![]()
![]()
KÖYÜN YETİŞTİRDİĞİ ŞAİRLER
REŞAT ÖNDER:
1964 yılında Yukarıdurak Köyü’nde doğdu. Bir şiir kitabı yayınlandı: ÜÇ BAYRAM ŞİİRLERİ.
RECEP ÖZTABAK
1965 yılında Bursada doğdu. Polis akademisinde amir olan Öztabak Dunyanın birçok ülkesine görevli gitmiş Rotterdam başkonsolosluğunda diplomat “ güvenlik ataşesi “ olarak 3 yıl görev yapmıştır ‘’ YİĞİTLİĞİMDE TEKME İZİ ‘’ adlı şiir kitabi yayımlandı.Amatör olarak halk müziğiyle de uğraşmaktadır ve ‘Gurbet zambağı ve hormonsuz türküler ‘’ adlı albümleri vardır
KÖYDE YÖRESEL AŞIKLAMA ŞİİRLERİNİ EZBERİNDE TUTARAK SÖYLEYEN KİŞİLER:
1-Süleyman KURU
2- Hasan NİŞANCI (Delali)
3-Mustafa ÖNDER (Rota)
4-Mustafa KALENDER (Miskini)
SİYASET NE ALEMDE
Bu köyde siyaset zevktir... Kim ne söylerse söylesin!.. muhtarlık seçimleri bile entrikalarla geçer
Yukarıdurak Köyü’nden yaşlı bir köylünün çizdiği siyaset anlayışı şu.
“Cenazemize, hastamıza, düğünümüze hep birlikte koşuyoruz... Birbirimizin tabutunun altına giriyoruz... Siyaset bizim için karşıdaki adamı hoş görmektir.”
Oy durumu sürekli kaygan durumda. Belli bir partiye saplantı yok. Köyü ziyaret eden ünlü politikacılar: Mesut Yılmaz ve Rize Milletvekilleri. Aslen Yukarıdurak mehmet nişanci (yapaz) nin kızkardeşi olan elmaz in torunu olan yazıcının başivat mahallasi zillo mehmedin oğlu olan İbrahim yazıcı ANAP ve DYP millet vekilğini yapti şu an bursa spor kulub başkanıdır.Ayrıca Mümtaz Sinan Köyün bağli olduğu Ardeşen ilçesinde ikinci Dönemdir belediye başkanlık görevini başarıyla yürütmektedir. İbrahim Önder Ardeşen AKP , Emin Önder İstanbul AKP il , Yuzuf ziya ÖZTABAK da Yalova AKP il AKP Rıfkı Yaylacı Yine İstanbul AKP teşkilatlarında hizmet yarışındalar Özelikle İbrahım ÖNDER Ve Belediye Başkanı sy Sinanin Köy Halkının hizmetinde Cidid Gayretleri vardır . Bürokrasi de de önemli simalar vardır. Bunlardan en önemlisi . Basından yetişme Dönemin başbakanı Mesut Yılmazın basın Müşavirliği ve akabinde bir çok ANAP bakanına basın danışmanlığı yapıan TRT genel müdürlük yarışında bulunan sonrasında tekel Tuz fabrikaları genel müdürlünü yapan Osman yazıcı ve şimdilerde siyaseti uzaktan izleyen ve asıl mesleği gazeteciliği bazi internet sitelerinde köşe yazilarıyla sürdermeye çaışmaktadır , Özel Çevre Koruma Kurumu Başkan Yrd olan Ahmet Özyanık söyleyebiliriz.
Kırmızı pasaportlu Diş işleri Bakanlığında Diplomat (Ataşe ) olarak Görev yapan Polis Akademisinde Amir Recep Öztabak dan sonra Yine Polis Memuru Olan Ziya Görmez Ataşelik Görevini Türki devletlerinde Yürütmektedir.
KÖYDEN ÇEŞİTLEMELER
Eve girerken kapıda ayak açılıyor...
Evler genellikle iki katlıdır. Alt kat ahır olarak kullanılıyor. Çatı arasına hayvan yiyeceği ot konuluyor. Her evin yanında bir nayla var. Evler genellikle; Tuğla, briket ve ahşap...
Köyde ata ve dede ismini yaşatmaya çok özen gösteriliyor. Onun için aynı adı ve soyadı taşıyan bir çok insan var; örnek. On kadar Osman Önder, on kadar Hatice Nişancı... Bu yüzden mektup sahibini çok geç buluyor.
Her şey insan sırtıyla taşınıyor burada; odun, ot, çay, yaprak... ama her şey gibi yazının yazıldığı tarih ve zaman de eskidi sırtıyla yük taşıyan yok desek en doğrusu olur. 3 tekerlekli el arabaları ve motorlu taşıtlar insanların omuzlarından bu tür külfet ve ağırlıkları aldı günümüzde
Köyde maden araştırması yapılmış, altın ve manganez madeni olduğu tespit edilmiş...
Köyde eğitimden geçmemiş ama tecrübe kazanmış bazı köy kadınları da doğum yaptırıyorlar.
Köyde birbirine heyecanlı dakikalar yaşatan şaka yüklü mektuplar yazıyorlar.
Genellikle kış oyunları arasında; “yüzük kimde?” oyunu oynanıyor.
1-Yeni evli erkeğin gece oturmalarına ilk bir iki hafta içinde gitmesi hoş karşılanmaz.
2-Genellikle şöyle beddua edilir: “Allah belanı versin, hoca selanı versin.”
3-Tosun, inek, öküz kesen birisi komşularını et yemeğe davet eder.
4-Yukarı durakta tüm erkekler gurbeti yaşamıştır., kadınları ve çocukları çıkarsak.
5-Burada otuz beş yaşından yukarı erkekler çorap, kaşkol, eldiven örüyorlar. Şimdilerde yun mu kaldı ki örsünler millet ten beliğe ve sefaya alıştı babam nerde çorap ören nerde
6-Cereyanın kesik olduğu günlerde ölüm haberi sac boru ile duyurulur.
7-Köylülerin memura bakış açıları şöyledir: “Otuz günlük ayda yirmi dokuz gün aç, bir gün toktur.” Bu anlayış tek ekmek kapısı devlet memurluğudur hakım oldu son günlerde
8-Karasabana burada insanlar koşularak tarlalarını sürüyorlar.
9-Martta gelin olan dertli olur.
10-Erkek çocuk doğursun diye gelinin kucağına erkek çocuk oturtulur.
YENİ YILDA EVİNE GELENİ BOŞ ÇEVİRMEYECEKSİN
Bir şey yedireceksin. Yeni yılda bir yere giderken bazısı rastlarsa uğur getirir, bazısı rastlarsa uğursuzluk getirir.
GURBETE GİDENİN ARKASINDAN EVİ SÜPÜRMEZLER
Ev halkı o gün evi süpürmez, toprak oynatmaz, çöpü dışarı atmaz, kimseye bir şey vermez.
BAZI İNANÇLAR
1-Çocuğun ağlamasını kesmek için tavuğun ilk yumurtasına kömür sürerek dört yol ortasına gömerler.
2-Yeni doğan çocuğun ağlamasını durdurmak için horoz sesi işitmemiş çam dalına ipten düğüm atıyorlar.
3-Birden fazla kişinin omuzlarında taşınan tomruğunu bebeği basmaması için bebeğin ayakları tomruğun üzerine bastırılır.
4-Eve dışarıdan getirilen etin bebeği basmaması için bebeğin ayakları etin üstüne bastırılır.
5-Mayısın durağında toprağı oynatırsan, sel alır bereket olmaz.
6-(Salı günü ağaç kesme ile ilgili bir batıl inanç vardır)
7-Ağustosun durağında ekin toplamaya gidersen bereket kalmaz, yel alır gider.
8-Son Çarşamba yola çıkmak uğursuzluktur.
9-Salı günü traş olmak uğursuzluktur.
10-Pazar günü kesilen ağaç güvelenir.
11-Cuma günü yaş ağaç kesen hayır görmez.
12-Akşam namazından sonra evin damlalığından dışarı sıcak su dökeni peri çarpar.
13-Siğil tedavi etmek için el ve ayak tırnaklarıyla yabani elmanın küçük dallarını birlikte dört yol ortasına gömeceksin.
14-Yağışlı havada tarlaya gireni yer altındaki kocakarılar kukarla yer altına çekerler.
15-Cuma günleri hastaları camide dua okutturunca tedavi olacağına inanılıyor.
16-yayla yolundaki DİLEKTAŞI’nda dilek dileğinin kabul olacağına inanılıyor.
17-Şubat ayında düğün yapanların çocuğu olmaz.
18-Düğün günü kız evinde düğüm atılmaz, atılırsa kız bağlanır.
19-Kuzgun öterse ölüm olur. Erkek çakal “ lipardi “ kimin arazisinde ulursa o haneye uğursuzluk getirir.
.
NUSKA (MUSKA)
Nazardan korkanlara, uyurgezerlere, uykuda konuşanlara, ağlayan çocuklara, yeni doğan ineklere, kötülük istenilen kişilere, sevdalılara muska takılıyor.
NAZARA İNANMA
Nazara inanıyorlar. Alaca gözlü insanlar nazarcıdır. Nazar olan inek huysuzlaşır, sütü acı olur, peynir tutmaz. Tamahçı insanların gözü tutar.
KADINLAR YOLUN ALT TARAFINDAN GİDER
Erkeğe kadının saygısıdır. Yaşça küçükler yolun alt tarafından giderler. Büyükler yolun üst tarafından giderler. Kadınlar erkeklerin arkasından yürür
YENİ EVLENENLERİ NUSKA İLE BAĞLAMA
İki şekilde oluyor: Birincisi kötülük olsun, ikincisi ise mutlu olsunlar diye.
GUGULİ KUŞU ÖTMEDEN KAHVALTI YAPACAKSIN
Guguli kuşu ilk ötmeden, sen kahvaltını yapacaksın. O öttükten sonra sen kahvaltı yaparsan o sene seni yenmiş olur. Köy halkının inancı bu... şimdi yani 2008 saat 10 da kalkana helal olsun
KÖYDE SÖYLENEN ATASÖZLERİ
Isırgan kökünden gül bitmez, yine ısırgan biter.
Elin ölümü ele uyku gelir.
KÖYDEN GÖÇ EDENLERİ UĞURLAMA
Köyden göç edecek kişi komşularını davet eder. Kendisini uğurlamak için gideceği gün herkes evine gider. Arabaya yerleşip hareket edene kadar yanında bulunurlar. Akşamdan erken yetmek ne mümkün küli ağlatır komşular erken kalk ta giden vedalaşsın hatunuyla nerde
ÖLENİN ARKASINDAN ÜÇ GÜN EVİ SÜPÜRMEZLER
Ölenin arkasından üç gün evi süpürmezler - üç gün evden ayrılmazlar
GECE OTURMALARI
Gece oturmalarına davetli-davetsiz gidilir. Oturmalarda askerlik anıları anlatılır, köyün işleri tartışılır, politika yapılır. Ayrıca yemek yenir, çay içilir. Dedikodu ve köy meselelerini de unutmamak lazım
ASKERE GİDECEK GENÇLERİN VEDALAŞMALARI
Osmanlı döneminde askere gidenler vedalaşırken; “Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var” derlermiş. Bu prensiple Birinci Dünya Savaşı’na köyden bir çok kişi askere alınır. Bunlardan bir anda askere alınan üç kardeşten, Tukioğlu Mehmet, Osman ve Mustafa. Bunlardan Mustafa’nın sekiz yıl sonra köyüne döndüğü bilinir.
İstiklal savaşına katılmış ve madalya almış gaziler şunlardır:
1-Mehmet Nişancı Yapaz
2-Mustafa Yazıcı
3-Mehmet Öztabak.
Şimdiki gençler askere giderken ev ev köyü gezerken vedalaşırlar. Askerlik yapmayanı köylü hoş karşılamaz.
İMECE (MECİ)
İmece için ev ev gezilerek akşamdan haber verilir. Genellikle imece davetine uyulur. Beton karma, poruş (kazma) yapma, çay toplama, gübre taşıma, mısır ayıklama için imece yapılır. Dı şimdi gürcü halkı potansiyel iş gücü iş yapan varmıki imece olsun
DEDENİN YANINDA ÇOCUK SEVİLMEZ
Çocuğu dede ve ninesinin yanında anne ve babası sevemez. Anormal karşılanır. Dı şimdi bu gelenekten kalanı pek azdır
DOĞAN ÇOCUĞA ANNE VE BABASI AD KOYAMAZ
Oğan çocuğa anne ve babası ad koyamaz. Dede ve ninesi çocuğa ad koyar. Çocuğa kız veya erkek oluşuna göre dedesinin veya ninesinin adı.
SES VERME
Burada ölü sahiplerine başsağlığı dileme olayına “SES VERME” diyorlar. Köyde yediden yetmişe herkes ses vermeye gider. “Bugün ona yarın bana” prensibiyle, bu günde dargınlar da barışır. Bu gelenek yozlaşmadan devam eder burada tek bozulmayan belki güçlenen dayanışmadır ses verme
KÖYDEKİ DÜĞÜNLER
Önceden babası kızını kime isterse ona verirmiş. Kızın hiçbir söz hakkı yokmuş. Şimdi kızın da görüşü alınıyor. Hatta seveni sevene verme eğilimi başlamıştır.
Kirve ve kızı istenmez ve alınmaz.
Akrabanın istediği kızı yabancı isteyemez.
Erkek sevdiği kızın başörtüsünü kapar alır. Kızın başörtüsünü kapan erkekten başkası o kızı isteyemez. Kız istemek için önceden aracı olarak bir kadın gönderilir. Aradan birkaç gün geçer. Kızın babasının durumuna göre, erkek tarafı mahallenin yaşlı kişilerini toplayarak kız istemeye giderler. Karar olumluysa söz kesilir. Önceleri kız istemek için erkeğin babası bir sopa parçasını kendine taraf yontarmış (bıçakla).
Nişanlı kız düğüne dek erkek tarafıyla konuşmaz.
DÜĞÜNE DAVET
Düğün sahibi dargın olduğu kişileri düğüne davet etmez.
Eskilerden düğünlerde çalgılar “tulum-kemençe” çalınır, oyunlar oynanırmış. Bu gün dinsel sebeplerle terk edilmiştir. Çalgı çalınmaz, oyun oynanmaz.
Başlık parası alma işi terk edilmiştir.
Ziynet takma ve aldırma işi terk edilmiştir.
Köyde iki çeşit düğün yapılır: Akraba düğünü (sadece akrabalar davet edilir), köy düğünü (umum köy davet edilir).
Düğüne bir gün kala davet yapılır, kapı kapı dolaşarak... kız tarafı davet etmişse bahşiş vereceksin. Erkek tarafında bahşiş yoktur.
Düğün alayı gelini almak için geliyorsa, karşıdan gelenler yolun alt tarafında duracak.
Gelinlik giydirmeyi günah sayıyorlar.
Ve köy düğünleri de yapılmaz oldu o el yapımı baklavalar pilavlar kavurmalar kuru fasulyeler daha ucuz ve ruhsuz salon düğün adabı çıktıktan sonra
GELİN ERKEK EVİNİN YOLUNDA
Köyde düğünler genellikle aralık, ocak, şubat aylarında yapılır.
Gelin erkek evine götürülürken yol kesilmez. Karşıdan gelenler yolun alt tarafında ise altına, üst tarafında ise üstüne duracak. Alt taraftaki üst tarafa, üst taraftaki alt tarafa geçerse yol kesilmiş olur. Bu durum hoş karşılanmaz.
Gelin babasının önüne ip tutanlara zarf içinde para bahşiş verilir.
DAMAT EVİNE YAKLAŞAN KIZ TARAFININ İSTEKLERİ
Damat evine elli metre kadar yaklaştıklarında gelin tarafı arabayı durduruyorlar. Bu arada erkek tarafının temsilcisi DADE (sağdıcı) arabanın yanına gider.
“--İsteğiniz nedir beyler?” Der.
“--Bizi koruyacak sayın damat beyi görelim” der kız tarafı. Dade hemen damadı alır getirir. Damat kız tarafını selamlar. Geriye gider. Kız tarafı gelinle birkaç metre erkek evine yaklaşırlar. Tekrar damadı isterler:
“—Damat Bey gelsin” Dade damadı alır gelir.
“—Buralar çamurdur asfalt olacak” der kız tarafı. Çamursa çamur biraz temizlettirilir. Damat geri gider. Kız tarafı erkek evine biraz daha yaklaşır. Damadı tekrar isterler. Damat gelir, şemsiyeyi gelinin üzerinden alır. Bozuk para ile karışık renkli kağıtları gelinin üzerine serper. Damat geri döner.
Kız tarafı erkek evinin merdivenine kadar yanaşırlar. Damadı isterler. Damat gelir, gelini kolundan tutup damada teslim ederler. Damat gelini kapıdan içeri alır. Başka kapıdan yada pencereden dışları çıkar. Gelini içeri aldığı kapıyı tekrar açarak içeri girer. Eve yeni gelen gelin kaynanasıyla birkaç ay konuşmaz.
Eskiden gelinler kaynata evinde ateş yanan yere yakın oturamazlarmış.
KÖYDEKİ YEMEKLER
Kızlar yemek yapmayı annelerinden öğreniyorlar.
Mutfak aynı zamanda oturma salonudur.
Yemeklerin bir kısmı çatal kaşık kullanmadan yenir. Çoğunlukla aynı sofraya oturulur, yetersiz geldiğinde çocuklara ayrı sofra kurulur. Yemeğe besmele ile başlanır. Yemek dağıtımında belli bir kural yoktur. Yemeğe önce büyükler başlar. Sofradan kalkmanın belli bir sırası yoktur. Sofraya geç oturma, sonradan katılma yoktur.
Sofranın dibine ekmek parçaları dökülmez. Tabakta yemek bırakmak pek hoş karşılanmaz. Misafir dahi gelse sofradan kalkılmaz, “Buyur” denir.
Ateşe tuz, ekmek atılmaz. Komşudan tuz, şeker, biber ödünç olarak alınabilir.
Ocaktaki boş zincir sallatılmaz; ineğin yuvarlanır, herhangi bir uğursuzluk olur.
Eskiden tamamı tahtadan yapılmış sofralar, siniler, kaşıklar, hamur tekneleri kullanılırdı.
“Lahana ekmeğin veziri,
Öteki kıvırı zıvırı.”
Lahana köyün temel besin kaynağıdır. Lahanadan; ğemu, termoni, ezme, sarma, pancari, kavurma, turşu yapılır.
Fasulye: Kuru, taze ve konserve yemekleri ile turşusu yapılır.
Tavalama: Köye özgü peynirin tere yağı ile eritilmesidir.
Haşil denilen mısır lapası yapılır. Yağ ve ayranla yenir.
Elma, armut, ayva kurutularak hoşaflık yapılır.
Ğomu: Kırmızı barbunya, karalahana, mısır unu, tuz, iç yağından yapılan yemektir.
Termoni: az farkla ğomuğun bir çeşidi.
Ayrıca pilav, laz böreği ve baklava da sofraların vazgeçilmez çeşididir.
Kavurma yoğurt, kaymak, ayran, minci, süt, sütlaç, tereyağı da köyün yiyecekleri arasındadır.
YAYLACILIK
“Haziranda geliyor yayla zamanı
Yayla zamanı
Yaylacılar sürüyor
Devranı
Akşam üstü içer
Ekşi ayranı...”
Yukarıdaki dizeleri söyleyen Mustafa KALENDER, şu sözleri de ekliyor konuşmasına:
“—‘Ardeşen’i batıran atmacacılık, Murgul’u batıran ayrancılık, Yukarıdurak Köyünü batıran yaylacılıktır’ derdi eskilerimiz.”
Eskiden yaylaya topluca çıkılırmış... Tulum çalınır, şen şakrak içinde, neşeyle oyunlar oynanarak yaylaya çıkılırmış. Uygun yerlerde molalar verilir, bu eğlenceler tekrarlanırmış.
“Yaylanın düzünde oynar ahbaplar,
Aklıma gelince eriyor yürek...”
Önce Zizeni’ye çıkılıyor. Sonra ana yaylaya çıkılıyor. (Sırt Sapuret) Daha sonra da değişik kollara ayrılıyorlar. Arka, Göleteği, Çamdibi, Neknari...
Yaylada alabalık tutuluyor.
Yaylacılık yapanların koyun, keçi, inek, öküz, katır, at, köpekler gibi hayvanları vardır.
YUKARIDURAK YAYLASINDA ARI SULTANI OTURURMUŞ
Çok önceleri Yukarı durak yaylasında arı sultanı otururmuş. Bir imparatorluk kadar arı varmış... Halk arıların balından çok mumundan yararlanırmış. Balmumundan mum yaparak katırlarla Erzurum’a Bayburt’a, Rize’ye, Trabzon’a sevk ederek balmumu yaparlarmış...
Bu günde arıcılık aynı bölgede yapılmasına rağmen, arıların nesli tükenmektedir. Arıcılık yapanlar azalmıştır. Balmumu ticareti yok olmuştur.
Köy içinde bal satılır, az da olsa...
TARİHİ VE TURİSTİK YERLER
ILICAK SUYU: Mağara mevkiindedir. Mide ağrılarına iyi gelmektedir.
GAVUR MEZARI VE RUS GÖZELTME YERLERİ: Kayabaşı Mahallesi’nin Kırkıncı Tepesi’nin üstündedir. İşgal döneminden kalmıştır.
PEYGAMBER SUYU: Peygamber Suyu efsanesinde ayrıntısıyla anlatılmıştır.
ZİGEMİ ULYA CAMİİ: Köyde altı adet cami vardır. Bunların içinde tarihi özelliğe sahip olan Zigemi Ulya Camiidir. İnşa tarihi H.1156 M.1743’tür. Cami çeşitli dönemlerde tamirat görmüştür. Caminin vakıflara kaydının yapılması hususunda Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi dekanı Prof. Dr. Haşim Karpuz Bey’in katkıları olmuştur. Kültür bakanlığı tarafından yayınlanan “RİZE” isimli kitabında caminin planı ve fotoğrafı yer almaktadır.
KAPAKLI SU: Borovan yolunda, çanak halinde bir taş üstünde kapak var. İnsanlar içine başını sokarak bu suyu içiyorlar.
Yeşilin her tonuyla kucaklaşmak isteyen, Kaçkar’ın heybetinden fışkıran temiz havayı solumak isteyen derelerde kendi eliyle canlı alabalık yakalayarak yemek isteyen herkesin özlemini gidereceği bir yerdir, Yukarı durak Köyü...
AVCILIK
Domuz, çeşitli kuşlar, dağ keçisi ve alabalık avcılığı potansiyeli mevcuttur. Köyde avcılık yapanlar vardır.
KÖYÜN TEMEL SORUNLARI
Köyün büyük sorunları mevcuttur. Bunların bir kısmını maddeleştirmeye çalışırsak sorunları şöyle tespit edebiliriz.
1-Köyü şehre bağlayan ana yolun genişletilerek asfalt durumuna getirilmesi. Bu konu büyük ölçüde çözümlendi.
2-Mahalleleri birbirine bağlayan yolların bakımının yapılması maalesef kişisel çıkarlar ve cehaletten arazimden yol geçemez anlayışı ne yazık ki hala çok yaygın bu yüzden kavgalar dedikodular ve çekişmeler bitmek bilmez bir durumda
3-Büyük Mahalle yol güzergâhının değiştirilmesi. Kvaşubadan karmateruba ve tobari ve yayla yolunun bağlanması ama yukarda sayılan sebepler bunlara engel
4-Yayla yolunun daha bakımlı bir duruma getirilmesi
5-Köyde işler durumda olmayan sağlık ocağının işlerliğe kavuşturularak personel bulundurulması
6-Köy düğün salonunun ve muhtarlık binasının yapılması
7-Köyde bir kooperatif (Üretim-Tüketim) kurulması.
Günceleştiren ve yeni bilgilerle katkı: Recep ÖZTABAK