Erkeğin rengi üreme zamanında parlaklaşır ve kızıllaşır. Yaşlı erkeklerde ağız ucu üste doğru kıvrıklaşır. Bir işletmede 1.000.000 adet yumurta üretimi için
Yumurta ve yavru üretimi.
Yumurta sağımından 1-2 ay önce yemleme azaltılır. Yumurtlama dönemi yaklaştıkça balıkların suyun geldiği yerde toplanma eğilimleri artar. Bu dönemde yemlemenin kesilmesi gerekir veya verilen yem miktarı azaltılır. Ayrıca erkek dişi ayırımı yapılarak özel olarak hazırlanmış ve temizlenmiş havuzlara konulur. Verimli bir yumurta alımı için, bir yıl önceden başlayan yemlemenin kalite ve miktar bakımından en yüksek düzeyde tutulması çok yararlı olacaktır.
Doğal yem yiyen balıklarda yumurta rengi pembe kırmızı, yapay yemle büyütülen balıklardan elde edilen yumurtaların rengi ise soluk beyaz veya az sarımsı olur. Fakat her iki renk yumurtadan da başarılı şekilde yavru üretilebilir.
Damızlık balıkların beslenmesi devamlı olmalıdır. Kesik kesik beslenen ve düzenli gelişme kazandırılmayan balıklardan iyi bir damızlık özelliği beklenemez.
Damızlıkta kullanılacak dişi balıkların 3-4 yaşında olması en uygunudur. Fakat, iyi beslenmiş iki yaşlı balıklardan da başarı ile yumurta elde edilebilir. Erkek balıkların ise 2-4 yaş arasında olması istenir. Fakat, gerek erkek, gerekse dişilerde 350 gr.'ı geçen balıklardan da damızlık olarak yararlanılabilir. 6-7 yaşını geçen balıklar ise damızlıktan çıkarılmalıdır. Çünkü bu balıklarda kısırlık artar ve yumurtalarda döl tutma oranı yarı yarıya azalabilir. Balığın ağırlığı arttıkça yumurta büyüklüğü ve elde edilecek yumurta sayısı da artar.
Alabalık türlerine göre değişebilir. Gökkuşağı alabalıklarında genel olarak Ocak, Mart aylan arasıdır. Fakat fertlere ve hatlara görede fark edebilir, örneğin Japonya da seçim ve seleksiyon yolu ile Ekim-Kasım aylarında yumurta veren gökkuşağı alabalık hatları geliştirilmiştir. Seleksiyon bilindiği gibi yeni generasyonu meydana getirecek bireylerin seçimi işlemidir ve bunun sonucu gelecek generasyonda ortaya çıkacaktır.
Üreme zamanı bölgelere ve iklime göre de fark eder. Suyun kuvvetli akışı da etkili olur. Güçlü ve akıntılı sularda bulunan balıklarda üreme zamanı daha erkendir Balıkların sağlığı ve iyi bir yemleme de üreme zamanının erken oluşmasında etkendir Yapılan çalışmalar balık yaşının üreme zamanını etkilemediğini ortaya koymuştur
Üretim zamanı gelince ilk yapılacak iş erkek ve dişi balıkların ayrılmasıdır. Havuzlardaki tüm balıkları kısa sürede yakalamak için balık yakalama arabasına sahip olunması çok yararlı olacaktır Ayrılan dişi ve erkek balıklar ayrı küçük havuzlara alınırlar. Bu havuzlar dölleme işleminin yapılacağı binaya yakın olmalıdır. Havuzların derinliği 0.75-
Dişi balıklarda olgun yumurtalar yuvarlaktır. Yumurta olgun olarak 8-10 gün kalabilir. Fazla olgunlaşan yumurtalardan çoğunlukla erkek balık çıkar ve bunların bir kısmında da kötü özellikler görülebilir. Döllenme oranı da düşebilir. Gerek döllenme, gerek döllenmeden sonra kuluçkalama da, gerekse yumurtadan yavru çıktıktan sonra ölüm oranı yüksek olabilir. Bu nedenle sağım işleminin devamlı kontrol edilerek zamanında yapılması çok önemlidir. Elde edilecek sıhhatli yavrulardan ileride sıhhatli balıklar yetiştirilebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca yumurtalar daha olgunlaşmadan sağım yapılır ise aynı aksaklıklar izlenebilir
Eğer dişi balıktan bir yıl yumurta sağılmaz ise balık bu yumurtaları kendi vücudunda eritir ve absorbe eder. Bu durum kısırlığa neden olur. Bu nedenle dişi balıkların yumurtasından yararlanılsın yararlanılmasın her yıl mutlaka sağılmalı ve yumurtalar alınmalıdır.
İki şekilde yapılır. Birincisi kuru yöntem, ikincisi ise yaş yöntemdir. Kuru yöntem su ile karıştırmadan yapılan dölleme işlemidir, yaş yöntem ise su içerisinde yapılan dölleme işlemidir. Yaş yöntemin çok süratli uygulanması gerekir. Kuru yöntem yaş yöntemden daha uygun ve yaygın bir uygulamadır. Çünkü alabalık erkek tohumları su içerisinde 30 saniye gibi kısa bir süre içerisinde ölmeye başlarlar ve en uzun olarak ancak 1-2 dakika su içerisinde yaşayabilirler. Bunun yanında kuru yöntemle çalışıldığında spermatpzoitler daha uzun süre yaşar ve hayatiyetlerini koruyabilirler. Ülkemizdeki çalışmalarda tamamıyla kuru yöntem ele alınlığından bu yöntemin pratik yetiştiricilik açısından önemi dikkate alınarak aşağıda etraflıca açıklanmıştır.
Kuru yöntem ile yapay tohumlama yapmak için öncelikle bir kısım malzemenin hazırlanması gerekir. Bu malzemeler, 2-3 adet yuvarlak kap (20-
Daha önce de belirttiğimiz gibi dişi ve erkek balıkların önceden ayrı havuzlara ayrılmış olması yararlı olacaktır. İşlem günü erkek ve dişi balıklardan o gün sağım yapılacak olanlar tekrar bir ayıklamaya tabi tutulur. Böylece işleme başlanıldığı anda sağılacak olan bütün balıkların ayrılmış olması yararlı olur. Balığın tutulması havlu veya yün eldiven ile olur ise balık elden kaymaz. Tecrübeli kişiler çıplak elle de balığı zedelemeden tutabilirler. Balıklar küçük ise sağım bir tek kişi tarafından yapılır, iri ise bir kişi iki eli ile balığı tutar diğer kişi ise sağımı yapar. Balık küçük ise bir el ile balık tutulur iken diğer elin baş ve işaret parmağı ile sağım yapılır. Sağım sırasında balığın sırtı az gövdeye dönük ve yere doğrudur. Sağım anüsten baş kısma doğru olur. Anüse en yakın olan yumurtalar en olgun yumurtalardır önce anüse yakın olan yumurtalar sağılır, örneğin anüse 3-
Sağılan yumurtaların içerisinde kırık yumurtaların proteinlerini uzaklaştırmak için yumurtaların izotonik eriyik içerisinde yakanması gerekir. Eğer bu eriyik içerisinde yıkama yapılmaz ise ileride mantarlaşmalara veya bakteri üremesine neden olabilirler. İzotonik eriyiği;
Tuz(Na cl) 90.4 gr
Kalsiyum klörür (CaCl2) 2.6 gr.
Potasyum klörür ( KCl) 2,4 gr.
Su 10 Ll.
olarak hazırlanır. Biraz bikarbonat ilavesi ile su Ph’sının 7’ye ayarlanması gerekir. Sağılan yumurtaların bu izotonik su ile yıkanmasından sınra dölleme işlemine geçilir.
İki veya dört dişinin yumurtası aynı kaba sağıldıktan sonra yumurta üzerine iki erkeğin sütü sağılır. Erkek balık da sağılmadan önce kurulanmalıdır, özellikle kuyruk kısmında ve anüse yakın kısımlarda damlayacak su kalmaması gerekir. Çünkü bu kısımlardan sağılan süt üzerine su damlayacak olur ise erkek üreme hücreleri kısa sürede ölürler. Dişi balıkta karın kısmına basınç yapılarak yumurtanın çıkarılmasına karşılık erkek balıkta biraz yan kısımlara basınç yaparak süt çıkartılır. Bir kaç damla süt bir kap yumurtayı döllemek için yeterlidir. Kesin sonuç için iki erkekten alınan süt müşterek kullanılır. Çünkü, balıklardan birinin kısır olması durumunda diğer balığın spermleri tüm yumurtaları döllemeye yeterli olacaktır.
Yumurta üzerine süt sağıldıktan sonra tüy ile yumurtalar sakin ve telaşsız bir şekilde karıştırılır. Karıştırılan yumurta yarısına kadar su ile dolu bir kaba konulur ve hemen süratle tekrar tüy ile karıştırılır. Bu karıştırma 3-4 kez suyu döndürme şeklinde yeterlidir. Döllenme işlemi böylece tamamlanmış olur
Yumurtalar bu kap içerisinde 20 dakika bekletildikten sonra yumurtalar tekrar 5-6 kez yıkanır. Bu yıkamada kötü yumurtalar, kan artıkları ve süt artıkları temizlenmiş olur. Temizlenen yumurtalar yumurta tavalarına konulur ve işlem bu şekilde tamamlanmış olur
Sağım işlemlerinin yapıldığı yer yumurtaların konulacağı kuluçka tavalarına uzak ise yumurtaların taşınması kapalı bir kap içerisinde yapılmalı ve yumurtaların güneş ışığı görmesi önlenmelidir. Fakat bir çok yetiştirici sağım yerinin tavaların konulacağı kuluçka havuzlarına yakın olmasını planlarlar. Böylece sağım ve hemen sonra yumurtalar tavalara yerleştirilerek kuluçka yerlerine konulmaları sağlıklı bir şekilde sağlanmış olur.
Döllenme işleminden sonra ilk 36 saatlik dönemde yumurtalar bir yerden diğer yere biraz dikkatli davranmak şartı ile nakledilebilirler. Bu dönemden sonra, gözlerin iki siyah nokta şeklinde gelişmesine kadar 14-16. güne kadar yumurtaların nakledilmeleri çok tehlikelidir. Bu dönemde yumurtalar mümkün olduğunca kımıldatılmamalıdır. Çünkü çok hassastırlar. Bu sırada her hangi bir ani harekete ve şoka tabi tutulmamalıdırlar. Su akıntısı çok dikkatli düzenlenmelidir. Yumurtaları su hareket ettirmemelidir. 15. günden itibaren ise yumurtaların bir işletmeden diğerine nakledilmesi mümkündür. Dünya üzerinde döllenmiş yumurta ticareti bu dönemde yapılır. Dünyanın her tarafına uçak ile bu yumurtalar bu dönemde yollanabilirler; Hatta ölü yumurta sayısı az ise bu dönemde ayıklanması bile ihtimal edilebilir, ölü yumurta ayıklaması 1-7. gün arasında yapılırsa daha iyi olur. Ölü yumurtaların ayıklanması da önemli bir konu olup, normal yumurtalar arasında beyaz ve donuk renkli olarak hemen tanınırlar. Ayıklama cımbız veya kamıştan özel olarak yapılan küçük maşacıklar ile yapılır. Küçük bir boru ile emmek suretiyle de ölü yumurtalar ayrılabilir. Bazı işletmelerde emme işlemi gören top gibi lastik ve ucunda küçük bir hortumu bulunan pratik aletler kullanılır. Bu konu için yapılmış ve üst kısımlarda resimleri verilen malzemelerden de yararlanılabilir. Özellikle binlerce yumurta sağan işletmelerde ölü yumurtaları canlı olanlardan ayıklayan makinaların kullanılması çok yararlı olur.Yavrular yumurtadan, çıkmaya başlayınca kalan yumurta kabuklarının ayıklanıp atılması gerekmektedir. Mantarlaşma ve ölü yumurta çok ise yumurtalar 5-6 günde bir kez 1/300.000 sulandırılmış malahit yeşili banyosuna tabi tutulurlar ise mantarlaşma azaltılabilir veya önlenebilir..
Yavruların bakım ve beslenmesi.
Yumurtadan yeni çıkan yavrular çok nazik yapılıdırlar. Genel olarak kuluçka tablalarının delikleri bunların geçmesini engellemeyecek genişlikte ise, yavrular bu tablanın alt kısmına geçer ve dip kısımda istirahat eder şekilde hareketsiz dururlar. Bu dönemde havuz dip kısmının daha önceden çok iyi bir şekilde temizlenmiş olması gerekir. Bu dönemde ölecek keseli yavrularında hemen temizlenerek ayıklanması gerekir. Verilen su temiz ve az hareketli olmalıdır. Besin kesesinin kaybolmasından az önce balıklarda hareket başlar ve yem bulmak için su yüzeyine doğru yüzme hareketleri yaparlar. Bu dönemde yem verilmeye başlanılır.
Alabalık yumurtalarından yavru elde edildikten bir süre sonraya kadar yavruları yemlemeye gerek yoktur. Çünkü yavru balık karın altında bulunan besin kesesinden beslenir. Bu süre suyun sıcaklığına ve balık türüne göre fark edebilir, örneğin gökkuşağı alabalık yavruları 14-16 derecede su sıcaklıklarında 18-20 günden itibaren yem almaya başlayabilirler. Bu konuda genel bir kural olarak yavru balığın karın altında bulunan besin keseciğinin azalmaya başladığı dönemden itibaren balıklara azar azar yem verilmeye başlanır. Yemleme çok dikkatli yapılmalı ve yavruların yemi alıp almadıkları dikkatle incelenerek yemlemeye devam edilmelidir.
Yavru alabalıkların beslenmesinde eskiden dalak ve ciğer ezilerek verilmesi yaygın bir uygulama idi. Fakat günümüzde dalak verilmesi işlemi azalmıştır. Daha çok toz yemler ile besleme yolu izlenmektedir. Bunun çeşitli kolaylıkları vardır, öncelikle toz yemlerin stoklanarak saklanması kolaydır. Dalak gibi yemler ise her gün temin edilme zorunluğundadır. Bu nedenle bizde toz yem ile yavru balıkların beslenilmesini önereceğiz .
Yavru balıkların beslenmesinde kullanılan toz yemlerin proteince daha zengin olması gerekir. Bu amaçla ortalama %40 dolayında balık unu içermesi yararlı olur. Yavru balıklar için özel olarak hazırlanmış toz yem temini zor olduğunda bazı yetiştiriciler ergin balıklar için hazırlattıkları pelet yemleri eleyerek elde ettikleri toz yem ile yavru balıklarını besleme yolunu izlemektedirler. Kısmen de olsa başarılı olmaktadırlar. Bu yolu zorda kalan her yetiştirici için önerebiliriz. Eleme ile elde edilen bu toz yem içerisine bir miktar balık unu, kan, ezilmiş dalak veya sığır ciğeri ilave edilebilir ise pratik olarak yavru balık besleme problemi çözümlenmiş olur.
Yavru balıkların beslenmesinde ilk günler yem çok az verilir. Her gün yem miktarı arttırılarak balıklar yeme alıştırılır. Yemlemenin bir günde azar azar ve 4-5 kere de yapılması gerekir. Yemlemede yemin tüketimi dikkatlice takip edilir. Yemlerin yenilmeden dip kısma çökme durumuna imkân verilmemelidir. Çünkü yenilmeden dip kısma çökecek yemler yavru balıklar tarafından alınamaz ve zamanla çürüyerek havuz ortamının bozulmasına neden olur.
Alabalıkların beslenmesinde üç yol izlenebilir. Bunlar taze yaş yemler karışık yemler ve pelet yemler ile beslemedir. Taze yaş yem olarak her türlü balık ve diğer hayvansal su ürünleri bu amaçla kullanılabilir, özellikle ucuz olarak temin edilecek balıklar ile yapılabilecek yemleme ile başarılı bir yetiştiricilik mümkündür. Fakat bu tür yemlerin devamlı ve ekonomik olarak temin edilmeleri zor olabilir. Ayrıca bu tür yemlemede kirlenme konularına çok dikkat edilmesi gerekir. Son yıllarda, ancak çok miktarda ıskarta balık avlanan kuzey ülkeleri kıyı limanlarında bu uygulama devam etmektedir. Ülkemiz için bazı durumlarda arada sırada pelet yem yanında bu tür yemler ile balıkların beslenmesi mümkündür. Bu durumda karışık yemleme diyeceğimiz ikinci yemleme yöntemi uygulanmış olur.
Günümüz alabalık yetiştiriciliğinde en ekonomik ve pratik yemleme şekli pelet yemler ile yapılan yetiştirme olmaktadır. Pelet yemler kullanılmasının yararlan çoktur. Öncelikle her zaman temin edilebilirler. Depolanmaları kolaydır. Balık miktarı ve ağırlığına göre bir planlama yapılarak gerekli miktarda yem verilmesi mümkün olur. Bu nedenle ülkemizde alabalık yetiştiriciliğinde pelet yemler ile yemleme yöntemi önerilir ve en uygun besleme şeklide bu olmaktadır.
Alabalıklar genel olarak etobur hayvanlardır. Bu nedenle alabalık besisinde kullanılan yemlerin proteince zengin olmaları gerekir. Alabalık yemlerinde en az % 30-35 protein bulunmalıdır. Ayrıca protein kaynağının balıklardan gelmesi daha yararlı olacaktır. Balıklara verilecek yem miktarı genel olarak toplam canlı ağırlığın %2 si dolayındadır