KİVİ TARIMI YETİŞTİRME FAYDALARI VE HERŞEY

Kivinin Tanıtımı:

Kivi, Güney-DoÄŸu Asya’nın yerli bir bitkisidir. Orman altlarında doÄŸal olarak yetiÅŸen bu bitki, kışın yaprağını döken, meyveli asma formunda kuvvetli ve sarılıcı olarak geliÅŸmektedir. Tümü Güney-DoÄŸu Asya orijinli olmak üzere 50 dolayında türü vardır. Meyveleri için üretilen türlerin en kalitelisi Actinidia chinensis türü olup Kivi adıyla bilinmektedir. Yaklaşık bir tavuk yumurtası iriliÄŸinde (80-100 g) ve kabuÄŸu kahverengi tüylerle kaplı olan kivi meyvesi, kaba dış görünümü ile meyve içinin güzelliÄŸini yansıtmamaktadır. Ferahlatıcı ve hoÅŸ bir tada sahip olan meyve, taze tüketilebildiÄŸi gibi, meyve salataları ve tatlılarda, özellikle yaÅŸ pastalarda tüketilmektedir. Yüksek oranda C vitamini içermesi, proteinler ve minerallerce zengin olması nedeniyle saÄŸlık meyvesi de denilmektedir
Bitki Özellikleri:

Kivi asmaları üçüncü yaÅŸtan itibaren meyve vermeye baÅŸlarlar. Ekonomik ömrü 20-25 yıldır. Asmalar bölgelere göre deÄŸiÅŸmekle birlikte nisan başında yapraklanır, mayıs sonunda çiçek açarlar. Hasat ise genellikle ekim sonunda yapılmaktadır. Yapraklar iklim gidiÅŸi ve yetiÅŸtiÄŸi bölgeye baÄŸlı olarak aralıkta dökülürler
                                                                   İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ

Genel olarak kivi kültürünün yapılabileceÄŸi alanlar kışları ılık, yazları sıcak ve nemli yörelerdir. Yıllık ortalama sıcaklıkların yanında özellikle Mart-Kasım dönemini kapsayan geliÅŸme dönemindeki sıcaklık toplamları da önemlidir. Bitkilerdeki geliÅŸme faaliyet-leri 8 º C ve üzerinde olur Bunun altın-daki sıcaklıklarda kök, sürgün yaprak çalışması durur. Genç bitkiler -4 º C ye yetiÅŸkinler ise -14 º C' ye kadar dayana-bilirler. GeliÅŸme döneminde en uygun sıcaklıklar 10-30 º C arasıdır. Don olayları kivi yetiÅŸtiriciliÄŸine en çok kısıtlama getiren etmenlerden biridir. Özelikle gözlerin sürmesi ve yapraklan-madan sonra olan don olayları bitkiye büyük zarar verir. İlkbahar geç donlarının olduÄŸu ekolojilerde en uygun araziler güneye bakan, hafif meyilli arazilerdir.

Kivi sürgünleri çok gevrek ve kırılıcı olduÄŸundan rüzgar etkisi artmaktadır. Bu yüzden, bitkiler sert ve sürekli rüzgar alan yörelerde iyi geliÅŸemez. Kivi bitkisi yıllık yağış miktarı 800-1400 mm olan yerlerde iyi bir geliÅŸme göstermektedir. Türkiye de DoÄŸu Karadeniz Bölgesi dışında hemen hiçbir yer bu yağış düzenine sahip deÄŸildir. Bu yüzden su isteÄŸi sulama suyu ile karşılanmalıdır.

Kivi toprak yönünden oldukça seçici bir türdür. Ağır ve su tutan topraklarda geliÅŸmesi düzenli olmaz Çok kumsal topraklarda ise su düzeni zor saÄŸlanır ve geliÅŸme düzensiz olur.

Genel olarak kivi derin ve süzek olan, kireçsiz topraklarda yetiÅŸebilir. Organik maddece zengin, PH' sı 5.5-7.6 arasında olan topraklar kivi yetiÅŸtiri-ciliÄŸine elveriÅŸli topraklardır.

BAHÇE KURULMASI

Kivi bahçesi kurulmadan önce; İklim, bahçe yerinin seçimi, fidan ve çeÅŸit seçimi, toprak özellikleri, toprak iÅŸlemeye uygunluk, sulama suyu temini, fidan ve çeÅŸit seçimi, fidanların dikim aralık ve mesafelerinin çok iyi planlanması gerekmektedir.

Bahçe kurulmadan önce toprak hazırlığı yapılmalıdır. Bahçe kurulacak yerin derin iÅŸlenmesi, dekara 5-6 ton olacak ÅŸekilde yanmış çiftlik (hayvan) gübresi verilmesi, hem toprak özellik-lerinin düzeltilmesi hem de bitkiyi beslemesi açısından son derece yararlı olacaktır. Ayrıca toprak analizlerine dayalı temel ticari gübrelemede yapılmalıdır

Fidan dikim aralıkları toprak özelliklerine göre deÄŸiÅŸmektedir. Bitki besin maddelerince zengin topraklarda dikim aralık ve mesafesi, fakir toprak-lara göre daha geniÅŸ tutulur. Dikim aralık ve mesafesi ayrıca uygulanacak terbiye ÅŸekline göre de deÄŸiÅŸmektedir.

En çok kullanılan T direk terbiye sisteminde sıra arası.5 metre, sıra üzeri 4-4.5 metre olarak önerilir.

Fidan dikimi arazi uygunsa Kuzey-Güney yönünde düzenlenmelidir. Bu ÅŸekilde sıraların iki tarafı da güneÅŸleneceÄŸinden verimlilik ve ürün kalitesi artar.

Kivi bitkisinde erkek ve diÅŸi bitkiler ayrı ayrı olduÄŸundan bahçe kurulurken genel olarak 7-8 diÅŸi bitkiye 1 erkek (tozlayıcı ) bitki ÅŸeklinde bahçe dikim planı yapılması gereklidir. Kivide tozlanma böceklerle daha ziyade arılar-la olmaktadır. Bu nedenle erkek bitki-lerin düzenli bir ÅŸekilde dağıtılması gereklidir.

0 0 0 0 0 0

0 X 0 0 X 0

0 0 0 0 0 0

X 0 0 X 0 0

0 0 0 0 0 0

0 0 0 0 0 0

0 X 0 0 X 0

0 0 0 0 0 0

1: 8 Erkek ve diÅŸi oranına göre dikim planı
( 0 ) DiÅŸi bitkiler
( X ) Erkek ( tozlayıcı ) bitkiler

FİDAN ÖZELLIKLERI VE DİKİM

 Fidan çepeçevre ve bol saçak


köklü olmalıdır. Köklerde ur nematod-larının belirtisi olan urlar olmamalıdır. Kökler canlı ve sarımsı olmalıdır. Aşılı fidanlarda sürgün uzunluÄŸu 80-100 cm olmalıdır. Erken verime yatmaları için 2 yaÅŸlı fidanlar kullanılmalıdır. Fidan gövdesi odunumsu olmamalı ve sürgünler 3- 4 göz üzerinden kesilerek dikilmelidir. Kışın sert geçmediÄŸi yerlerde sonbahar dikimi uygundur. Kış donlarının hatta ilkbahar donlarının olduÄŸu yörelerde dikim ilkbaharda don tehlikesi geçtikten sonra yapılmalıdır. Dikim çukuru en az 30-40 cm derinlik ve 35-40 cm geniÅŸliÄŸinde olmalıdır. Dikim çukurunun alt tarafına, çukur açılırken çıkan üst toprak yanmış çiftlik gübresiyle karıştırarak konulmalı ve kökler bu toprak üstüne serbestçe gelecek ÅŸekilde yerleÅŸtirilerek, üst top-rakla örtülmeli ve çukurlar kümbet yapılarak doldurulmalıdır. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir. Yine dikimden sonra gövdenin dik ve düzgün büyümesi için, gövdenin dik ve düzgün büyümesi için bu hereÄŸe baÄŸlanmalıdır r

Åžekil-1 Dikim çukuru ve fidan dikimi

DESTEK SİSTEMİ  

Kivi kuvvetli geliÅŸme gücüne sahip bir bitkidir. Normal geliÅŸme ve büyümelerini sürdürebilmeleri için desteÄŸe ihtiyaç duyarlar. EÄŸer destek sistemi yapılmazsa kuvvetli toprak üstü aksamı nedeniyle Toplu çalı ÅŸeklinde geliÅŸirler. Anavatanlarında aÄŸaçlara sarılarak büyürler . Ancak ticari amaçla yapılan üretimde mutlaka destek sistemine ihtiyaç vardır. Bu destek sistemi ve malzeme teli baÄŸcılıkta kullanılan destek sistemine oldukça benzemektedir. Direkler aÄŸaç, beton veya demirden olabilir. Destek sistemi saÄŸlam, dayanıklı ve ucuz olmalıdır. Beton direkler 8X10 veya 10X10 cm kesitinde olabilir. Boyları ise 2.25-3.00 m arasında olabilir. AÄŸaç ve beton direkler topraÄŸa 50-60cm derinliÄŸinde çakılmış ve gömülmüÅŸ olmalıdır.

Bir bitkinin 30-50kg ( 300-500 ) adet meyve taşıyacağı düÅŸünüldüÄŸünde tel sistemini saÄŸlam olması önemlidir. Kol üzerinde 50cm aralıklarla 3 paslan-maz tel çekilebilir.



Şekil-2 Direk terbiye şeklinde direk şekli ve boyutları



Åžekil-3 T Terbiye sistemi

KİVİDE GÜBRELEME


Kivi bitkisi bol saçak kök yaptığı için topraktan çok fazla bitki besin elementi alan bir bitkidir. Bu nedenle Dikim öncesi yapılan taban gübrelemesi ile verim çağın-da yapılan yıllık gübreleme çok önemlidir. Çizelge-1


Gübrelerin veriliÅŸ zamanı ve ÅŸekli çok önemlidir. Prensip olarak azotlu gübre-nin 2/3' ü bitki uyanmadan önce (Mart içinde), kalan 1/3'ü ise çiçeklenme sonun-da (mayıs sonunda) topraÄŸa verilmelidir. Azotlu gübre verilirken toprağın nemli ol-ması gereklidir. Toprak kuru ve bitki susuz ise azotlu gübre verilmemelidir. Fosforlu ve potaslı gübreler. İse sonbaharda veya erken dönemde (Åžubat içinde) bir defada ve toprağın 20-25cm derinliÄŸine verilme-lidir. Gübreler baÅŸlangıçta gövdeden 40-50cm uzaÄŸa ve daire ÅŸeklinde kök bölgesine verilir YaÅŸ ilerledikçe daire çapı geniÅŸletilerek gübre uygulanır


SULAMA  


Kivi kültüründe en kısıtlayıcı etmenlerden birisi su isteÄŸi ve düzenli sulama zorunluluÄŸudur. Su yetersizliÄŸi durumunda yapraklar kıvrılır, sertleÅŸir ve kenarlarda kurumalar baÅŸlar, yapraklar sarkar, meyveler küçük kalır, sürgünler yeterli uzunluÄŸa ulaÅŸamazlar. Alüvyal top-raklarda, verim yaşındaki bitkilerde her gün veya gün aşırı 4-10 saat süre ile sulama yapmak gerekir. Mayıs-Eylül dönemindeki 5 aylık sürede su tüketimi oldukça fazladır. Bu yüzden bu dönemde yeterli miktarda su verilmelidir.

BUDAMA


Gövde sarılıcı olduÄŸundan budama kivi için çok önemlidir. Kivi budaması 3 baÅŸlık halinde incelenebilir.


1- Şekil budaması


2- Yaz budaması


3- Kış budaması.


İlk yıllar yeni dikilmiÅŸ genç kivi bitkilerine, düzgün ve dik bir gövde oluÅŸturulması amacıyla ÅŸekil budaması yapılır.(Åžekil-1 ve Åžekil 2)



Åžekil 1

Koltuklarda iki yana uzanan kolları oluÅŸturacak ÅŸekilde budanırlar. Meyve bir yaşındaki çubukların gözlerinden oluÅŸacak sürgünler-den medyana geldiÄŸinden çubuk üzerinde 6-10 göz bırakılacak ÅŸekilde kalan kısımlar kesilip çelik alınabilir. Bu ÅŸekil-de kış budaması yapılır.


Kış budaması yaprak dökümü ile gözlerin uyanması arasında kalan sürede yapılır.


Yaz budamaları adından da anlaşılacağı gibi bitkinin yapraklı olduÄŸu dönemde kollar arasındaki sıkışıklığı gidermek, güneÅŸlenmeyi artırmak için meyvesiz sürgün kollarının dipten kesilmesidir.



Hasat ve Muhafaza

 

Hasat genellikle ekim sonu kasım başında yapılmaktadır. Ortalama verim 1.5-2.5 ton/da olur. Kivi klimakterik bir meyve türüdür. Hasat edildiÄŸi anda yeme olumunda deÄŸildir. Hasat olumunda SÇKM oranı en az %7, yeme olumunda ise %14-15 olmalıdır. Meyveler soÄŸutmasız koÅŸullarda 3 ay, soÄŸuk hava depolarında 6-9 ay muhafaza edilebilm

Kivinin Faydaları: Lif açısından da zengin bir besin olan kivi bağırsakları çalıştırarak sindirimi kolaylaÅŸtırır ve kabızlığı önler. Vücudu ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Nezle ve grip gibi soÄŸuk algınlıklarına iyi gelir. Nefes açıcı etkisi ile astımlılara faydalıdır. BaÅŸta göÄŸüs kanseri olmak üzere, kanser oluÅŸumuna ve ilerlemesine karşı koruyucudur. Kan basıncını dengeler. Tansiyonu ve kandaki kolesterol oranını düÅŸürür. KaraciÄŸeri çalıştırır ve kanı temizler. Kansızlığa ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir. YaÅŸlanmanın ciltteki belirtilerini azaltır

Yorum (4) Yorum yaz! | Etiketler :

LAZLARIN TARIHİNE ELEŞTİRİ , CEVAP ve YORUMCU KATKISI


HATIRLATMA : Yazılarım asıl amacı var olan bilgi belgeleri bir araya getirmek  bu belgeleri meraklılarına aynı adresden toplu olarak sunmak doÄŸruyu yanlışı bazen ayırmadan kimin ne düÅŸündüÄŸü nüde sizlerle paylaÅŸmak . kaynak gözterme konusunda ise azami özen gösterdiÄŸimden herkesin emin olmasını istiyorum . Ve katkı olarak yolanacak belge ve yazılarıda yayımlayacağımı tahüt ediyorum lakin kaynak göstermekte herkes üstüne düÅŸüni yapacak bu yazı ve belgelerininde hangi kaynaktan alındığınında yolanması ahlaki olacaktır.
Åžimdi yorum sayfasına düÅŸen bu notu
;

 "Yazan: Can
Sayın Bayım,
Tarihi makale ve sohbet niteliÄŸindeki yazılar, kaynak gösterilmediÄŸi takdirde önemsenecek bir deÄŸere sahip olmayacakları malumunuz olduÄŸunu düÅŸündüÄŸüm için sizleri ikaz etmek istedim.
Kaynağınız varsa neden kaynaklarınızı yazmıyorsunuz?
Kaynağınız yoksa bu tip yazılar birer masal olmaktan ileri gidemeyeceÄŸini, birilerinin düÅŸüncelerini bulandıracağını biliyorsunuzdur. Hangi gayeye hizmet ediyorsunuz anlaşılır bulamadım.
AÅŸağıda bir iki örneÄŸini verdiÄŸim pragraflarınızın itimat edilir kaynaklarını eklemenizi dilerim.
Selamlar
Orta Asya'dan batıya doÄŸru göçlerin tarihi çok eskidir. M.Ö. 2000'lerde atlı-göçebe hayat süren, at eti yiyen, kısrak sütü içen Türk asıllı KIMMERLER göç ederek Kafkas sıradaÄŸları ile Karadeniz'in kuzeyine yerleÅŸmiÅŸlerdir.

SoydaÅŸları Kımmerler gibi yaÅŸayan ve sonraki OÄŸuzlar (Türkmenler)'ın ataları olan SAKALAR, M.Ö. 720 yıllarında Hazar Denizi kuzeyinden gelerek Kımmerler'in ülkesini iÅŸgale baÅŸladılar.

Hakimiyetlerini DoÄŸu Avrupa'ya kadar yayan Sakalar, M.Ö. 680 yılında itaat etmeyen son Kımmerler'i de kovalayarak Kafkas Geçitlerini aÅŸtılar ve Azerbaycan, Gürcistan ve eski Urartu ülkelerine yayıldılar.

M.Ö.120 yıllarında Sakaların ArÅŸak kolundan gelen Val-ArÅŸak'ın oÄŸlu ArÅŸak, yendiÄŸi Pontluları baskı altında tutabilmek için Kafkas Geçitleri ötesindeki Bulgarlardan (Balkar Türklerinden) kalabalık bir kolu ülkesine getirterek BuÄŸdayı bol düzlüklere (Bayburt çevresine) ve Çoruh solundaki daÄŸlara yerleÅŸtirildi. Bu yüzden Bayburt-İspir kuzeyindeki sıradaÄŸlara Balkar'dan hece kayması ile "Barkal" ve buradan güneye esen yele de "Barkal-yeli" denilmektedir. Rize'de HemÅŸinlilerin en güzel yaylaları Barkal Dağı'ndadır. ""


Sizle paylaÅŸtım  ; peki sormazlarmı Siz hangi kaynaktan beslendiniz kaynak yoksa siz de bilinmeyen biryerlere ve gayelerine hizmet mi ediyorsunuz ? Diye

Son Söz : YAZLARIMDA KAYNAK VARSA GÖSTERİLMİŞTİR . GAYEMSE  DARMADAÄžIN BİRÇOK BİLGİ VE BELGEYİ SAYFAMDA TOPLAYIP MERAKLILARINA SUNMAKTIR. BİLİRİMKİ BU TARIHI YAZANLARIN BAZILARI BÖLÜCÜLÜÄžÜ KENDİ IRKINI KENDİ ÇIKARLARINI BAZILARI İSE DOÄžRU OLAN KAYNAKLARDAN BESLENİP DOÄžRU OLANI YAPMA ÇABASINDALAR .BAZILARIDA GERÇEĞİN KENDİSİNDEN KAÇANLARDIR

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : laz eleştiri katkı mp3 ayder kivi tarımı

1-SON HALİYLE ARDEŞEN YUKARI DURAK ( ZĞEM ZİGEMİ - ULYA CİLENİ Z


ARDEÅžEN YUKARI DURAK ( ZİGEMİ-ULYA CİLENİ ZÄžEM  ) KÖYÜ Ä°LE İLGİLİ TARİHİ İNCELEME. GÜNCELEÅžTİRİLMİŞ 2008 
TARİH’ÇESİ; 

 Rize’ye baÄŸlı ArdeÅŸen ilçesi tarihi geçmiÅŸi açısından diÄŸer sahil kasabalarından daha farklı bir konuma sahiptir. Adından da anlaşılacağı üzere, sahil ÅŸeridinde yer alan bu ÅŸirin ilçenin ardı ÅŸendir. Sahile paralel olarak uzanan ve basamak basamak yükselerek Kaçkar DaÄŸlarına yükselen daÄŸ silsilesinin derin vadilerle yarılmış, yamaçlarında geçmiÅŸi çok eskilere kadar uzanan çok sayıda yerleÅŸim alanları yer almaktadır. Bu yerleÅŸim alanlarının tarihi geçmiÅŸleri hakkında çok az bilgiye sahibiz. Buna raÄŸmen yine de bu yerleÅŸim alanlarının Bölgenin, hatta Anadolu’nun tarihi geçmiÅŸi ile yakından ilgili olduklarını söylemek mümkündür. Anadolu’daki tarihi deÄŸiÅŸikliklerin ve medeniyet farklılıklarının izlerini açık ve gizli olarak günümüze kadar taşıyarak varlıklarını devam ettirmektedirler.  Bölgede, kendi mevzumuz olan ArdeÅŸen’in coÄŸrafi sınırları içerisinde yer alan bir çok yerleÅŸim alanları mevcuttur. Tespitlerimize göre, ardeÅŸen ilçesi içinde yer alan ve incelememize konu olan YUKARIDURAK KÖYÜ, tarihi, sosyolojik ve kültürel yönden incelenmeye deÄŸer bir yerleÅŸim birimidir. Çünkü, Yukarı durak Köyü çok eski geçmiÅŸe sahip ArdeÅŸen’in ana “anaç” köylerinden biri ve en önemlisidir
Bugün ArdeÅŸen halkını oluÅŸturan insanların büyük bir bölümü bu köy kökenlidir. Asırlar öncesine dayanmasına raÄŸmen geleneksel akrabalık bağı günümüze kadar devam etmektedir
ArdeÅŸen ilçesinin sahil boyunda yerleÅŸim, çok eski tarihlere kadar gitmez. İlçeye sahil boyunu takip ederek gelen Kafkas kökenli insanlar ve diÄŸer bölgelerden gelenlere göre YUKARIDURAK, AÅžAÄžIDURAK köyü kökenliler büyük bir çoÄŸunluÄŸu oluÅŸturmaktadır. Köyün geçmiÅŸ tarihi ile ilgili olarak çeÅŸitli bilgiler ileri sürülmekle birlikte, kesin bir tarihçeyi ortaya koymanın imkânsızlığı ortadadır. Kısaca, Anadolu tarihi kadar zengin bir geçmiÅŸe sahip olan köyün Anadolu’da hakimiyet kuran medeniyetlerin deÄŸiÅŸkenliklerinin izlerini taşıdığı tahmin edilmektedir. Hititler, Kimmerler, Persler, Yunan Kolonileri dönemi, DoÄŸu Roma Pontus, Altın ordu dönemlerini yaÅŸayan köy, 1461 yılında fatih Sultan Mehmet tarafından gerçekleÅŸtirilen Fetihten sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.
KÖYÜN TARİHİ HAKKINDA KÖY HALKININ AKTARDIÄžI BİLGİLER

1-ArdeÅŸen’in ilk yerleÅŸim birimi Yukarı durak köyüdür. İlçede ve diÄŸer köylerindeki yaÅŸamı bu köyden göç edenler baÅŸlatmışlardır.
2-Yukarı durak Köyünün Büyük mahalle bölümünde bulunan eski caminin dört yüz yıldan daha fazla bir tarihe sahip olduÄŸu söylenmektedir.
3-Üç kuÅŸak, dört kuÅŸak ötesinin kime ait olduÄŸunu bilmedikleri tarihi mezarlar vardır.
4-Köyün belli bir tarihini paylaÅŸan asırlık ve daha eski tarihe sahip, insan eliyle dikilmiÅŸ, yetiÅŸtirilmiÅŸ gürgen aÄŸaçları vardır.
5-Hilali mevkiinde eskiden kalma insan emeÄŸi ile yetiÅŸtirilmiÅŸ, insan beli kalınlığındaki üzüm tarihi özellik taşımaktadır.
6-Hilali DüzlüÄŸü’nde Ruslar’ın iÅŸgal döneminden kalma geçici iskân kalıntıları ve duvarlar vardır.
7-10 Mart 1918 tarihine kadar belli bir dönem Rus iÅŸgaline uÄŸramıştır. O dönemdeki yaÅŸlıların Rusça bilmeleri, iÅŸgal döneminin daha az zararla atlatılmasına vesile olmuÅŸtur.
8-Osmanlı arÅŸivlerinde ZIÄžEMİ ULYA “köyün eski adı” ile ilgili: yayla otlama ÅŸartnameleri, toprak alım satımı, miras bırakma belgeleri birer fotokopisinin Yukarı durak köyü eski muhtarlarından merhum Mustafa KALYONCU (Sarı tabak)’da olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir.
9-Köydeki göç olayları: Altmış, yüz, ikiyüz yıl önce BüyüktaÅŸ (Kfadidi) korkusundan olmuÅŸtur. Bugün de aynı korku yaÅŸanmaktadır. “Ya büyüktaÅŸ koparsa! Ya büyüktaÅŸ evlerimizin üstüne düÅŸerse!” (Bu sebepten köyden göçerek ArdeÅŸen Åžentepe mahallesine ailesi ile birlikte yerleÅŸen DurmuÅŸ SüleymanoÄŸlu dördüncü kuÅŸaktan dedemdir.)
10-Peygamber suyu yakınındaki bir taÅŸ üzerinde oyulmuÅŸ, bir çocuk ayağı, baÅŸparmak ve at nalı izi vardır.
11-ArdeÅŸen ilçesinin kurulduÄŸu yer önceleri bataklıkmış. Yavuz Sultan Selim Trabzon valisi olduÄŸu dönemlerde Batum’a seyahat ederken ArdeÅŸen’in karşısında denizde baltayla yontulmuÅŸ bir yonga görür, çevresindekilere; “-neyin nesi bu?” der. Oradakiler; “-buranın ardı ÅŸendir” derler. Yukarıdurak Köylüleri diyorlar ki; “-iÅŸte o yonga bizim köyden gitmiÅŸtir.”



KÖYDE KABİLECİLİK

Köyde altı kabile vardır:

1-Kandğular (Kalaycılar, sebalar, Hengemeler, Karticiler, Mollalar).

2-Sinaniler (Memetinalar, Kurular, AbaÅŸiler, Badiler).

3-Celalar (Sülemenler, HacıoÄŸlular, AkoÄŸlu, Zirgil, AbdioÄŸlu ve delaliler).

4-TabaÄŸiler (İnceoÄŸlu, Cini, KalyancuoÄŸlu, Cemali, Çürdina, AliÅŸani).

5-Valeriteler (KöröÄŸlu, OsmanoÄŸlu, Arapina, MiskinoÄŸlu).

6-Kulaberiler (Yukarıdurak Köyünde üç hanedir.)

TabaÄŸiler, Hopa’nın Makral (KemalpaÅŸa) bucağından gelerek bu köye yerleÅŸmiÅŸlerdir. Akrabanın bir kısmi Arhavi va sarpta yerleÅŸkilendirilmiÅŸ arhavide tabaÄŸiler hatırı sayılır yoÄŸunluktalar

Valeriteler, bu köye Yusufeli İlçesinin Barhal Köyünden gelerek yerleÅŸmiÅŸlerdir.
KandÄŸular, Yusufeli dolaylarından gelerek bu köye yerleÅŸmiÅŸlerdir.
Sinaniler’in baba tarafı Erzurum dolaylarından gelerek bu köye yerleÅŸmiÅŸlerdir.
Kulaberiler bu köye AÅŸağıdurak Köyünden gelerek yerleÅŸmiÅŸleridir.
Celalar da aynı yolları izleyerek bu köye yerleÅŸmiÅŸlerdir.
Köyde kabilecilik gün geçtikçe önemini yitirmektedir.

KABİLELERLE İLGİLİ TESPİT EDİLEN BAZI EFSANELER

UZUN ADAMIN EFSANESİ " TABAĞİ VANLAĞİ"

TabaÄŸiler’den bir uzun adam varmış adına vanlaÄŸi denirmiÅŸ... cemelilerden Boyu üç metre imiÅŸ... On iki kilometre uzaktaki bir tepeden yayladaki annesine bağırırmış:
“—Anne yemeÄŸi hazırla, geliyorum!..”
uzun adamın sesini annesi duyar, yemeÄŸi hazırlarmış... YemeÄŸini tahta kepçe olan kopayla yermiÅŸ
Åžimdi Yukarıdurak Köyü Büyükmahalle mevkiinde yolun kenarında, yol yapımı dolayısıyla tahrip olmuÅŸ bir mezar vardır. Köylüler;
—Bu mezar Uzun Adam canlaÄŸin’ın mezarıdır” diyorlar...

TabaÄŸilerden yine incoÄŸlu ali denen merhum ÅŸahız gücü küvetiyle anılırmış sel sularıyla büyüyen derelerden iki kolunda bir sırtında ve bir omzunda olmak üzere dört kiÅŸi ,yaylalarda karataÅŸtan yaylalar yapılır köÅŸeye konan 250-300 kg taÅŸları tek başına taşırmış. Yine kopayla eve giran çakalı ve el köprüsüyle ayıyı öldürmesiyle bilinirmiÅŸ

SİNANOĞLU EFSANESİ

KandÄŸu kabilesi koyunlarını otlatması için Erzurum dolaylarından bir çoban tutarlar. Bu arada Valeritelerin bir kolu olan iki kazak aile Yukarıdurak Köyü’ne gelerek yerleÅŸir. Kazak ailelerden birisi, KandÄŸuların çobanına kızını vermek istemektedir.. Bu durum çobana duyurulur... Çoban bu durum karşısında:
“—memleketime gideyim. Anama danışayım. Babama danışayım. Onların gönül rızalarını alayım. Ondan sonra geleyim. Allah’ın izni ile evlenelim” der.

Kazak aileler:
“—Sen gidip gelmeyeceksin. Bizi aldatıyorsun” derler. Koyun sürüleri sahibi olan KandÄŸular da:
“—Sen herhalde usandın bizim burdan. Koyunlarımızı bırakıp gideceksin. Daha dönüp gelmezsin bizim buralara” derler. Çoban da onlara ÅŸöyle cevap verir:
“—İlk sözüm; Allah’ın izniyle diyorum. GideceÄŸim. GeleceÄŸim. Beni bir sınarsız!..” demiÅŸ.
“—Olur” demiÅŸler. Çobanın yol hazırlığını yapmışlar. Köyün tepesine kadar gidip çobanı uÄŸurlamışlar. Yolcu etmiÅŸler. Kimi demiÅŸ:
“—Gelir!” Kimi demiÅŸ:
“—Gelmez!”

Aradan günler geçmiÅŸ... Bir de bakmışlar ki çoban çıkmış gelmiÅŸ. Kesilen söz üzerine düÄŸün yapılmış. Ondan sonra da çobana:
“—Sinan”
“—Sinanilan” adları takılmış... Onun töreklerine de “Sinaniler” demiÅŸler.

Yukarıdurak Köyü’nde Işıklı’da , Siyat’da, ZulÄŸhe’de, Sinan’da üçyüz hane Sinani yaÅŸamaktadır. Yukarıdurak Köyü dışında, Sinaniler’e baÄŸlı alt kabileler ÅŸunlardır:

“Kamburiler, Karagözlüler, TopcuoÄŸlular, Buçaniler, AhmedoÄŸlular, HatipoÄŸulları, Özyanıklar, HacıbayraktaroÄŸulları...”

MAKRİNİN İNEĞİ

TabaÄŸiler’in Yukarıdurak Köyü’ne gelip yerleÅŸen ataları Makral’dan geldiÄŸi için, bunlara “Makri” lakabını takmışlar.

Makri’nin çok yaramaz, asabi huysuz bir ineÄŸi varmış... KomÅŸuların tarlalarına girer onlara zarar verirmiÅŸ... Tüm komÅŸular bu inekten ÅŸikayetçi imiÅŸler....

Ama sadece Makri’nin ineÄŸi mi yaramazmış. Hayır. Bazı komÅŸuların inekleri de aynı yaramazlıkları yaparmış.

Yine tüm komÅŸular bir baÅŸka ineÄŸi deÄŸil, Makri’nin ineÄŸini suçluyorlarmış.

Bir gün Makri’nin kafası bozulmuÅŸ ineÄŸi kesmiÅŸ, aÄŸacın dalından asmış. Bu arada komÅŸunun birinin tarlasına bir baÅŸka inek zarar veriyormuÅŸ. KomÅŸu bağırmış:
“—Bu inek kimindir”
Bir baÅŸka komÅŸu:
“—Makri’nin ineÄŸidir!”
Öteden Makri hiddetle karşılık vermiÅŸ:
“—Benim inek aÄŸacın dalında et olarak asılmış... hala biliyorlar ki Makri’nin ineÄŸi zarar peÅŸlinde.”

PEYGAMBER SUYU EFSANESİ

Suların en soÄŸuk suyu... Buzlardan daha buz... Sal bir kayanın dibinden kaynayarak yer üstüne çıkıyor... Åžarkı söyler gibi bir sesle... Türkü söyler gibi bir sesle...

Yaz ortasında bile soÄŸukluÄŸundan hiçbir ÅŸey kaybetmiyor... Berrak mı berrak!.. Duru mu duru!..

Bir zamanlar kendini bilmez, aklı ermez bir çocuk bu suyun içine tuvaletini yapmış... Bu su insanları, hayvanları çok severmiÅŸ... O kadar çok severmiÅŸ ki, onlar yaylaya gelince çağıl çağıl çaÄŸlayarak akarmış... yayladan gittiklerinde hemen kururmuÅŸ, gidiÅŸlerine üzüldüÄŸü için... ÇocuÄŸun bu kötü hareketine öfkelenen Peygamber suyu, o günden sonra hiç akmamış...

Gelen insan yalvarmış, akmamış...

Aradan iki yıl geçmiÅŸ... Ulemadan insanlar toplanmışlar. Dualar etmiÅŸler, Allah’a yalvarmışlar.. yakarmışlar. Dualar etmiÅŸler, Allah bunların dileklerini kabul etmiÅŸ... Peygamber suyu insanlarla, hayvanlarla barışmış ve yeniden kaynayarak akmaya baÅŸlamış.

O gün bugündür, insanlar, hayvanlar o kutsal suya saygı duymuÅŸlar, sevmiÅŸler Peygamber suyunu... Peygamber Suyu’da onları sevmiÅŸ, daha çok sevmiÅŸ... Sevginin simgesi olmuÅŸ. Tobabzga yaylasına gidenlerin mola yeri sırt yaylada yavukluların yürüdüÄŸü yol olmuÅŸ su olmuÅŸ rahmet olmuÅŸ yazın sıcağında rahmet olmuÅŸ peygamber suyu

ÇELA EFSANESİ  “ Yedi veren “

Zamanın bir yerinde, çok çok eski zamanlarda dağın birinde bir kadının kellesini kesmiÅŸler. Yuvarlamışlar kadının kesik başını daÄŸdan aÅŸağıya... Çela uzatmış dallarını tutmuÅŸ kesik başı bırakmamış aÅŸağılara...

Kesik baÅŸ dile gelmiÅŸ, dua etmiÅŸ, dilek dilemiÅŸ çela için Tanrı’dan:
“--Yılda yedi kez meyve versin Çela Tanrım!..” demiÅŸ. DönmüÅŸ Çelaya kesik baÅŸ:
“-- Yılda yedi kez meyve veresin!” demiÅŸ.

Tanrı kesik başın duasını, dileÄŸini kabul etmiÅŸ. Güne dek yılda bir kez meyve veren Çela, o günden sonra yılda yedi kez meyve vermeye baÅŸlamış.

Diğer adı Cennet meyvesi.

Siyahın mora yakın olan renginde bir meyve. Namaz tespihlerine dizilmiÅŸ boncuk büyüklüÄŸünde. Tadı ekÅŸimtrak. Güz mevsiminin son dönemlerine doÄŸru tatlılaşıyor.ayı yiyor Kurt yiyor, kuÅŸ yiyor,ben de yedim TomÄŸorma tepelerinde. Efsanesi acılarla dolu... Tadı hoÅŸ bir meyve Çela.

KÖYÜN COÄžRAFİ KONUMU

Yukarıdurak Köyü, Yukarıdurak vadisinin iki yamacında , dağınık ÅŸekilde kurulmuÅŸ bir köydür. Arazinin eÄŸimi ve engebesi fazladır.

Köyün kuzeyinde; Sinan Köyü, AÅŸağıdurak Köyü. Batısında; Çayırdüzü Köyü. Güneyinde; Topluca Köyü ve yaylası, Yusufeli yaylaları. DoÄŸusunda; Tunca Köyü ve mezraları vardır.

Belli baÅŸlı tepeleri ÅŸunlardır: Çatak, Duatepesi, Kaygantepe, Rüzgarlıtepe, GüneÅŸlitepe, Perilitepe, Kolonitepe, Çivitepesi, Camitepesi, Zizeni tepesi, Äžvandi tepesi, Kirsula tepesi. Cilekteri tepesi.acelataÄŸeri tepesi

Köyün gölleri yayla bölümünde toplanmıştır: OsmanoÄŸlu gölü, YeÅŸil göl, Sandal gölü, GöleteÄŸi gölü, Karapogar gölü, Borovan gölü, SoÄŸanlı gölü, Çifte göl.

Fırtına Çayı’nın bir kolunu oluÅŸturan Yukarıdurak deresini besleyen bir çok küçük dereler de vardır: KızılaÄŸaçkavuÄŸu deresi, Yanukırık deresi, Otyamacı deresi, Ambarderesi, eÄŸirmendere, TaÅŸlık deresi, Kök deresi, Kaynardere, TaÅŸderesi, Zimati deresi, KürdoÄŸlu deresi, Senevati deresi. Karmate ruba deresi

Köyde Karadeniz iklimi egemendir. Ocak ve Åžubat ayları karlı geçer. Mart ayı genellikle sisli geçer.

Köyün her tarafı ormanlarla çevrilidir. Bir orman köyüdür. KızılaÄŸaç, gürgen, kestane, ıhlamur, komar, tek tük çam aÄŸaçları bulunur.

Son nüfus sayımına göre Köyün 1800 kiÅŸilik nüfusa sahip olduÄŸu anlaşılmıştır.

İki binden fazla nüfus da köyden göç etmiÅŸtir.

Köyün dört mahallesi vardır: Büyükmahalle, Dereiçi, Yenice, Kayabaşı. Küçük mahalleler : Tobari senevati haliçona seba mah zimeti ÄŸaÄŸana

KÖYDE HAYVANCILIK

Köyde hayvancılık baÅŸlıca geçim kaynağıdır. Eski tarihlerde yaylacılığa baÄŸlı olarak yürütülen hayvancılığın günümüzde ekonomik deÄŸiÅŸiklikler ve ÅŸehirli köylü yaÅŸantının getirdiÄŸi mecburiyetlerden sebep, önemini eskiye oranla kaybetmiÅŸtir. 2008 tarihiyle yok denecek kadar azdır

Genellikle büyükbaÅŸ hayvan, koyun, keçinin sütünden yararlanıyorlar. YoÄŸurt, süt, kaymak, peynir, yaÄŸ, minci, ayran olarak deÄŸerlendiriyorlar. Dün katır ve at sırtı ile gerçekleÅŸtirilen yaylalara ulaşım; bugün yaylalara yolların baÄŸlanması sebebiyle arabalarla yapılmaktadır. Yaylalara olan raÄŸbet son yıllarda artmaktadır. Köyden yüzyıllar önce göçerek ÅŸehre yerleÅŸen birçok vatandaÅŸ yaylalarda yazlık konutlar yaptırmakta ve doÄŸal güzelliÄŸi bakımından eÅŸsiz olan yaylalardan çeÅŸitli yönlerden istifade etmeyi düÅŸünmektedirler. Son çobanlardan Ömer yılmaz “ kortu “ Rahmetli olmasın dan sonra tamamen küçük baÅŸ hayvancılık ölmüÅŸtür

KÖYÜN EKONOMİSİ

Köyün ekonomisi baÅŸlığı altında köy halkının dolar ve mark tasarrufu üzerine yoÄŸun ağırlık verdiÄŸine deÄŸinmeden geçemeyiz. Hemen hemen döviz tasarrufu olmayan bir hane yoktur. Çünkü halkın çoÄŸunluÄŸu yurt dışında çalışmıştır, çalışmaya da devam ediyorlar. Bu ülkeler; ABD, Almanya, Avusturya, Danimarka, Fransa, Libya, Arabistan.İsrail Kazakistan vs

Hayvancılık konusunu ayrı baÅŸlık altında aldım, ama burada çoÄŸunluk ÅŸehirden otu parayla alarak hayvancılık yapmaktadır. Her yıl bu köyden elli-altmış kadar hayvan da ilçe pazarında satılmaktaydı ama ÅŸimdilerde bu alış veriÅŸ kültürü de kalmamıştır.

Köydekiler de hayvan yiyeceÄŸi otu zor ÅŸartlarda elde etmektedirler. Üç saat mesafeden insanlar kendi sırtlarıyla ot taşıyarak hayvanlarına yediriyorlar.

Daha çok gübre elde edebilmek için yine sırtıyla taşıdıkları eÄŸreltiotu ve aÄŸaç yapraklarını hayvanların altlarına sararak gübreyle karışımı saÄŸlıyorlar. Yine bu çalışma alışkanlıklarından eser kalmadığı gerçeÄŸidir

Gübreleri sepet içinde sırtlarıyla tarlalarına taşıyorlar. Çay bitkisi için ayrıca Avrupa gübre satın alarak kullanıyorlar. (Çay konusuna tarım bölümünde deÄŸinildi.)

Köyün yakacağı odundur. Köy ormanından saÄŸlanıyor. Kuzine sobalara depo ve demir borular eklenerek mutfak ve banyolara sıcak su akıtma olayını baÅŸarmışlar.

Eskiden kara hızarla yakın il ve ilçelerde kereste biçerek geçimlerine katkıda bulunuyorlarmış...
Modern hayvancılık yapılmıyor. Suni tohumlama raÄŸbet görmüyor.
Çay alım evlerinde çay fabrikalarında çalışan içiler de var bu köyden.
Köylü çay ve hayvan satıyor. Karşılığında Un, yaÄŸ, giyim eÅŸyası, beyaz eÅŸya... satın alıyor.
Köyde hemen her evde renkli televizyon ve çeÅŸitli elektronik eÅŸyalarla beyaz eÅŸya vardır. Eskiden sadece muhtarın evinden yapılan haberleÅŸme ÅŸimdi her eve baÄŸlanan telefonla yapılmaktadır.
Köy ulusal elektrik sistemine baÄŸlıdır. Bazı evlerde jeneratör bulunmaktadır.
Evlere terkos su baÄŸlantısı vardır. Yatak odalarında ısıtma sistemi yoktur. Köyde küçük ihtiyaçları karşılayacak bakkallar vardır.
Çok sayıda (hemen her hanede) aÄŸaç kesim motorları vardır.

Köy 300 hane olup mahalleleri ayrı muhtarlık istemektedir. Ancak bu konuda mahalleler arasında derin görüÅŸ ayrılıkları mevcuttur. GörüÅŸ ayrılıkları 2008 Türkiye sin de hala devam etmekte birlik beraberlik bir türlü saÄŸlanamamaktadır. Umut baÄŸlanan genç nesil ise ne yazık ki bu kısır döngüyü kıramamakta ve banane dercesine köyün yazgısına derman olamamaktadır.

TARIM

Köyün temel geçim kaynağını çay üretimi oluÅŸturmaktadır. Yıllık ortalama 800 tonun üzerindedir. Üç sürüm dönemi çay toplanır.

Köyde ikinci sırayı alan karalâhana üretimidir. Hemen hemen günlük sofraları süsler. Hayvan yiyeceÄŸi olarak da kullanılıyor.

Mısır ve fasulye üretimi üçüncü sırayı almaktadır. Fasulye üretimi köyün ihtiyacını karşıladığı halde, mısır üretimi köyün ihtiyacını karşılamamaktadır. Çay üretimi köyde baÅŸlamadan önce birinci sırayı tutan ürün mısırmış. Ama, bugün mısır tarlaları yerlerini çay bahçelerine terk etmiÅŸtir.

Hayvan ve insan yiyeceÄŸi olarak üretilen kabak da ihtiyacı karşılamaktadır.

Üretimi yapılan ancak ihtiyacı karşılamayan ürünler ÅŸunlardır: Patates, patlıcan, biber, soÄŸan, ıspanak, pancar, marul, maydanoz.

Åžu meyveler üretilmektedir. Elma, armut, kiraz, ceviz, dut, erik, muÅŸmula, kuruyemiÅŸ, incir, fındık, hurma, ayva, siyah üzüm.

Son zamanlarda Kivi meyvesi tarımcılığı ticari anlamda yapılmaya baÅŸlanmıştır. Ne yazık ki yine köy halkı bu konuda bilinçli olma çabası göstermemekte ilçe kivi tarımcılığın çok gerisinden gelmektedir

BALIKÇILIK

Köyün derelerinde  kırmızı benek alabalık vardır.son zamanlarda süni alabalık üretimi yapan havuzların selle boÅŸalmasi nedeniyle doÄŸal derelerde süni alabalık nesli çoÄŸalmiÅŸ bu sebeple kırmızı benek alabalık neslide bu yüzden yerleÅŸim bölgelerinde azalmıştır  Köylülerzaman zaman alabalık avlıyorlar. Köylünün balığa karşı fazla düÅŸkünlüÄŸü yoktur. Hamsi ve hamsıdan yapılan bir çok yiyecekten habersizdirler

ULAÅžIM

Köyün ArdeÅŸen ilçesine uzaklığı 27 km.dir. Köyüm ilçeye baÄŸlayan yolun inÅŸaatı halen devam etmektedir. Bu inÅŸaat ın büyük bir kısmı çiriÄŸinçi mevkine kadar sıkıştırılmış asvaltla  kaplanmıştır Köyün yaylalara olan yol baÄŸlantısı kesintilerle de olsa saÄŸlanmış durumdadır. Yolun yaylalara baÄŸlantısı önemli kazanımları saÄŸlamasına raÄŸmen bazı kayıpları beraberinde getirmiÅŸ; doÄŸal güzellikler ve orman tahrip edilmiÅŸtir.

Köye ulaşım hemen her gün yapılmakta, özel araçlar ve dolmuÅŸlarla köyden ÅŸehre ve ÅŸehirden köye gidip gelme imkanına sahip olan köylü, Köylü-ÅŸehirli hayatını bu ulaşım sayesinde sürdürmektedir. KÖYDE SANAYİ VE ÇEŞİTLİ EL SANATLAR

Bir kalaycı, bir demirci, bir elektrikle çalışan un deÄŸirmeni, otuz kadar su ile çalışan un deÄŸirmenleri,i altı adet Çaykur’a baÄŸlı çay alım evleri, altı adet özel sektöre ait çay alım evleri, kereste atölyesi var.

KÜLEK (KUÄžA)

Çam aÄŸacının bedevrasından yapılıyor. İçinde yaÄŸ, peynir saklanıyor.
“Çam aÄŸacı daÄŸda,
Bulunur mu dalsız?
Dünyada yok mu,
Benden ikbalsız?”

SEPET

Kestane ve fındık aÄŸacından yapılıyor. Gübre, çay, mısır, et, yaprak, kabak, lahana, taşıma iÅŸlerinde kullanılıyor. Yine sepet sanatını teneke sepetler yaparak öldürmüÅŸ olduk

KOLO

Çam aÄŸacının kabuÄŸundan yapılıyor: İçinde peynir saklanıyor.

ELEK

Bütün parçaları aÄŸaç malzeme olan elek yaparlarmış eskiden (ölmüÅŸ bir el sanatı).

DEMİR İŞLERİ

Orak, kopli, kazma yapılmaktadır. Bugün bunların hiç biri yapılamamaktadır

EL İŞİ (ÖRGÜ)

Kazak, çorap, masa örtüsü, peçete, atkı, baÅŸlık, eldiven... Örülmektedir.

ÖRGÜ TEZGÂHI (DODVALONİ)

Eskiden dodvaloni denen örgü tezgâhlarında kendirden gömleklik, pantolonluk kumaÅŸlar örülürmüÅŸ. Bu günde kendirden ip, halat yapımında yararlanmaktadırlar. Son 10 yılda kendir üretimi tamamen kaybolmuÅŸ ip ihtiyacı plastik çuval malzemelerinden karşılanır olmuÅŸ

MANGANA (DİBEK TAÅžI DÜZENEĞİ)

İçi oyuk bir taÅŸ ve bu taşın içindeki pastayı dövmek için inip-kalkan (ayak hareketiyle) basit makineye mangana deniyor.

KORKULUK (SARİMANGANA)

Suyun hareketiyle çalışan aÄŸaç ve tenekeden yapılmış basit düzenek.. Tarlalardaki ürünleri ve hayvanları yabani hayvanların zararından korumak için yapılmıştır.

ARI KOVANI YAPMA

Gürgen aÄŸaçlarından fenni olmayan arı kovanları yapılmaktadır.

EĞİTİM VE KÜLTÜR DURUMU

Köy halkının yüzde doksanından fazlası okuryazardır. Köyde ilk defa okul 1946 yılında beÅŸ sınıflı olarak açılmış, ardından mahallelerde (Büyük mahallelerde 1966, Yenice 1971, Kayabaşı 1974) okullar açılmıştır. Bu okullarda eÄŸitim ve öÄŸretim birleÅŸtirilmiÅŸ sınıflarda sürdürüldüÄŸünden dolayı eÄŸitimin kalitesinde düÅŸmeler yaÅŸanmıştır. 1992 yılında planlanarak inÅŸaatı daha sonra tamamlanan ilköÄŸretim okulunun açılmasından sonra eÄŸitim ve öÄŸretim kesintisiz yürütülmeye çalışılmaktadır.2000 den sonra daha iyi eÄŸitim adına ilçe merkezine göçler baÅŸladı ve birçok öÄŸrenci ilçe merkezindeki okullarda eÄŸitim görmekte

Okullardan toplam 1600 civarında kiÅŸi mezun olmuÅŸtur. Ayrıca okuma-yazma kursları bitirenlere de belgeleri verilmiÅŸtir. Orta öÄŸretime devam eden öÄŸrenci sayısında büyük bir artış vardır. Köyden yetiÅŸerek çeÅŸitli mesleklerde görev yapan çok sayıda okumuÅŸ insana sahip olan Yukarı durak Köyünün gurbetle baÄŸlantısı çoktur. YetiÅŸmiÅŸ insan sayısı bakımından oldukça ön sıralarda yer alan Köyün; hukuk, Tıp, EÄŸitim, Turizm, İşletme-İktisat, Mühendislik, Gazetecilik, Polis, hemÅŸirelik dallarında yetiÅŸmiÅŸ çok sayıda insanı vardır.

KÖYDE ANLATILAN BİR FIKRA;

KORTÜ OSMAN, AYI VE İTLER

 Merhum Kortü Osman, çok eskiden köylü kıyafetleriyle ayağında çarıklar ÅŸehre gider. Giyimiyle kuÅŸamıyla tamamen bir köylüdür... bir kahvede otururken ÅŸehirliler bunu alaya alarak söz atarlar:

“—Bugün daÄŸdan bir ayı kaçmış, ÅŸehrimize gelmiÅŸ.”

KortüÅŸi Osman sözün kendisine atıldığını anlar ve hemen cevap verir:

“—Hayret!.. Bu kadar itin içine nasıl gelmiÅŸ?”

DEVAMİ -------)

Yorum (6) Yorum yaz! | Etiketler : ZİĞEM TARİHİ YUKARI DURAK KAÇKAR SORULAR SORU BANKASI

2 - SON HALİYLE ARDEŞEN YUKARI DURAK ( ZĞEM ZİGEMİ - ULYA CİLEN


KÖYÜN YETİŞTİRDİĞİ ÅžAİRLER

 REÅžAT ÖNDER:

1964 yılında Yukarıdurak Köyü’nde doÄŸdu. Bir ÅŸiir kitabı yayınlandı: ÜÇ BAYRAM ŞİİRLERİ.

 

RECEP ÖZTABAK

1965 yılında Bursada doÄŸdu. Polis akademisinde amir olan Öztabak Dunyanın birçok ülkesine görevli gitmiÅŸ Rotterdam baÅŸkonsolosluÄŸunda diplomat “ güvenlik ataÅŸesi “ olarak 3 yıl görev yapmıştır ‘’ YİĞİTLİĞİMDE TEKME İZİ ‘’ adlı ÅŸiir kitabi yayımlandı.Amatör olarak halk müziÄŸiyle de uÄŸraÅŸmaktadır ve ‘Gurbet zambağı ve hormonsuz türküler ‘’ adlı albümleri vardır

 
KÖYDE YÖRESEL AÅžIKLAMA ŞİİRLERİNİ EZBERİNDE TUTARAK SÖYLEYEN KİŞİLER:

1-Süleyman KURU

2- Hasan NİŞANCI (Delali)

3-Mustafa ÖNDER (Rota)

4-Mustafa KALENDER (Miskini)

SİYASET NE ALEMDE

Bu köyde siyaset zevktir... Kim ne söylerse söylesin!.. muhtarlık seçimleri bile entrikalarla geçer

Yukarıdurak Köyü’nden yaÅŸlı bir köylünün çizdiÄŸi siyaset anlayışı ÅŸu.

“Cenazemize, hastamıza, düÄŸünümüze hep birlikte koÅŸuyoruz... Birbirimizin tabutunun altına giriyoruz... Siyaset bizim için karşıdaki adamı hoÅŸ görmektir.”

Oy durumu sürekli kaygan durumda. Belli bir partiye saplantı yok. Köyü ziyaret eden ünlü politikacılar: Mesut Yılmaz ve Rize Milletvekilleri. Aslen Yukarıdurak mehmet niÅŸanci (yapaz) nin kızkardeÅŸi olan elmaz in torunu olan yazıcının baÅŸivat mahallasi zillo mehmedin oÄŸlu olan İbrahim yazıcı ANAP ve DYP millet vekilÄŸini yapti ÅŸu an bursa spor kulub baÅŸkanıdır.Ayrıca Mümtaz Sinan Köyün baÄŸli olduÄŸu ArdeÅŸen ilçesinde ikinci Dönemdir belediye baÅŸkanlık görevini baÅŸarıyla yürütmektedir. İbrahim  Önder ArdeÅŸen AKP , Emin Önder İstanbul AKP il , Yuzuf ziya ÖZTABAK da Yalova AKP il AKP Rıfkı Yaylacı  Yine İstanbul AKP teÅŸkilatlarında hizmet yarışındalar  Özelikle İbrahım ÖNDER Ve Belediye BaÅŸkanı sy Sinanin Köy Halkının hizmetinde Cidid Gayretleri vardır . Bürokrasi de de önemli simalar vardır. Bunlardan en önemlisi . Basından yetiÅŸme Dönemin baÅŸbakanı Mesut Yılmazın basın MüÅŸavirliÄŸi ve akabinde bir çok ANAP bakanına basın danışmanlığı yapıan TRT genel müdürlük yarışında bulunan  sonrasında tekel Tuz fabrikaları genel müdürlünü yapan Osman yazıcı ve ÅŸimdilerde siyaseti uzaktan izleyen ve asıl mesleÄŸi gazeteciliÄŸi bazi internet sitelerinde köÅŸe yazilarıyla sürdermeye çaışmaktadır , Özel Çevre Koruma Kurumu BaÅŸkan Yrd olan Ahmet Özyanık söyleyebiliriz.

Kırmızı pasaportlu  DiÅŸ iÅŸleri Bakanlığında Diplomat (AtaÅŸe ) olarak Görev yapan Polis Akademisinde Amir Recep Öztabak dan sonra Yine Polis Memuru Olan Ziya Görmez AtaÅŸelik Görevini Türki devletlerinde Yürütmektedir.

KÖYDEN ÇEŞİTLEMELER

Eve girerken kapıda ayak açılıyor...

Evler genellikle iki katlıdır. Alt kat ahır olarak kullanılıyor. Çatı arasına hayvan yiyeceÄŸi ot konuluyor. Her evin yanında bir nayla var. Evler genellikle; TuÄŸla, briket ve ahÅŸap...

Köyde ata ve dede ismini yaÅŸatmaya çok özen gösteriliyor. Onun için aynı adı ve soyadı taşıyan bir çok insan var; örnek. On kadar Osman Önder, on kadar Hatice NiÅŸancı... Bu yüzden mektup sahibini çok geç buluyor.

Her ÅŸey insan sırtıyla taşınıyor burada; odun, ot, çay, yaprak... ama her ÅŸey gibi yazının yazıldığı tarih ve zaman de eskidi sırtıyla yük taşıyan yok desek en doÄŸrusu olur. 3 tekerlekli el arabaları ve motorlu taşıtlar insanların omuzlarından bu tür külfet ve ağırlıkları aldı günümüzde

Köyde maden araÅŸtırması yapılmış, altın ve manganez madeni olduÄŸu tespit edilmiÅŸ...

Köyde eÄŸitimden geçmemiÅŸ ama tecrübe kazanmış bazı köy kadınları da doÄŸum yaptırıyorlar.

Köyde birbirine heyecanlı dakikalar yaÅŸatan ÅŸaka yüklü mektuplar yazıyorlar.

Genellikle kış oyunları arasında; “yüzük kimde?” oyunu oynanıyor.



ÇEŞİTLİ KONULAR

1-Yeni evli erkeÄŸin gece oturmalarına ilk bir iki hafta içinde gitmesi hoÅŸ karşılanmaz.

2-Genellikle ÅŸöyle beddua edilir: “Allah belanı versin, hoca selanı versin.”

3-Tosun, inek, öküz kesen birisi komÅŸularını et yemeÄŸe davet eder.

4-Yukarı durakta tüm erkekler gurbeti yaÅŸamıştır., kadınları ve çocukları çıkarsak.

5-Burada otuz beÅŸ yaşından yukarı erkekler çorap, kaÅŸkol, eldiven örüyorlar. Åžimdilerde yun mu kaldı ki örsünler millet ten beliÄŸe ve sefaya alıştı babam nerde çorap ören nerde

6-Cereyanın kesik olduÄŸu günlerde ölüm haberi sac boru ile duyurulur.

7-Köylülerin memura bakış açıları ÅŸöyledir: “Otuz günlük ayda yirmi dokuz gün aç, bir gün toktur.” Bu anlayış tek ekmek kapısı devlet memurluÄŸudur hakım oldu son günlerde

8-Karasabana burada insanlar koÅŸularak tarlalarını sürüyorlar.

9-Martta gelin olan dertli olur.

10-Erkek çocuk doÄŸursun diye gelinin kucağına erkek çocuk oturtulur.

YENİ YILDA EVİNE GELENİ BOÅž ÇEVİRMEYECEKSİN

Bir şey yedireceksin. Yeni yılda bir yere giderken bazısı rastlarsa uğur getirir, bazısı rastlarsa uğursuzluk getirir.

GURBETE GİDENİN ARKASINDAN EVİ SÜPÜRMEZLER

Ev halkı o gün evi süpürmez, toprak oynatmaz, çöpü dışarı atmaz, kimseye bir ÅŸey vermez.

BAZI İNANÇLAR

1-ÇocuÄŸun aÄŸlamasını kesmek için tavuÄŸun ilk yumurtasına kömür sürerek dört yol ortasına gömerler.

2-Yeni doÄŸan çocuÄŸun aÄŸlamasını durdurmak için horoz sesi iÅŸitmemiÅŸ çam dalına ipten düÄŸüm atıyorlar.

3-Birden fazla kiÅŸinin omuzlarında taşınan tomruÄŸunu bebeÄŸi basmaması için bebeÄŸin ayakları tomruÄŸun üzerine bastırılır.

4-Eve dışarıdan getirilen etin bebeÄŸi basmaması için bebeÄŸin ayakları etin üstüne bastırılır.

5-Mayısın durağında toprağı oynatırsan, sel alır bereket olmaz.

6-(Salı günü aÄŸaç kesme ile ilgili bir batıl inanç vardır)

7-Ağustosun durağında ekin toplamaya gidersen bereket kalmaz, yel alır gider.

8-Son ÇarÅŸamba yola çıkmak uÄŸursuzluktur.

9-Salı günü traÅŸ olmak uÄŸursuzluktur.

10-Pazar günü kesilen aÄŸaç güvelenir.

11-Cuma günü yaÅŸ aÄŸaç kesen hayır görmez.

12-AkÅŸam namazından sonra evin damlalığından dışarı sıcak su dökeni peri çarpar.

13-SiÄŸil tedavi etmek için el ve ayak tırnaklarıyla yabani elmanın küçük dallarını birlikte dört yol ortasına gömeceksin.

14-Yağışlı havada tarlaya gireni yer altındaki kocakarılar kukarla yer altına çekerler.

15-Cuma günleri hastaları camide dua okutturunca tedavi olacağına inanılıyor.

16-yayla yolundaki DİLEKTAÅžI’nda dilek dileÄŸinin kabul olacağına inanılıyor.

17-Åžubat ayında düÄŸün yapanların çocuÄŸu olmaz.

18-DüÄŸün günü kız evinde düÄŸüm atılmaz, atılırsa kız baÄŸlanır.

19-Kuzgun öterse ölüm olur. Erkek çakal “ lipardi “ kimin arazisinde ulursa o haneye uÄŸursuzluk getirir.

.

NUSKA (MUSKA)

Nazardan korkanlara, uyurgezerlere, uykuda konuÅŸanlara, aÄŸlayan çocuklara, yeni doÄŸan ineklere, kötülük istenilen kiÅŸilere, sevdalılara muska takılıyor.

NAZARA İNANMA

Nazara inanıyorlar. Alaca gözlü insanlar nazarcıdır. Nazar olan inek huysuzlaşır, sütü acı olur, peynir tutmaz. Tamahçı insanların gözü tutar.

KADINLAR YOLUN ALT TARAFINDAN GİDER

ErkeÄŸe kadının saygısıdır. YaÅŸça küçükler yolun alt tarafından giderler. Büyükler yolun üst tarafından giderler. Kadınlar erkeklerin arkasından yürür

YENİ EVLENENLERİ NUSKA İLE BAĞLAMA

İki ÅŸekilde oluyor: Birincisi kötülük olsun, ikincisi ise mutlu olsunlar diye.

GUGULİ KUÅžU ÖTMEDEN KAHVALTI YAPACAKSIN

Guguli kuÅŸu ilk ötmeden, sen kahvaltını yapacaksın. O öttükten sonra sen kahvaltı yaparsan o sene seni yenmiÅŸ olur. Köy halkının inancı bu... ÅŸimdi yani 2008 saat 10 da kalkana helal olsun

KÖYDE SÖYLENEN ATASÖZLERİ

Isırgan kökünden gül bitmez, yine ısırgan biter.

Elin ölümü ele uyku gelir.

KÖYDEN GÖÇ EDENLERİ UÄžURLAMA

Köyden göç edecek kiÅŸi komÅŸularını davet eder. Kendisini uÄŸurlamak için gideceÄŸi gün herkes evine gider. Arabaya yerleÅŸip hareket edene kadar yanında bulunurlar. AkÅŸamdan erken yetmek ne mümkün küli aÄŸlatır komÅŸular erken kalk ta giden vedalaÅŸsın hatunuyla nerde

ÖLENİN ARKASINDAN ÜÇ GÜN EVİ SÜPÜRMEZLER

Ölenin arkasından üç gün evi süpürmezler - üç gün evden ayrılmazlar

GECE OTURMALARI

Gece oturmalarına davetli-davetsiz gidilir. Oturmalarda askerlik anıları anlatılır, köyün iÅŸleri tartışılır, politika yapılır. Ayrıca yemek yenir, çay içilir. Dedikodu ve köy meselelerini de unutmamak lazım

ASKERE GİDECEK GENÇLERİN VEDALAÅžMALARI

Osmanlı döneminde askere gidenler vedalaşırken; “Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var” derlermiÅŸ. Bu prensiple Birinci Dünya Savaşı’na köyden bir çok kiÅŸi askere alınır. Bunlardan bir anda askere alınan üç kardeÅŸten, TukioÄŸlu Mehmet, Osman ve Mustafa. Bunlardan Mustafa’nın sekiz yıl sonra köyüne döndüÄŸü bilinir.

İstiklal savaşına katılmış ve madalya almış gaziler şunlardır:

1-Mehmet NiÅŸancı  Yapaz

2-Mustafa Yazıcı

3-Mehmet Öztabak.

Åžimdiki gençler askere giderken ev ev köyü gezerken vedalaşırlar. Askerlik yapmayanı köylü hoÅŸ karşılamaz.

İMECE (MECİ)

İmece için ev ev gezilerek akÅŸamdan haber verilir. Genellikle imece davetine uyulur. Beton karma, poruÅŸ (kazma) yapma, çay toplama, gübre taşıma, mısır ayıklama için imece yapılır. Dı ÅŸimdi gürcü halkı potansiyel iÅŸ gücü iÅŸ yapan varmıki imece olsun

DEDENİN YANINDA ÇOCUK SEVİLMEZ

ÇocuÄŸu dede ve ninesinin yanında anne ve babası sevemez. Anormal karşılanır. Dı ÅŸimdi bu gelenekten kalanı pek azdır

DOÄžAN ÇOCUÄžA ANNE VE BABASI AD KOYAMAZ

OÄŸan çocuÄŸa anne ve babası ad koyamaz. Dede ve ninesi çocuÄŸa ad koyar. ÇocuÄŸa kız veya erkek oluÅŸuna göre dedesinin veya ninesinin adı.

SES VERME

Burada ölü sahiplerine baÅŸsaÄŸlığı dileme olayına “SES VERME” diyorlar. Köyde yediden yetmiÅŸe herkes ses vermeye gider. “Bugün ona yarın bana” prensibiyle, bu günde dargınlar da barışır. Bu gelenek yozlaÅŸmadan devam eder burada tek bozulmayan belki güçlenen dayanışmadır ses verme

KÖYDEKİ DÜÄžÜNLER

Önceden babası kızını kime isterse ona verirmiÅŸ. Kızın hiçbir söz hakkı yokmuÅŸ. Åžimdi kızın da görüÅŸü alınıyor. Hatta seveni sevene verme eÄŸilimi baÅŸlamıştır.

Kirve ve kızı istenmez ve alınmaz.

Akrabanın istediği kızı yabancı isteyemez.

Erkek sevdiÄŸi kızın baÅŸörtüsünü kapar alır. Kızın baÅŸörtüsünü kapan erkekten baÅŸkası o kızı isteyemez. Kız istemek için önceden aracı olarak bir kadın gönderilir. Aradan birkaç gün geçer. Kızın babasının durumuna göre, erkek tarafı mahallenin yaÅŸlı kiÅŸilerini toplayarak kız istemeye giderler. Karar olumluysa söz kesilir. Önceleri kız istemek için erkeÄŸin babası bir sopa parçasını kendine taraf yontarmış (bıçakla).

NiÅŸanlı kız düÄŸüne dek erkek tarafıyla konuÅŸmaz.

DÜÄžÜNE DAVET

DüÄŸün sahibi dargın olduÄŸu kiÅŸileri düÄŸüne davet etmez.

Eskilerden düÄŸünlerde çalgılar “tulum-kemençe” çalınır, oyunlar oynanırmış. Bu gün dinsel sebeplerle terk edilmiÅŸtir. Çalgı çalınmaz, oyun oynanmaz.

Başlık parası alma işi terk edilmiştir.

Ziynet takma ve aldırma işi terk edilmiştir.

Köyde iki çeÅŸit düÄŸün yapılır: Akraba düÄŸünü (sadece akrabalar davet edilir), köy düÄŸünü (umum köy davet edilir).

DüÄŸüne bir gün kala davet yapılır, kapı kapı dolaÅŸarak... kız tarafı davet etmiÅŸse bahÅŸiÅŸ vereceksin. Erkek tarafında bahÅŸiÅŸ yoktur.

DüÄŸün alayı gelini almak için geliyorsa, karşıdan gelenler yolun alt tarafında duracak.

Gelinlik giydirmeyi günah sayıyorlar.

Ve köy düÄŸünleri de yapılmaz oldu o el yapımı baklavalar pilavlar kavurmalar kuru fasulyeler daha ucuz ve ruhsuz salon düÄŸün adabı çıktıktan sonra

GELİN ERKEK EVİNİN YOLUNDA

Köyde düÄŸünler genellikle aralık, ocak, ÅŸubat aylarında yapılır.

Gelin erkek evine götürülürken yol kesilmez. Karşıdan gelenler yolun alt tarafında ise altına, üst tarafında ise üstüne duracak. Alt taraftaki üst tarafa, üst taraftaki alt tarafa geçerse yol kesilmiÅŸ olur. Bu durum hoÅŸ karşılanmaz.

Gelin babasının önüne ip tutanlara zarf içinde para bahÅŸiÅŸ verilir.

DAMAT EVİNE YAKLAŞAN KIZ TARAFININ İSTEKLERİ

Damat evine elli metre kadar yaklaştıklarında gelin tarafı arabayı durduruyorlar. Bu arada erkek tarafının temsilcisi DADE (sağdıcı) arabanın yanına gider.

“--İsteÄŸiniz nedir beyler?” Der.

“--Bizi koruyacak sayın damat beyi görelim” der kız tarafı. Dade hemen damadı alır getirir. Damat kız tarafını selamlar. Geriye gider. Kız tarafı gelinle birkaç metre erkek evine yaklaşırlar. Tekrar damadı isterler:

“—Damat Bey gelsin” Dade damadı alır gelir.

“—Buralar çamurdur asfalt olacak” der kız tarafı. Çamursa çamur biraz temizlettirilir. Damat geri gider. Kız tarafı erkek evine biraz daha yaklaşır. Damadı tekrar isterler. Damat gelir, ÅŸemsiyeyi gelinin üzerinden alır. Bozuk para ile karışık renkli kağıtları gelinin üzerine serper. Damat geri döner.

Kız tarafı erkek evinin merdivenine kadar yanaşırlar. Damadı isterler. Damat gelir, gelini kolundan tutup damada teslim ederler. Damat gelini kapıdan içeri alır. BaÅŸka kapıdan yada pencereden dışları çıkar. Gelini içeri aldığı kapıyı tekrar açarak içeri girer. Eve yeni gelen gelin kaynanasıyla birkaç ay konuÅŸmaz.

Eskiden gelinler kaynata evinde ateş yanan yere yakın oturamazlarmış.

KÖYDEKİ YEMEKLER

Kızlar yemek yapmayı annelerinden öÄŸreniyorlar.

Mutfak aynı zamanda oturma salonudur.

Yemeklerin bir kısmı çatal kaşık kullanmadan yenir. ÇoÄŸunlukla aynı sofraya oturulur, yetersiz geldiÄŸinde çocuklara ayrı sofra kurulur. YemeÄŸe besmele ile baÅŸlanır. Yemek dağıtımında belli bir kural yoktur. YemeÄŸe önce büyükler baÅŸlar. Sofradan kalkmanın belli bir sırası yoktur. Sofraya geç oturma, sonradan katılma yoktur.

Sofranın dibine ekmek parçaları dökülmez. Tabakta yemek bırakmak pek hoÅŸ karşılanmaz. Misafir dahi gelse sofradan kalkılmaz, “Buyur” denir.

AteÅŸe tuz, ekmek atılmaz. KomÅŸudan tuz, ÅŸeker, biber ödünç olarak alınabilir.

Ocaktaki boş zincir sallatılmaz; ineğin yuvarlanır, herhangi bir uğursuzluk olur.

Eskiden tamamı tahtadan yapılmış sofralar, siniler, kaşıklar, hamur tekneleri kullanılırdı.

“Lahana ekmeÄŸin veziri,

Öteki kıvırı zıvırı.”

Lahana köyün temel besin kaynağıdır. Lahanadan; ÄŸemu, termoni, ezme, sarma, pancari, kavurma, turÅŸu yapılır.

Fasulye: Kuru, taze ve konserve yemekleri ile turşusu yapılır.

Tavalama: Köye özgü peynirin tere yağı ile eritilmesidir.

Haşil denilen mısır lapası yapılır. Yağ ve ayranla yenir.

Elma, armut, ayva kurutularak hoşaflık yapılır.

Äžomu: Kırmızı barbunya, karalahana, mısır unu, tuz, iç yağından yapılan yemektir.

Termoni: az farkla ÄŸomuÄŸun bir çeÅŸidi.

Ayrıca pilav, laz böreÄŸi ve baklava da sofraların vazgeçilmez çeÅŸididir.

Kavurma yoÄŸurt, kaymak, ayran, minci, süt, sütlaç, tereyağı da köyün yiyecekleri arasındadır.

YAYLACILIK

“Haziranda geliyor yayla zamanı

Yayla zamanı

Yaylacılar sürüyor

Devranı

AkÅŸam üstü içer

EkÅŸi ayranı...”

Yukarıdaki dizeleri söyleyen Mustafa KALENDER, ÅŸu sözleri de ekliyor konuÅŸmasına:

“—‘ArdeÅŸen’i batıran atmacacılık, Murgul’u batıran ayrancılık, Yukarıdurak Köyünü batıran yaylacılıktır’ derdi eskilerimiz.”

Eskiden yaylaya topluca çıkılırmış... Tulum çalınır, ÅŸen ÅŸakrak içinde, neÅŸeyle oyunlar oynanarak yaylaya çıkılırmış. Uygun yerlerde molalar verilir, bu eÄŸlenceler tekrarlanırmış.

“Yaylanın düzünde oynar ahbaplar,

Aklıma gelince eriyor yürek...”

Önce Zizeni’ye çıkılıyor. Sonra ana yaylaya çıkılıyor. (Sırt Sapuret) Daha sonra da deÄŸiÅŸik kollara ayrılıyorlar. Arka, GöleteÄŸi, Çamdibi, Neknari...

Yaylada alabalık tutuluyor.

Yaylacılık yapanların koyun, keçi, inek, öküz, katır, at, köpekler gibi hayvanları vardır.

YUKARIDURAK YAYLASINDA ARI SULTANI OTURURMUÅž

Çok önceleri Yukarı durak yaylasında arı sultanı otururmuÅŸ. Bir imparatorluk kadar arı varmış... Halk arıların balından çok mumundan yararlanırmış. Balmumundan mum yaparak katırlarla Erzurum’a Bayburt’a, Rize’ye, Trabzon’a sevk ederek balmumu yaparlarmış...

Bu günde arıcılık aynı bölgede yapılmasına raÄŸmen, arıların nesli tükenmektedir. Arıcılık yapanlar azalmıştır. Balmumu ticareti yok olmuÅŸtur.

Köy içinde bal satılır, az da olsa...

TARİHİ VE TURİSTİK YERLER

ILICAK SUYU: Mağara mevkiindedir. Mide ağrılarına iyi gelmektedir.

GAVUR MEZARI VE RUS GÖZELTME YERLERİ: Kayabaşı Mahallesi’nin Kırkıncı Tepesi’nin üstündedir. İşgal döneminden kalmıştır.

PEYGAMBER SUYU: Peygamber Suyu efsanesinde ayrıntısıyla anlatılmıştır.

ZİGEMİ ULYA CAMİİ: Köyde altı adet cami vardır. Bunların içinde tarihi özelliÄŸe sahip olan Zigemi Ulya Camiidir. İnÅŸa tarihi H.1156 M.1743’tür. Cami çeÅŸitli dönemlerde tamirat görmüÅŸtür. Caminin vakıflara kaydının yapılması hususunda Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi dekanı Prof. Dr. HaÅŸim Karpuz Bey’in katkıları olmuÅŸtur. Kültür bakanlığı tarafından yayınlanan “RİZE” isimli kitabında caminin planı ve fotoÄŸrafı yer almaktadır.

KAPAKLI SU: Borovan yolunda, çanak halinde bir taÅŸ üstünde kapak var. İnsanlar içine başını sokarak bu suyu içiyorlar.

YeÅŸilin her tonuyla kucaklaÅŸmak isteyen, Kaçkar’ın heybetinden fışkıran temiz havayı solumak isteyen derelerde kendi eliyle canlı alabalık yakalayarak yemek isteyen herkesin özlemini gidereceÄŸi bir yerdir, Yukarı durak Köyü...

AVCILIK

Domuz, çeÅŸitli kuÅŸlar, daÄŸ keçisi ve alabalık avcılığı potansiyeli mevcuttur. Köyde avcılık yapanlar vardır.

KÖYÜN TEMEL SORUNLARI

Köyün büyük sorunları mevcuttur. Bunların bir kısmını maddeleÅŸtirmeye çalışırsak sorunları ÅŸöyle tespit edebiliriz.

1-Köyü ÅŸehre baÄŸlayan ana yolun geniÅŸletilerek asfalt durumuna getirilmesi. Bu konu büyük ölçüde çözümlendi.

2-Mahalleleri birbirine baÄŸlayan yolların bakımının yapılması maalesef kiÅŸisel çıkarlar ve cehaletten arazimden yol geçemez anlayışı ne yazık ki hala çok yaygın bu yüzden kavgalar dedikodular ve çekiÅŸmeler bitmek bilmez bir durumda

3-Büyük Mahalle yol güzergâhının deÄŸiÅŸtirilmesi. KvaÅŸubadan karmateruba ve tobari ve yayla yolunun baÄŸlanması ama yukarda sayılan sebepler bunlara engel

4-Yayla yolunun daha bakımlı bir duruma getirilmesi

5-Köyde iÅŸler durumda olmayan saÄŸlık ocağının iÅŸlerliÄŸe kavuÅŸturularak personel bulundurulması

6-Köy düÄŸün salonunun ve muhtarlık binasının yapılması

7-Köyde bir kooperatif (Üretim-Tüketim) kurulması.

Yazının gerçek sahibi: Sabri HACİSÜLEYMANOÄžLU 
GünceleÅŸtiren ve yeni bilgilerle katkı: Recep ÖZTABAK


Sy.     Sabri HACISÜLEYMANOÄžLU “ Sevgili dayıma “ sonsuz teÅŸekkürler 2008 tarihli Yukarı durak büyük

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : ZĞEM TARİHİ YUKARI DURAK ZĞEMİ SON

ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ VE HASTALIKLARI


 

ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

Alabalık ülkemizde ilk ele alınan ve baÅŸarılı bir ÅŸekilde uygulanan  bir yetiÅŸtiricilik yöntemidir. Ülkemize ilk olarak  1970 li yıllarda baÅŸlayan çalışmalardan çok olumlu sonuçlar alınmıştır. Öyle ki günümüzde alabalık yetiÅŸtiriciliÄŸinin ele alınabileceÄŸi kaynak sayısının ülkemizde oldukça azaldığı söylenebilir. Ama bu durum ülkemizde alabalık yetiÅŸtiriciliÄŸi daha fazla geliÅŸtirilemez anlamını da çıkarmaz.  İnancımız odur ki  ileriki yıllarda bu konuda daha pek çok geliÅŸme olacaktır.  Åžöyle ki bu gün sofralık alabalık üretiminde kullanılan ve yavru üretimine uygun olan su kaynakları ileride sadece yavru balık üretimine yönelebilir. Bu yerlerde üretilen yavruların, barajlarda veya Karadeniz de su sıcaklığının alabalık geliÅŸmesine uygun olduÄŸu kış aylarında besiye alınarak ülkemiz üretiminin iki üç katına çıkarılabileceÄŸini beklemekte olasıdır.  ülkemizdeki alabalık üretimi 2002 yılı için 1000’i aÅŸan iÅŸletmede 40.000 ton dolayındadır. 1970 li yıllarda alabalık soÄŸuk sularda yetiÅŸen nadir bir balık türüdür diye tanıyan halkımız, bu gün her Pazar yerinde tezgahlarda nerede ise en ucuz pazarlanan balıklar arasında görmesi bu konuda saÄŸlanan geliÅŸmenin bir iÅŸareti sayılmalıdır. Bu geliÅŸmelerin saÄŸlanması pek çok atılımcı için baÅŸlangıçta pek kolay olmamıştır. 1970 li yıllarda İlk kez üretime açılan iÅŸletmeler pek çok zorluklarla karşılaÅŸmışlardır.

YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN ALABALIK TÜRLERİ

Dünyada yetiÅŸtiriciliÄŸi yapılan Alabalık türlerini iki ÅŸekilde sınıflandırmak mümkündür. Dış yayınlarda alabalık türleri genellikle Avrupa ve Amerika alabalıkları olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Ülkemiz ve yetiÅŸtiricilik bakımından ise, alabalık türlerini yerli alabalıklar ve kültür alabalıkları olmak üzere ele alan araÅŸtırmacılarımız da vardır. Bu sınıflandırmalara göre en önemli alabalık türleri ni ÅŸu ÅŸekilde sınıflandırabiliriz.

Kahverengi alabalık (Salmo trutto fario)

Avrupa alabalıklarından Kahverengi alabalıklar (Salmo trutto fario, L.) Avrupanın daÄŸlık bölgelerinin bir türüdür. Kırmızı benekleri belirgindir. Bu grup içerisinde Salmo trutto marmaratus Ülkemizin batı bölgelerinde Kaz daÄŸlarında yaÅŸamaktadır. Atlantik som balıklan (Salmo salar L.) Göçebe bir türdür. Portekizden İskandinav ülkelerine kadar pek çok temiz sulu nehirlerde bulunur. Atlantik Okyanusuna bakan Kuzey Amerika sahillerinde de yaÅŸamaktadır.
Danube som balıkları (Hucho hucho L.) Kuzey Avrupa’nın bir çok göllerinin balıklandırılması için ele alınan bir türdür. Bir metre uzunluÄŸa kadar büyüyebilmektedir. Salvelinus alpinus Asya ve Kuzey Amerika sahillerinde de bulunan bir türdür. Derin göllerde yaÅŸamayı tercih etmektedirler. Renk ve ÅŸekil bakımından çok güzel görünümleri vardır.

 

DiÄŸer bir grup olarak ele alabileceÄŸimiz Amerika alabalıkları içerisinde en ünlü olanı GökkuÅŸağı Alabalıklarıdır (Oncarhynohus mykiss veya Salmo gairdneri R.,  ). Dünyada ve ülkemizde yetiÅŸtiriciliÄŸi en yaygın olan alabalık türüdür. Ege koÅŸullarında 10-11 ayda porsiyonluk ortalama 250 gr ağırlığa ulaÅŸabilmektedir. Ülkemizde alabalık yetiÅŸtirecek olanların ele alacağı birinci alabalık türü durumundadır. Su sıcaklığının tedrici yükselmesi durumunda yüksek su sıcaklıklarına uyum saÄŸlayabilmektedir. Bol su ortamında su sıcaklığının 22-23 dereceye yükselmesi balıklar üzerinde kötü bir etki yaratmamaktadır. Fakat ideal yetiÅŸtirme sıcaklığı 14-17 derece dolaylarıdır. İyi kalitedeki bir kg. yapay yem ile bir kg. canlı ağırlık artışı saÄŸlanabilmektedir. Bu verim düzeyine ıslah ve yem kalitesinin yükseltilmesi ile ulaşılmıştır. Evcil bir balık türüdür. DiÄŸer kültür alabalıklarına oranla daha dayanıklıdır ÇeÅŸitli alt türleri bulunmaktadır.

Oncarhynohus mykiss, Kuzey Amerikanın bir türü olup 1880 yıllarında Avrupa ya getirilmiÅŸtir. Yine bu gruptan Salmo clackii R. Amerikanın kuzey bölgelerinde gökkuÅŸağı alabalıklarına oranla daha iç bölgelerde yaÅŸayan bir türdür. Pasifik som balıkları (Oncorhynchus sp.) denizlerden nehirlere göç eden ve yumurtalarını bıraktıktan sonra ölen som balıklarını içermektedir. Bu grup içerisinde pek çok tür bulunmaktadır. Salvelinus fontinalis Kuzey Amerikanın Atlantik okyanusuna bakan kıyı ve buralara dökülen nehirlerde yaÅŸamaktadır. Amerika göl alabalıkları (Salvelinus namaycuch W.)  Kuzey Amerikanın derin göllerinin bir türüdür.

 

Alabalık türlerinin ülkemiz ve yetiÅŸtiricilik bakımından sınıflandırılması. Durumunda;

Yerli Alabalıklar olarak . Salmo trutto abanticus iç ve DoÄŸu Anadolu'nun daÄŸ göllerinde yaÅŸar. Göl alabalığı olarak tanınırlar. Vücutlarında kahverengi halkalar içinde siyah noktaları ile tanınırlar. Salmo trutto labrax, PAAL. İse  Karadeniz e dökülen akarsularımız da bulunur. Vücut üzerindeki geniÅŸ gri mavi benekleri ile tanınırlar. 10-15 kg. ağırlığa kadar ulaÅŸabilen bir türdür.Salmo trutto magrostigma, A. DUM. ise Ülkemizin güney ve güney batı bölgeleri soÄŸuk nehirlerinde bulunur. Üzerinde siyah benekler bulunan çatal kuyrukları vardır. Rengi siyah ile gri arasıdır. Salmo trutto caspius, KESSL.Kuzey doÄŸu Anadolu bölgemizde bulunur. Vücudunun yan kısmında etrafı açık kahverengi ve ortası siyah noktalı benekleri ile tanınırlar. Salmo trutto morpha fario L.Fırat nehrinin üst kısımlarında bulunur. Vücutlarının yan tarafında benekler vardır

 

Ülkemizde GökkuÅŸağı alabalığı yanında Kültürü yapılan diÄŸer alabalık türleri ise  (Shasta gökkuÅŸağı alabalığı) Dünyaya Kaliforniya dan yayılmıştır Renkleri açıktır Üzerlerinde az koyu siyah noktalar bulunur. Yan taraflarında geniÅŸ kırmızı çizgiler vardır. GeliÅŸme özellikleri çok iyidir

.Salmo gairdneri gairdneri (ÇelikbaÅŸlı gökkuÅŸağı alabalığı) Amerika orijinlidir Yan taraftaki kırmızı çizgileri daha parlaktır. Sırt çizgisi boyunca ve sırta yakın kısımlarda birçok kırmızı beneklere sahiptirler Geç yumurta verirler.

ALABALIKLARIN SU İSTEKLERİ

Alabalık yetiÅŸtiriciliÄŸi için kaynak, akarsu, göl ve yeraltı suları kullanılabilir En uygunu kaynak sularıdır. Suyun berrak olması istenir. İçilebilir temiz sular tercih edilir. Su sıcaklığının yılın her mevsiminde 14-15 derece dolayında olması en uygunudur Yumurtlama ve yavru çıkışı için su sıcaklığı 7-15 derece arasında olabilir. YetiÅŸtirme ve yemeklik balık üretimi için su sıcaklığının yavaÅŸ yavaÅŸ yükselmesi ve gökkuÅŸağı alabalıkları için 20 dereceye ulaÅŸması önemli bir sakınca yaratmaz Hatta gökkuÅŸağı alabalıkları bol su ortamında 23-24 derece su sıcaklıklarında bile yaÅŸayabilmektedirler Fakat sıcaklık artışında dikkatli olunması yine de önemli bir konudur. Her türün farklı dönemlerinde farklı sıcaklık istekleri vardır. ÖrneÄŸin, gökkuÅŸağı alabalığında yumurtlama ve yumurta kuluçkalanması için 10-12 °C, yavru dönemi için 12-14 °C , besi için 15-17 °C sıcaklık deÄŸerleri en iyi verim saÄŸlamak içinen uygun deÄŸerler olarak verilmektedir. Son yıllarda ülkemizde Karadeniz de tuzlu su da alabalık yetiÅŸtirilmesi yaygınlaÅŸmış bulunmaktadır. Alabalıklar su sıcaklığı uygun olduÄŸu taktirde %0 20 tuzlu deniz sularında da kolayca yaÅŸabilmektedirler. Bu nedenle kış aylarında  su sıcaklığının 17-18 °C’den daha az olduÄŸu dönemlerde Karadeniz de aÄŸ kafeslerde alabalık yetiÅŸtirilebilmektedir.  Bu konudaki ülkemizdeki ilk denemelerden biri kitabın yazarı tarafından 1978-1979  yıllarında denenmiÅŸ ve baÅŸarılı olunabileceÄŸi vurgulanmıştır. Ayrıca göl ve barajlarda aÄŸ kafeslerde balık yetiÅŸtiriciliÄŸi bakımından ülkemizde çok büyük potansiyel olduÄŸu belirtilebilir. Bu konu da tüm baraj ve göllerimizin mevsimlere göre su koÅŸulları incelenerek yeni olanaklar  yaratılması ülkemiz yararına olacaktır

 

Suyun pH'sı 6,5 7,5 arasında olmalıdır Suyun az sert olması ve SBV deÄŸerinin 4'u aÅŸmaması tercih edilir. SBV deÄŸeri ve pH  hakkında genel balık yetiÅŸtirme kitaplanında bilgi verilmiÅŸtir. İncelenmesini öneririm.

Alabalıklar bol oksijen bulunan sularda yetiÅŸtirilirler. Su sıcaklığının 20 dereceyi aÅŸmamasının istenmesi ılık sularda oksijen miktarının düÅŸük olmasındandır. DiÄŸer bir ifade ile balıkları rahatsız eden suyun sıcaklığı deÄŸil ılık sularda az oksijen bulunmasıdır. ÖrneÄŸin sıcaklığı 1 derece olan suda 14 mg/lt. oksijen bulunur iken 10-20 ve 30 derece sıcaklığındaki sularda 11.3-9.19 ve 7.67 mg/lt. erimiÅŸ oksijen bulunur. Alabalıklar için oksijen miktarının 6-7  mg/lt den daha aÅŸağıya düÅŸmesi iyi sayılmaz. Alabalıklar az oksijenli sulardan hoÅŸlanmadıkları için baÅŸarılı bir üretim için bol su ve sıcaklığı 20 dereceden aÅŸağı sular aranılır.

DiÄŸer Maddeler

Alabalık sularında potasyum hidroksit (KOH) 15 ppm, bakır 1 ppm, magnezyum klorür (MgCl2) 4000 ppm, kurÅŸun nitrat (Pn(NO3))2 ppm, kurÅŸun klorür (PbCU 0.3 ppm amonyak yavrular için 0,005 ppm, yetiÅŸkin balıklar için 1 ppm, klor 0.25 ppm'den fazla olmamalıdır. Su içerisinde çeÅŸitli lifler tortu ve organik artıklar bulunmamalıdır. özellikle yumurtaların bulunduÄŸu tavalara giden suların çok temiz olması gerekli hatta zorunludur. Çünkü yumurtalar üzerine birikebilecek mil ve kum artıkları çıkış gücünü büyük oranda etkileyebilir ve yumurta ölümlerine neden olur.

 

Su Miktarı

En az 100 Lt/sn su miktarına sahip olmak ideal bir alabalık üretim iÅŸletmesi kurmak için gereklidir. Daha az su miktarına sahip olan kaynaklarda da alabalık üretimi ele alınabilir ise de ısınma olabilir ve bu durum balık üretimi için tehlikeli bir ortam yaratabilir. Yabancı yayınlara göre 100 Lt/sn su bulunan bir kaynakta 6-9 ton balık yetiÅŸtirilebileceÄŸi bildirilir. Fakat iyi bir planlama yapılır ise 100 lt/sn su ortamında 15-20 ton alabalık üretmek mümkündür. DiÄŸer yaÅŸlarda ise,

1000 yumurta için 0.5 -1 Lt/dakika,

0-2 aylık 1000 adet yavru için 1 - 3 lt/dakika,

4-8 aylık 1000 adet yavru için 6-10 lt/dakika

su gerektiÄŸi belirtilebilir. Bazı yazarlar her bir aylık yaÅŸta 1000 balık için 1 lt/dakika su hesaplanması gerektiÄŸini önermektedirler. ÖrneÄŸin, balık yavruları 7 aylık ise 1000 balık için 7 lt/dakika su gerektiÄŸi hesaplanabilir. Yalnız bu arada ÅŸu konuyu da hatırlamak gerekir ki; balıkların ihtiyacı olan suyun hesaplanmasında balıkların ay olarak yaÅŸları yanında geliÅŸme durumlarının da dikkate alınması gerekir. İyi yemlenmiÅŸ ve geliÅŸmesi hızlı olan gruplarda su ihtiyacının bir miktar daha yüksek tutulması düÅŸünülür.

Balık yetiÅŸtirmede su idaresi çok önemlidir. ÖrneÄŸin 100 Lt/sn su içeren bir kaynakta 15.000 kg balık yetiÅŸtirilebileceÄŸi belirtilmiÅŸ olmakla beraber iyi bir menajman ile bu üretimi yılda 25-30 tona çıkarmakta mümkündür.

ALABALIK TESİSLERİ

Arazinin özel mülk veya tapulu olması kuruluÅŸ iÅŸlemlerini azaltır. Fakat hazine malı araziler de kiralanabilir. Bu kiralama iÅŸlemlerinden önce bazı çalışmaların yapılmış olması gerekir. Ülkemizde en çok 10-15 yıl süre ile kiraya verilme iÅŸlemi uygulanmakta ve süre tekrar uzatılabilmektedir.

YetiÅŸtiricilik yapılacak alanın su kaynağına yakın olması yararlı olacaktır. Çünkü kaynaktan uzaklaÅŸtıkça suyun yol boyunca ısınma, bulanma ve yabancı atıklarla kirlenme riski vardır. Kaynak uzak ise suyu boru ile ısınmadan getirmek te planlanabilir. Arazi meyilli ve havuz yapımına uygun olmalıdır. Su normal cazibe ile havuzlara alınabilmeli ve havuzlar istenildiÄŸinde kolayca boÅŸaltılabilmelidir.

İşletme alanının biraz önce belirtildiÄŸi gibi kaynaÄŸa yakın ve havuz kurulmaya elveriÅŸli olması yanında diÄŸer bazı özellikler de aranır. Bunların başında yol durumu gelir. Gerek inÅŸaat sırasında gerekli malzemelerin taşınması ve üretim zamanında ürünün kolayca nakli bakımından ulaşım sorununun bulunmaması lâzımdır. Pazara da yakın olması istenir. İnÅŸaat malzemeleri temininin kolay olması tesis maliyetini düÅŸürecektir İş gücü ve yem temini gibi konuların kolaylıkla saÄŸlanması dikkate alınmalıdır İçme suyu ve elektrik gibi konular da düÅŸünülmelidir.

Alabalık iÅŸletmelerinde Damızlık ve stok havuzları,  üretim havuzları Kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzlan olmak üzere 4 tür havuz bulunması gerektiÄŸi söylenebilir

Kuluçka havuzları ve yavru üretim havuzlan bina içerisinde plânlanır. Çünkü yumurta ve yavrular 3-5 cm ye ulaşıncaya kadar mutlaka az ışıklı yerde tutulmaları zorunluluÄŸu vardır Yumurta ve çok küçük yavruların direkt olarak güneÅŸ ışığında yaÅŸayamayıp öldükleri kesinlikle bilinmelidir.

Kuluçkahane ve kuluçka havuzları

Üretilecek balık miktarına göre plânlanır. Üstü örtülü pencereleri kapatılabilir karanlık olabilecek ÅŸekilde inÅŸa edilirler. Kuluçkahane de kuluçka tavalarının konulacağı kuluçka kanalları bulunur Kuluçka tavaları çeÅŸitli ebatlarda olabilir ise de 50X50 boyutlu olarak önerilebilir. Kuluçka tavalarının konulacağı uzun kanal ÅŸeklindeki havuzcuklar da tava boyutlarına göre planlanır, örneÄŸin 49 x 50x15 boyutlu tavalar kullanılacak ise 50 cm. enindeki kanallar planlanabilir, örneÄŸin iÅŸletme de 20 ton balık üretimi plânlayalım Her biri 250 gr. geleceÄŸi hesabı ile 80.000 adet balık üretilecek demektir. Balıklar bu yaÅŸa gelinceye kadar %20 zaiyat olabileceÄŸi var sayılır ise bu durumda, 100.000 dolayında yumurtanın  kuluçkaya konulması gerektiÄŸi hesap edilir. Bir tavaya ortalama 10.000 adet yumurta konulabilir. Bu durumda 10 adet kuluçka tavasına ve bunların konulacağı kanala gereksinim duyulacaktır. 80.000 yavru balık 3-4 cm; boya ulaşıncaya kadar bina içinde tutulacağına göre 1 m2 ye 2000-3000 yavru konulacağı hesabı ile 30-40 m2 iç havuz yapılması planlanabilir. Bu iç havuzlar 0.5 veya 1 m. geniÅŸlikte 0.75 derinlik ve bina enine göre 5-10 m. uzunlukta yapılabilir. 1 m. enindeki havuzlar gerektiÄŸinde kuluçka tavalarının ikisini yan yana koyarak kullanma amacıyla da yararlanılabilir. Su derinliÄŸi yumurta konulduÄŸunda yumurtaların üst kısmında 5-8 cm. su bulunacak ÅŸekilde plânlanır. İlk bir iki ay su derinliÄŸi larvalar için, 30-40 cm. tutulur. Yavrular büyüdükçe su derinliÄŸi 60-75 cm. ye çıkarılabilir.

Üretim havuzları ve diÄŸerleri

Alabalık havuzlarının betondan yapılması tercih edilir. 1 m2 su alanında 15-20 kg. alabalık yetiÅŸtirilebilir. Uygun yetiÅŸtirme ve bilinçli bir planlama ile de yıl ortalaması olarak 1 m2 de 30 kg balık pazarlamak ta mümkündür. havuzların çok çeÅŸitli ÅŸekillerde planlanması mümkün ise de son yıllarda 2-4 m. enindeki kanal tipinde uzun havuzlar inÅŸa edilmektedir. GörüÅŸümüze göre en ideali 3 m. olmaktadır. Su derinliÄŸi 1,2 m. ile 1,40 m. arasında olabilir. Su giriÅŸ çıkışları kontrollu ve ızgaralı olarak yapılır. Planlamada süzgeçler ve boÅŸaltma düzenleri dikkatle planlanır. İdare binası. yem deposu, iÅŸletme çok büyük ise küçük bir laboratuvar, soÄŸuk hava ünitesi ve personelin kalacağı yerler de plânlamalarda dikkate alınır. Binaların havuzların kontrolü mümkün kılacak bir yerde inÅŸa edilmeleri yararlı olacaktır.

ALABALIKLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Ülkemizde alabalıklar porsiyonluk tabir edilen 3-4 tanesi 1 kg çeken ortalama 200-300 gr. ağırlıkta iken pazarlanmaktadır.. GökkuÅŸağı alabalıkları bu ağırlığa 10-12 ayda ulaÅŸtırılabilmektedir. Son yıllarda Karadeniz de besiye alınmış ve 1 kg dolayındaki balıklarında pazarlar da yer aldığı gözlenmektedir. Bir kg ağırlığındaki bir diÅŸi alabalık 1600-2000 adet yumurta verebilir. Alabalık yumurtaları 4-5 mm. çapındadır. Ülkemizde yetiÅŸtiriciliÄŸi yapılan gökkuÅŸağı alabalıklarının yumurtalarından yavru çıkışı 14-15 derece su sıcaklığında 21 gün sürer. Su daha soÄŸuk ise bu süre bir miktar uzar. örneÄŸin su 12 derece ise 26 gün, 10 derece ise 30 günde yavru çıkışı tamamlanır. Bazı yayınlarda yumurtalardan yavru çıkışı derece/gün olarak belirtilir. Bu yöntem ile iÅŸletmemizde kaç günde yumurtadan yavru çıkacağını basitçe hesaplayabiliriz, örneÄŸin, GökkuÅŸağı alabalıklarında 300 derece gün, kahverengi alabalıklarda ise 400-450 derece gündür. Diyelim ki GökkuÅŸağı alabalığı yetiÅŸtirilen iÅŸletmemizde kuluçkalarda kullanılacak suyun sıcaklığı 14°C dir. Bu zaman 300/14=21-22 günde yavruların yumurtadan çıkacakları hesaplanır.

Erkek alabalıklardan sağımla alınan üreme hücreleri topluluÄŸuna süt tabir edilir. Bu sütün 1 cm3 ünde milyonlarca erkek üreme hücresi olan spermatozoid bulunur. Bir erkek balıktan bir mevsimde 1 kaç kez süt alınabilir. Bu nedenle bir iÅŸletmede diÅŸi balık sayısının 1/3 ü oranında erkek balık bulundurmak yeterli olabilir. Normal besi koÅŸullarında bir erkekten iki haftada bir süt alımı mümkündür.

Yumurtlama zamanında diÅŸi alabalıkta karın ÅŸiÅŸkin, anüs kızarık, yuvarlakça ve dışa doÄŸru çıkıktır. Erkek balıkta ise karın düz yapıdadır. Erkek balığın karnına yandan hafifçe basılınca beyaz renkli süt çıktığı görülür. ErkeÄŸin rengi üreme zamanında parlaklaşır ve kızıllaşır. YaÅŸlı erkeklerde ağız ucu üste doÄŸru kıvrıklaşır. Bir iÅŸletmede 1.000.000 adet yumurta üretimi için 750 kg. damızlık balık bulundurmak yeterlidir.

Yumurta ve yavru üretimi.

Yumurta sağımından 1-2 ay önce yemleme azaltılır. Yumurtlama dönemi yaklaÅŸtıkça balıkların suyun geldiÄŸi yerde toplanma eÄŸilimleri artar. Bu dönemde yemlemenin kesilmesi gerekir veya verilen yem miktarı azaltılır. Ayrıca erkek diÅŸi ayırımı yapılarak özel olarak hazırlanmış ve temizlenmiÅŸ havuzlara konulur. Verimli bir yumurta alımı için, bir yıl önceden baÅŸlayan yemlemenin kalite ve miktar bakımından en yüksek düzeyde tutulması çok yararlı olacaktır.

DoÄŸal yem yiyen balıklarda yumurta rengi pembe kırmızı, yapay yemle büyütülen balıklardan elde edilen yumurtaların rengi ise soluk beyaz veya az sarımsı olur. Fakat her iki renk yumurtadan da baÅŸarılı ÅŸekilde yavru üretilebilir.

Damızlık balıkların beslenmesi devamlı olmalıdır. Kesik kesik beslenen ve düzenli geliÅŸme kazandırılmayan balıklardan iyi bir damızlık özelliÄŸi beklenemez.

Damızlıkta kullanılacak diÅŸi balıkların 3-4 yaşında olması en uygunudur. Fakat, iyi beslenmiÅŸ iki yaÅŸlı balıklardan da baÅŸarı ile yumurta elde edilebilir. Erkek balıkların ise 2-4 yaÅŸ arasında olması istenir. Fakat, gerek erkek, gerekse diÅŸilerde 350 gr.'ı geçen balıklardan da damızlık olarak yararlanılabilir. 6-7 yaşını geçen balıklar ise damızlıktan çıkarılmalıdır. Çünkü bu balıklarda kısırlık artar ve yumurtalarda döl tutma oranı yarı yarıya azalabilir. Balığın ağırlığı arttıkça yumurta büyüklüÄŸü ve elde edilecek yumurta sayısı da artar.

 

Üreme Zamanı

Alabalık türlerine göre deÄŸiÅŸebilir. GökkuÅŸağı alabalıklarında genel olarak Ocak, Mart aylan arasıdır. Fakat fertlere ve hatlara görede fark edebilir, örneÄŸin Japonya da seçim ve seleksiyon yolu ile Ekim-Kasım aylarında yumurta veren gökkuÅŸağı alabalık hatları geliÅŸtirilmiÅŸtir. Seleksiyon bilindiÄŸi gibi yeni generasyonu meydana getirecek bireylerin seçimi iÅŸlemidir ve bunun sonucu gelecek generasyonda ortaya çıkacaktır.

Üreme zamanı bölgelere ve iklime göre de fark eder. Suyun kuvvetli akışı da etkili olur. Güçlü ve akıntılı sularda bulunan balıklarda üreme zamanı daha erkendir Balıkların saÄŸlığı ve iyi bir yemleme de üreme zamanının erken oluÅŸmasında etkendir Yapılan çalışmalar balık yaşının üreme zamanını etkilemediÄŸini ortaya koymuÅŸtur

Üretim

Üretim zamanı gelince ilk yapılacak iÅŸ erkek ve diÅŸi balıkların ayrılmasıdır. Havuzlardaki tüm balıkları kısa sürede yakalamak için balık yakalama arabasına sahip olunması çok yararlı olacaktır Ayrılan diÅŸi ve erkek balıklar ayrı küçük havuzlara alınırlar. Bu havuzlar dölleme iÅŸleminin yapılacağı binaya yakın olmalıdır. Havuzların derinliÄŸi 0.75-1 m., uzunlukları 2-3 m., geniÅŸlikleri de 1 m. dolayında olmalıdır. Böylece iÅŸlem sırasında balıkların yakalanması kolay olacaktır. Bu havuzların dip kısmında çakıl veya bitki bulunmamalıdır. Çünkü, balıkların yumurta bırakmalarına etken olacak bir ortam yaratılmış olur. Beton ve düz olarak yapılmış olması en uygunudur. Bu havuzların üst kısmı aÄŸ ile kapatılmalı veya kenarları balıkların sıçradıkları zaman kaçamayacakları kadar 30-40 cm yüksek olmalıdır. Yumurtlama zamanı gelen balıklarda suyun geldiÄŸi yöne doÄŸru gidebilme amacı ile zıplama eÄŸilimlerinin arttığı görülür. Damızlık balıkların tutulduÄŸu bu havuzlara mümkün olduÄŸu kadar bol su verilmelidir. Böylece cinsel olgunluÄŸun, hızla geliÅŸmesi saÄŸlanabilir. Fakat akıntının çok fazla olması da doÄŸru deÄŸildir. YumuÅŸak ve balıkları sürüklemeyen bir akıntı saÄŸlanmalıdır. Havuzlara konulan damızlık balıklar her hafta kontrol edilerek yumurta alım zamanının gelip gelmediÄŸi izlenmelidir. Böylece en uygun yumurta alım zamanı kolaylıkla saptanır ve sağım iÅŸlemine geçilebilir. EÄŸer diÅŸi balığın karnı ÅŸiÅŸ ve az bir basınç ile anüsten yuvarlak olgun yumurtalar çıkıyor ise yumurta alım zamanı gelmiÅŸ veya çok yakınlaÅŸmış demektir. Erkeklerde ise üreme zamanı süt kremsi beyaz renktedir. Kötü süt sulu görünümdedir. Üreme zamanı deÄŸil ise erkeÄŸin karnına basılır ise süt gelmeyebilir veya az gelir. Aynca kanama da görülebilir.

DiÅŸi balıklarda olgun yumurtalar yuvarlaktır. Yumurta olgun olarak 8-10 gün kalabilir. Fazla olgunlaÅŸan yumurtalardan çoÄŸunlukla erkek balık çıkar ve bunların bir kısmında da kötü özellikler görülebilir. Döllenme oranı da düÅŸebilir. Gerek döllenme, gerek döllenmeden sonra kuluçkalama da, gerekse yumurtadan yavru çıktıktan sonra ölüm oranı yüksek olabilir. Bu nedenle sağım iÅŸleminin devamlı kontrol edilerek zamanında yapılması çok önemlidir. Elde edilecek sıhhatli yavrulardan ileride sıhhatli balıklar yetiÅŸtirilebileceÄŸi unutulmamalıdır. Ayrıca yumurtalar daha olgunlaÅŸmadan sağım yapılır ise aynı aksaklıklar izlenebilir

EÄŸer diÅŸi balıktan bir yıl yumurta sağılmaz ise balık bu yumurtaları kendi vücudunda eritir ve absorbe eder. Bu durum kısırlığa neden olur. Bu nedenle diÅŸi balıkların yumurtasından yararlanılsın yararlanılmasın her yıl mutlaka sağılmalı ve yumurtalar alınmalıdır.

Yapay Tohumlama

İki ÅŸekilde yapılır. Birincisi kuru yöntem, ikincisi ise yaÅŸ yöntemdir. Kuru yöntem su ile karıştırmadan yapılan dölleme iÅŸlemidir, yaÅŸ yöntem ise su içerisinde yapılan dölleme iÅŸlemidir. YaÅŸ yöntemin çok süratli uygulanması gerekir. Kuru yöntem yaÅŸ yöntemden daha uygun ve yaygın bir uygulamadır. Çünkü alabalık erkek tohumları su içerisinde 30 saniye gibi kısa bir süre içerisinde ölmeye baÅŸlarlar ve en uzun olarak ancak 1-2 dakika su içerisinde yaÅŸayabilirler. Bunun yanında kuru yöntemle çalışıldığında spermatpzoitler daha uzun süre yaÅŸar ve hayatiyetlerini koruyabilirler. Ülkemizdeki çalışmalarda tamamıyla kuru yöntem ele alınlığından bu yöntemin pratik yetiÅŸtiricilik açısından önemi dikkate alınarak aÅŸağıda etraflıca açıklanmıştır.

Kuru yöntem ile yapay tohumlama

Kuru yöntem ile yapay tohumlama yapmak için öncelikle bir kısım malzemenin hazırlanması gerekir. Bu malzemeler, 2-3 adet yuvarlak kap (20-30 cm. çaplı), temiz bir el havlusu, yumurtaları yıkamak için delikli tencere, yumurtaları karıştırmak için horoz veya kaz tüyü, bir masa, su geçirmez muÅŸamba önlük veya pantolon, balıkları yakalamak için gerekli kepçeler ve taşımak için kovalar ile yumurtaların konulacağı kuluçka tablalarıdır

 Kuru yöntemin uygulanması

Daha önce de belirttiÄŸimiz gibi diÅŸi ve erkek balıkların önceden ayrı havuzlara ayrılmış olması yararlı olacaktır. İşlem günü erkek ve diÅŸi balıklardan o gün sağım yapılacak olanlar tekrar bir ayıklamaya tabi tutulur. Böylece iÅŸleme baÅŸlanıldığı anda sağılacak olan bütün balıkların ayrılmış olması yararlı olur. Balığın tutulması havlu veya yün eldiven ile olur ise balık elden kaymaz. Tecrübeli kiÅŸiler çıplak elle de balığı zedelemeden tutabilirler. Balıklar küçük ise sağım bir tek kiÅŸi tarafından yapılır, iri ise bir kiÅŸi iki eli ile balığı tutar diÄŸer kiÅŸi ise sağımı yapar. Balık küçük ise bir el ile balık tutulur iken diÄŸer elin baÅŸ ve iÅŸaret parmağı ile sağım yapılır. Sağım sırasında balığın sırtı az gövdeye dönük ve yere doÄŸrudur. Sağım anüsten baÅŸ kısma doÄŸru olur. Anüse en yakın olan yumurtalar en olgun yumurtalardır önce anüse yakın olan yumurtalar sağılır, örneÄŸin anüse 3-4 cm. kısımda bulunan yumurtalar balığın karnı bu kısımda sıvazlanarak sağılır. Anüsten baÅŸ kısma doÄŸru çıkılarak sağım birkaç kez tekrarlanarak tüm yumurta alınır. Yumurtalar olgun ise sağım çok kolay olacaktır. Tüm yumurta boÅŸaltılmadan sağıma son verilmez. Karnın bastırılarak sağım yapılmasında parmağın basıncı balığın iç organlarını zedelememelidir. Kanama yapabilir. Fakat zaman zaman görülecek az bir kanamanın bir zararı yoktur. TelaÅŸa kapılmamalıdır. Balık bu zedelenmeyi kolayca kapatabilir. Elbetteki sağım sırasında balık mümkün olduÄŸunca zedelenmemeye çalışılır.

Sağılan yumurtaların içerisinde kırık yumurtaların proteinlerini uzaklaÅŸtırmak için yumurtaların izotonik eriyik içerisinde yakanması gerekir. EÄŸer bu eriyik içerisinde yıkama yapılmaz ise ileride mantarlaÅŸmalara veya bakteri üremesine neden olabilirler. İzotonik eriyiÄŸi;

Tuz(Na cl)                     90.4 gr

Kalsiyum klörür (CaCl2) 2.6 gr.

Potasyum klörür ( KCl)   2,4 gr.

Su                                    10 Ll.

olarak hazırlanır. Biraz bikarbonat ilavesi ile su Ph’sının 7’ye ayarlanması gerekir. Sağılan yumurtaların bu izotonik su ile yıkanmasından sınra dölleme iÅŸlemine geçilir.

İki veya dört diÅŸinin yumurtası aynı kaba sağıldıktan sonra yumurta üzerine iki erkeÄŸin sütü sağılır. Erkek balık da sağılmadan önce kurulanmalıdır, özellikle kuyruk kısmında ve anüse yakın kısımlarda damlayacak su kalmaması gerekir. Çünkü bu kısımlardan sağılan süt üzerine su damlayacak olur ise erkek üreme hücreleri kısa sürede ölürler. DiÅŸi balıkta karın kısmına basınç yapılarak yumurtanın çıkarılmasına karşılık erkek balıkta biraz yan kısımlara basınç yaparak süt çıkartılır. Bir kaç damla süt bir kap yumurtayı döllemek için yeterlidir. Kesin sonuç için iki erkekten alınan süt müÅŸterek kullanılır. Çünkü, balıklardan birinin kısır olması durumunda diÄŸer balığın spermleri tüm yumurtaları döllemeye yeterli olacaktır.

Yumurta üzerine süt sağıldıktan sonra tüy ile yumurtalar sakin ve telaÅŸsız bir ÅŸekilde karıştırılır. Karıştırılan yumurta yarısına kadar su ile dolu bir kaba konulur ve hemen süratle tekrar tüy ile karıştırılır. Bu karıştırma 3-4 kez suyu döndürme ÅŸeklinde yeterlidir. Döllenme iÅŸlemi böylece tamamlanmış olur

Yumurtalar bu kap içerisinde 20 dakika bekletildikten sonra yumurtalar tekrar 5-6 kez yıkanır. Bu yıkamada kötü yumurtalar, kan artıkları ve süt artıkları temizlenmiÅŸ olur. Temizlenen yumurtalar yumurta tavalarına konulur ve iÅŸlem bu ÅŸekilde tamamlanmış olur

 

Sağım iÅŸlemlerinin yapıldığı yer yumurtaların konulacağı kuluçka tavalarına uzak ise yumurtaların taşınması kapalı bir kap içerisinde yapılmalı ve yumurtaların güneÅŸ ışığı görmesi önlenmelidir. Fakat bir çok yetiÅŸtirici sağım yerinin tavaların konulacağı kuluçka havuzlarına yakın olmasını planlarlar. Böylece sağım ve hemen sonra yumurtalar tavalara yerleÅŸtirilerek kuluçka yerlerine konulmaları saÄŸlıklı bir ÅŸekilde saÄŸlanmış olur.

 

Döllenme iÅŸleminden sonra ilk 36 saatlik dönemde yumurtalar bir yerden diÄŸer yere biraz dikkatli davranmak ÅŸartı ile nakledilebilirler. Bu dönemden sonra, gözlerin iki siyah nokta ÅŸeklinde geliÅŸmesine kadar 14-16. güne kadar yumurtaların nakledilmeleri çok tehlikelidir. Bu dönemde yumurtalar mümkün olduÄŸunca kımıldatılmamalıdır. Çünkü çok hassastırlar. Bu sırada her hangi bir ani harekete ve ÅŸoka tabi tutulmamalıdırlar. Su akıntısı çok dikkatli düzenlenmelidir. Yumurtaları su hareket ettirmemelidir. 15. günden itibaren ise yumurtaların bir iÅŸletmeden diÄŸerine nakledilmesi mümkündür. Dünya üzerinde döllenmiÅŸ yumurta ticareti bu dönemde yapılır. Dünyanın her tarafına uçak ile bu yumurtalar bu dönemde yollanabilirler; Hatta ölü yumurta sayısı az ise bu dönemde ayıklanması bile ihtimal edilebilir, ölü yumurta ayıklaması 1-7. gün arasında yapılırsa daha iyi olur. Ölü yumurtaların ayıklanması da önemli bir konu olup, normal yumurtalar arasında beyaz ve donuk renkli olarak hemen tanınırlar. Ayıklama cımbız veya kamıştan özel olarak yapılan küçük maÅŸacıklar ile yapılır. Küçük bir boru ile emmek suretiyle de ölü yumurtalar ayrılabilir. Bazı iÅŸletmelerde emme iÅŸlemi gören top gibi lastik ve ucunda küçük bir hortumu bulunan pratik aletler kullanılır. Bu konu için yapılmış ve üst kısımlarda resimleri verilen malzemelerden de yararlanılabilir. Özellikle binlerce yumurta saÄŸan iÅŸletmelerde ölü yumurtaları canlı olanlardan ayıklayan makinaların kullanılması çok yararlı olur.Yavrular yumurtadan, çıkmaya baÅŸlayınca kalan yumurta kabuklarının ayıklanıp atılması gerekmektedir. MantarlaÅŸma ve ölü yumurta çok ise yumurtalar 5-6 günde bir kez 1/300.000 sulandırılmış malahit yeÅŸili banyosuna tabi tutulurlar ise mantarlaÅŸma azaltılabilir veya önlenebilir..

 

ALABALIKLARIN BESLENMESİ

Yavruların bakım ve beslenmesi.

Yumurtadan yeni çıkan yavrular çok nazik yapılıdırlar. Genel olarak kuluçka tablalarının delikleri bunların geçmesini engellemeyecek geniÅŸlikte ise, yavrular bu tablanın alt kısmına geçer ve dip kısımda istirahat eder ÅŸekilde hareketsiz dururlar. Bu dönemde havuz dip kısmının daha önceden çok iyi bir ÅŸekilde temizlenmiÅŸ olması gerekir. Bu dönemde ölecek keseli yavrularında hemen temizlenerek ayıklanması gerekir. Verilen su temiz ve az hareketli olmalıdır. Besin kesesinin kaybolmasından az önce balıklarda hareket baÅŸlar ve yem bulmak için su yüzeyine doÄŸru yüzme hareketleri yaparlar. Bu dönemde yem verilmeye baÅŸlanılır.

        

Alabalık yumurtalarından yavru elde edildikten bir süre sonraya kadar yavruları yemlemeye gerek yoktur. Çünkü yavru balık karın altında bulunan besin kesesinden beslenir. Bu süre suyun sıcaklığına ve balık türüne göre fark edebilir, örneÄŸin gökkuÅŸağı alabalık yavruları 14-16 derecede su sıcaklıklarında 18-20 günden itibaren yem almaya baÅŸlayabilirler. Bu konuda genel bir kural olarak yavru balığın karın altında bulunan besin keseciÄŸinin azalmaya baÅŸladığı dönemden itibaren balıklara azar azar yem verilmeye baÅŸlanır. Yemleme çok dikkatli yapılmalı ve yavruların yemi alıp almadıkları dikkatle incelenerek yemlemeye devam edilmelidir.

Yavru alabalıkların beslenmesinde eskiden dalak ve ciÄŸer ezilerek verilmesi yaygın bir uygulama idi. Fakat günümüzde dalak verilmesi iÅŸlemi azalmıştır. Daha çok toz yemler ile besleme yolu izlenmektedir. Bunun çeÅŸitli kolaylıkları vardır, öncelikle toz yemlerin stoklanarak saklanması kolaydır. Dalak gibi yemler ise her gün temin edilme zorunluÄŸundadır. Bu nedenle bizde toz yem ile yavru balıkların beslenilmesini önereceÄŸiz .

Yavru balıkların beslenmesinde kullanılan toz yemlerin proteince daha zengin olması gerekir. Bu amaçla ortalama %40 dolayında balık unu içermesi yararlı olur. Yavru balıklar için özel olarak hazırlanmış toz yem temini zor olduÄŸunda bazı yetiÅŸtiriciler ergin balıklar için hazırlattıkları pelet yemleri eleyerek elde ettikleri toz yem ile yavru balıklarını besleme yolunu izlemektedirler. Kısmen de olsa baÅŸarılı olmaktadırlar. Bu yolu zorda kalan her yetiÅŸtirici için önerebiliriz. Eleme ile elde edilen bu toz yem içerisine bir miktar balık unu, kan, ezilmiÅŸ dalak veya sığır ciÄŸeri ilave edilebilir ise pratik olarak yavru balık besleme problemi çözümlenmiÅŸ olur.

Yavru balıkların beslenmesinde ilk günler yem çok az verilir. Her gün yem miktarı arttırılarak balıklar yeme alıştırılır. Yemlemenin bir günde azar azar ve 4-5 kere de yapılması gerekir. Yemlemede yemin tüketimi dikkatlice takip edilir. Yemlerin yenilmeden dip kısma çökme durumuna imkân verilmemelidir. Çünkü yenilmeden dip kısma çökecek yemler yavru balıklar tarafından alınamaz ve zamanla çürüyerek havuz ortamının bozulmasına neden olur.

                       


Ergin balıkların beslenmesi

 

Alabalıkların beslenmesinde üç yol izlenebilir. Bunlar taze yaÅŸ yemler karışık yemler ve pelet yemler ile beslemedir. Taze yaÅŸ yem olarak her türlü balık ve diÄŸer hayvansal su ürünleri bu amaçla kullanılabilir, özellikle ucuz olarak temin edilecek balıklar ile yapılabilecek yemleme ile baÅŸarılı bir yetiÅŸtiricilik mümkündür. Fakat bu tür yemlerin devamlı ve ekonomik olarak temin edilmeleri zor olabilir. Ayrıca bu tür yemlemede kirlenme konularına çok dikkat edilmesi gerekir. Son yıllarda, ancak çok miktarda ıskarta balık avlanan kuzey ülkeleri kıyı limanlarında bu uygulama devam etmektedir. Ülkemiz için bazı durumlarda arada sırada pelet yem yanında bu tür yemler ile balıkların beslenmesi mümkündür. Bu durumda karışık yemleme diyeceÄŸimiz ikinci yemleme yöntemi uygulanmış olur.

Günümüz alabalık yetiÅŸtiriciliÄŸinde en ekonomik ve pratik yemleme ÅŸekli pelet yemler ile yapılan yetiÅŸtirme olmaktadır. Pelet yemler kullanılmasının yararlan çoktur. Öncelikle her zaman temin edilebilirler. Depolanmaları kolaydır. Balık miktarı ve ağırlığına göre bir planlama yapılarak gerekli miktarda yem verilmesi mümkün olur. Bu nedenle ülkemizde alabalık yetiÅŸtiriciliÄŸinde pelet yemler ile yemleme yöntemi önerilir ve en uygun besleme ÅŸeklide bu olmaktadır.

Alabalıklar genel olarak etobur hayvanlardır. Bu nedenle alabalık besisinde kullanılan yemlerin proteince zengin olmaları gerekir. Alabalık yemlerinde en az % 30-35 protein bulunmalıdır. Ayrıca protein kaynağının balıklardan gelmesi daha yararlı olacaktır.  Balıklara verilecek yem miktarı genel olarak toplam canlı ağırlığın %2 si dolayındadır

 

Yorum (3) Yorum yaz! | Etiketler : ALABALIK KÜLTÜR ALABALIĞI

DAĞ ALASI ALABALIK KIRMIZI BENEKLİ ALA BALIK AVCILIK AVLANMA YET

ALABALIK HEMDE NE BALUKKKKK

KIRMIZI BENEK ALABALIK

ARDEÅžEN DE ZÄžEM DE BİR ÇOÄžUNU TEDAVİSİ ASLA İSTENMEYEN HASTALIKTIR DIR ALABALIK

 

Latince adı:
Dere alası:Salmo trutta caspius (fario)
Dağ alası:Salmo trutta macrostigma
Göl alası (Abant Alası):Salmo trutta abanticus
Deniz alası:Salmo trutta labrax
GökkuÅŸağı alabalığı:Oncorhynchus mykiss

İngilizce adı: Trout

Lazca adi : mÅŸÄŸomi

                                  
Tanıyalım
:
Kırmızı benek ve diÄŸer tür Alabalıklar çok hareketli, yüzgeçleri dikensiz, pulları çok küçük,iç sularda yaÅŸayan en lezzetli, etçil hayvanlardır. Oyyy oyyyyy
Yumurtadan yeni çıkmış yavru balıklar, çoÄŸunlukla sudaki sinek larvalarıyla beslenir, büyüdükçe küçük balıklar, tatlı su karidesi, sinekler ve uçan böcekleri yer. 2-3 yaÅŸlarında İlkbahar ve Sonbahar aylarında çiftleÅŸir. DiÅŸi alabalık yumurtalarını çakıl ve kum kaplı dipte, kuyruÄŸuyla karıştırıp açtığı çukura yayar. Hemen yakınındaki erkekte cinsine göre, 45 günle 3 ay arasında açılacak olan yumurtayı döller. Tek bir diÅŸi bir mevsimde 5000-6000 kadar yumurta yumurtlayabilir. Yumurtalardan çıkan alabalık yavrularının % 90'ı ilk üç ay içinde, daha büyük balıklara yem olurlar.

Nerelerde Bulunur:
Alabalıklar sıcaklığı 10 - 15 derece arası soğuk, berrak ve bol oksijenli sularda yaşarlar.
İç Anadolu’nun yüksek daÄŸlarında, Trakya bölgesinde, DoÄŸu Anadolu Bölgesi ve Karadeniz Bölgesinin dere ve göllerinde. Antalya, Mersin, MuÄŸla gibi sıcak ÅŸehirlerin su sıcaklığı 15 derecenin altında olan daÄŸlık bölgelerindeki derelerde bulunur. Ülkemize özgü endemik bir tür olan Abant Alası Abant gölünde, Abant’a yakın göllerde, Yedigöller ve civarındaki derelerde de bulunur.

 

Yem:
Alabalık avında kullanılan en favori yem mepps'dir, daha sonra kaşık ve el yapımı böcekler gelir. Alabalık avcıları vazgeçemedikleri yapay yem 1 nolu mepps dir, her yerde her ÅŸartta kullanabilirsiniz, 2 no biraz daha ağır olmasından dolayı daha çok gölde kullanılır. 0 numaralı mepssi atmak için çok ince misina ve çok esnek kamış ÅŸarttır. Metalik renk üzerine kırmızı noktalı 1 numara algia marka mepss en çok tercih edilendir. Bu yöreden yöreye yem bulma imkân ve fırsatlara göre de deÄŸiÅŸir Rize’nin köylerinde solucan,su kelebeÄŸi “ ufak köpek balığı “da denir dere yatağında taÅŸ altında kumdan sarkıtlar oluÅŸturan kurt türü ve yaprak kurtları hata ari ile de tutulabilmektedir. Var gaÅŸkurinenna ÄŸete de tutulur

Avcılığı:

 Alabalık avı, özellikle de dere alabalığını avlamak dünya çapında insanları peÅŸinden sürükleyen keyifli bir uÄŸraÅŸtır. Alabalığı yakalamak oldukça zor ve emek ister. Alabalık birçok tatlı su balığı gibi kendini hemen avcısına teslim etmez. Onun izini sürmeniz gerekir. Oltanızı yutması yakaladığınız anlamına gelmez, kurtulmak için kendini parçalayabilir. Oltadan kaçanın bir daha oltaya gelmesi de zor bir ihtimaldir. Rakip bu kadar diÅŸli ve saygın olunca onun peÅŸinden gitmek de o kadar keyifli ve eÄŸlenceli olur. Ülkemizde de, alabalığın her yerde olduÄŸu gibi, alabalık avı düÅŸkünlerinin vazgeçemedikleri, tatillerinin ve istirahat günlerinin feda ettikleri bir küçük bir maceradır. Kimimiz olta ile kovalarız alabalığı, kimimiz aÄŸlarla gecenin köründe tuzak kurarız soÄŸuÄŸa ve elveriÅŸsiz dere yamaçlarına aldırmaksızın. Biri kaçar diÄŸeri kovalar yada biri bekler diÄŸeri gelir. Ama her iki durumda da, biri heyecanla beklerken, diÄŸeri her ÅŸeyden habersiz belki biraz mütereddit suda kayar tuzaÄŸa doÄŸru.

Alabalık avı da diÄŸer etçil balıklarda olduÄŸu gibi genellikle mepss ve canlı yemle yapılır. Fly avcığıda birçok alabalıkçının arzu edip hayal kurduÄŸu bir av ÅŸeklidir. Özetle alabalık avı kelimenin tam anlamıyla bir kovalamacadır. Hele bu alabalık, dere alabalığı ise. Karşınızdaki sazan deÄŸil, alabalıktır. Yani zeki ve fiziksel uyarıcılara karşı çok hasas bir yaratıktır. Çünkü sese, ışığa yada gölgeye hemen savunmacı bir tepki verir. Oltayı hemen yutmaz bazen burnu ile sertçe vurarak kontrol eder. Ama bu durum bizi yıldırmaz. Bilakis avlanma için daha da teÅŸvik eder yani tobape cakorar

Alabalık Nasıl Avalanır?
Alabalık, deÄŸiÅŸik tipteki olta ve aÄŸlarla hazırlanan tuzaklarla avlanır. Çıplak el, yöremizde mecek denilen ve mızraÄŸa benzeyen aletlerle de avlanılabilir. Bazıları silah ile de avlamaya çalışmaktadır.

Maalesef balık otu, dinamit, karpit, suya elektirik akımı verme yada lpg tüpü atma gibi hiç hoÅŸ olmayan hem tehlikeli hem doÄŸaya ciddi tahribatlar verebilen yöntemler de kullanılabilmektedir. Bizim anlatığımız ve sevdiÄŸimiz avlanma yöntemleri sadece yasalara ve ahlaka uygun olan avlanma yöntemleridir.Belki su yolunu deÄŸiÅŸtirmek “censhorodur “ sepettir , çuvaldır daha insaflı olanı ama en ihsaflısı BİGA dir olta olta ilen avlanılandır oltaaaaaaaaa

Karşınızdaki balık sıradan bir av olmadığı için sürekli uyanık olmanız gerekir. PeÅŸine düÅŸüp onu ürkütmeden kovalamalısınız. Dere alabalığını yakalamak yorucu ve dikkat ister. ÇONTOBARE Sürekli yürür, olta sallar, yada aÄŸ atarsınız. Ama buna deÄŸer. Vazgeçmezsiniz. Hele bir eÅŸ dost birlikte ava gitmiÅŸseniz, daha da eÄŸlenceli olur. Gerçi alabalık avı, insanın tek başına yaptığında bir terapiye benzer. Bu nedenle de genelde alabalığa yalnız çıkılır. Çıkılır ama dere emniyet ister uygun ve güvenli olmaz tek avlanmak Yada sürek yapılır yaylalarda  dere mezrada neknari de  dütÄŸe yaylalarında biraz yürünülür çadır kurulur avlanılır balıklar tere yaÄŸda piÅŸirilir ve 3 oyun yenir bıkmadan. AteÅŸler yakılır limÄŸonada uyunur günlerce hastalık tır tedavisinin istenmediÄŸi hiçbir zaman hele zÄŸem diyarında avcılık , gurbetteki evlada bu derelerde çisede avlanmak tutkudur beline kadar ıslanmak ve alabalık avı yapmak

Olta ile at bekle çek

:Bizim sularda yaygın olta ile avcılık tercih edilir. kamışınız esnek ve uzun, misinanızda 0,15 - 0,20 - 0,25 olmalıdır. Bazı alabalık avcıları 0,25 misinayı kalın bulmakla beraber kaliteli bir mizanaya sahip olmadığınız hallerde 0,25 iÅŸe yarar. Daha ince misina saÄŸa sola sürtünüp kolayca koparken kalın misinayla da yeminizi uzaÄŸa atamazsınız

Uygulaması kolaydır ancak eÄŸer derede avlanıyorsanız su derinliÄŸinin en az 30 cm olması gerekir, ayrıca derenin içinde kaya ve aÄŸaç dallarının az olmasına dikkat etmelisiniz. Sürekli kayaya ve aÄŸaca taktığınız yeminiz balıkları huzursuz eder. O nedenle at çek yaparken suyun kaya önünde oluÅŸturduÄŸu derin bölgeye yeminizi atar ve çekmeye

başlarsanız alabalığınızı yakalarsınız.
Ancak bazen derede avlanmaya gittiÄŸinizde büyük hayal kırıklığına da uÄŸrayabilirsiniz. Suyun akış hızı bazen öyle artar ki attığınız meppsi çekerken suya hiç batmayan yeminiz suyun yüzeyinden zıplaya, zıplaya gelir. Karların erimesiyle akış hızı artan derede mepss le avlanmak zordur, derenin birkaç gün sonra akış hızı azalacaktır, o zaman avlanmak daha verimli olacaktır. Bazen de su seviyesi öylesine düÅŸer ki yem sürekli kayaya yosunlara takılır. Ancak hiç bir zaman derede su bitmez. Åželale, çaÄŸlayan yapan derenin kaya altlarında gölcükler oluÅŸur.( biz böyle yerlere ayna deriz) Alabalıkta bu aynaların içindeki taÅŸların, kayaların altına saklanır. Fakat bu aynaların geniÅŸliÄŸi 2-3 mt. Kareyi geçmez. Åžimdi siz gelinde burada balık yakalayın. İşte burada ustalık konuÅŸur. İyi bir balıkçı o suya yaklaÅŸmadan 7-8 metreden o bölgeye adeta noktasal atış yapar ve oradaki balığı da alır.

Fly'la avcılığı:

Uygulaması zor olmasına raÄŸmen, en zevkli avlanma tekniÄŸidir. Yem olarak kıldan veya tüyden yapılan yapay sinek kullanılır. Fly avcılığı havada dairesel hareketlerle yemi suya bırakmak (adeta kamçı gibi) yada yemi suyun yüzeyinde akıntıya bırakarak avlanmak ÅŸeklinde olur. Burada dikkat etmeniz gereken, yemlerin hemen, hemen hiç ağırlığı olmadığı için kullanılan kamışın çok esnek olması gerekmektedir. Yemi uzaÄŸa atmak gerçekten maharet ister. Bu yüzden özellikle ABD de Fly okulları, kursları bile vardır.
Yemi uzaÄŸa atamıyorsanız yemi akıntıya bırakıp ileri gitmesini saÄŸlayabilirsiniz ancak buradaki dezavantaj bulunduÄŸunuz yerden akıntıyla beraber sürüklenen yapma yeminiz suda iyice ıslanıp doÄŸal ÅŸekli bozulacak, buda balığın yemden uzak durmasına neden olacaktır. Bunun için yemin suda etkilenmemesi için yanınızda bu iÅŸ için yapılmış spreyden bulundurmalısınız.

Yemek:
Alabalığı soÄŸuk suda yıkayın; kağıt havlularla suyunu alın. Balığın üzerine tuz serpin. Bir taraftan da un'la mısır ununu karıştırın. Yayvan bir tavada, kısık ısıda sıvı yaÄŸ içinde tereyağını eritin. Köpük oluÅŸmaya baÅŸladığı zaman alabalığı unlu karışımda altüst edin. Elinizde silkeleyip un karışımının fazlasını atın ( eÄŸer bu fazla unları atmazsanız biraz sonra tavanız yanık unla dolar) ve balığı tavaya yerleÅŸtirip, her iki tarafını da yaklaşık 4-5 dakika, balık kahverengimsi görünümü alıncaya kadar kızartın yada en kolayı temizlenen alabalıklar tuzlanır bolca tereyeğı tavada kızartılır ve dizilir dere kuzuları açık ateÅŸte siÄŸÄŸÄŸÄŸ siÄŸÄŸÄŸÄŸÄŸ diye piÅŸirilir kızarıncaya kader baÅŸlanır yenmeye biraz helva bolca gola suyu oyyyyyyyyyyyy oyyyyyy


.

Alabalık avına çıkan insan, bir süreliÄŸine gerçek hayata ara verir. Bir taraftan kafasının içini derleyip toplarken bir taraftan farklı bir aleme kapı açar.DERT ÖTELEME YERİ,KEDER PERDELEME ZAMANIDIR ŞĞOMİ OÇOPU ZAMANI. Hastalıktır baÄŸlanmadır futursuzca misina teline baÄŸlanarak kancalanmadır yem misalı aptalca...offff çok ÅŸeydir iÅŸte çokkkk

Makale: Recep ÖZTABAK

Teknik Bilgiler: Tarım ve köy iÅŸleri bakanlığı Kütüphanesi

Ayrılan zaman 3 tam gün emeÄŸe saygı yazımızı tanırız

Yorum (3) Yorum yaz! | Etiketler : ALABALIK KIRMIZI BENEKLİ DAĞ ALABALIĞI AVCILIK DERE YAYLA NEKNARİ SIRT YAYLA

TRABZON FATİH LİSESİ ESKİ FOTORAFLAR VE 1983 1984 ÖĞRETİM YILI M


TRABZON FATİH LİSESİ – 11 -  FEN –  C  - SINIFI 1983 1984 ÖÄžRETİM YILI MEZUNLARI _ TRABZON FATİH LİSESİ ESKİ MEZUNLAR

Sevgili arkadaÅŸlar sanal alem bir çok ÅŸeye kadir zaman geçtikçe ve kulanım artıkça birbirimizi bulmak ve ulaÅŸmak elbette daha kolay olacak. Ben bu zamanın başında olduÄŸumuza inanarak isimlerimizi ve bir eski fotoÄŸrafı neÅŸrederek iÅŸe baÅŸladım. Olurda siz eski arkadaÅŸlarım bu sayfaya uÄŸrarsanız yorum kısmına yada “albay40Qmynet.com “mail adresine bulunduÄŸunuz yer ve adresinizi e mail adresinizi telefon numaranızı lütfederseniz belki tamamımız deÄŸil ama bir çoÄŸumuz bir araya gelebiliriz bir birimizden haberdar oluruz ne dersiniz..

Recep ÖZTABAK

Polis Akademisi

Anıttepe ANKARA

 

 

 

H.ali KALAYCI

Ahmet BAYRAMOÄžLU

Olgun SERT

Sengül DURMUÅž

Tunç SARAÇ

Emel AYDIN

Mustafa TOPALOÄžLU

Fatma TOPALOÄžLU

Fikret BAK

Sevda ERENER

Emin Kalyoncu

Vildan KIRKESELİ

Davut AKSU

Gülgün KUYUCU

Åženol TOSUN

Sevim ÇOLAKOÄžLU

Yücel BAYTAR

Hava DENİZCİ

İkram ONUR

Güldan KARAGÜZEL

Hakan SESLİ

İğdan ABANOZLU

Oktay BEKER

Hakan ÇAKIR

RuhÅŸettin EYUPOÄžLU

Emriye BAYRAKTAR

Nevzat ERTÜRK

NurÅŸen EYUPOÄžLU

H. Ahmet BOZ

Güher TEKİN

Aytaç ORAL

Nuha BOZKURT

Mehmet ÇAMMAK

Nurdan HARDAL

UÄŸur YALÇINALP

Recep ÖZTABAK

M: Zeki PAÅžAOÄžLU

Halime OÄžUZ

Koksal SATIR

Nevin PEHLİVAN

Koray EMENGEK

Saniye KARPUZ

Temel KÜÇÜK

Müslime UYSAL

Halim YAZAR

Deniz AYDIN

Tayyer MUMCU

Ayhan VARLIBAÅž

İ . Ethem DURGUN

Hamdi ZIVALIOÄžLU

A . İhsan . SARICAOĞLU

İsmail SOYTÜRK

Necdet GÜNER

Rıdvan YILMAZ

Hüseyin DİKBAÅž

 




Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : TRABZON FATİH LİSESİ ESKİ FOTOLAR VE ESKİ ÖĞRENCİLER ESKİ OKUL ARKADAŞLARIM

RESİMLERLE ÇAY TARIMI VE ÜLKELER -- YAŞ ÇAY RESİMLERİ --


YUKARİ DURAK ZÄžEM ZİĞEM ÇAY ALIM YERİ FOTO
















jAPONYA bizde çay üretiyoruz hikaye
Tayvan ÄŸete korobuy
MALAWİ iyi seç ekisperi kizacak
GÜRCÜ delebe maji maji karti karti noyunan

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : çay üretimi teknolojik ve ülkelerle çay ENTERESAN RESİMLER ZİĞEM ANTIKA FOTO

LAZCA İSİMLER LAZURİ YOĞOPE LAZCA KELİMELER

                              lazca isimler

LAZURi YOĞOPE; LAZCA iSiMLER VE LAZCA KELİMELER



İSİMLER  ; Hukuk açısından ad, kiÅŸiyi belirleyen ve tanıtan, onu diÄŸer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. BaÅŸka bir deyiÅŸle ad, kiÅŸinin toplum içinde belirlenmesinin ve bu konuda gerekli düzenin saÄŸlanmasının önemli bir aracıdır. Kendine özgü kiÅŸiliÄŸi ve öz varlığı olan her birey, baÅŸkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki, her kiÅŸinin bir adının olması ve bu adın yöntemince nüfus siciline yazılması yasayla zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk aynı zamanda kiÅŸinin, yaÅŸamıyla özdeÅŸleÅŸen ve kiÅŸiliÄŸinin ayrılmaz bir öÄŸesini oluÅŸturan adını özgürce seçmesi ve onurla taşıması için kendisine tanınmış bir temel kiÅŸilik hakkıdır.

Avrupa BirliÄŸi Uyum Yasaları kapsamında çıkartılan 6.uyum paketi olarak bilinen, 19 Temmuz 2003 kabul tarihli, 4928 sayılı ÇeÅŸitli Kanunlarda DeÄŸiÅŸiklik Yapılmasına iliÅŸkin Kanunun 5. maddesi uyarınca; 1587 nolu, 5 Mayıs 1972 kabul tarihli Nüfus Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesi; Ancak ahlak kurallarına uygun düÅŸmeyen ve kamuoyunu inciten adlar konulmaz. olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir.

Buna göre Türkçe alfabe ile yazılabilen, ahlak kurallarına uygun, kamuoyunu incitmeyen Lazca isimler de yasal olarak artık kullanılabilmektedir. Bu noktada hem anlam, hem ses itibariyle ahlak kurallarına uygun ve kamuoyunu incitmeyecek Lazca isim listesini hazırlayarak sizlere sunmak arzusundayım 
 Tarafımdan deÄŸiÅŸik lehçelerde  Anlamı bilinenler açıklanmıştır. Birçok enteresan isim ve kelime adı yazılamamış bilen ve hatırlayanlar yorum kısmına eklesin lütfen.                                                              Recep ÖZTABAK






LAZURi YOÄžOPE; LAZCA iSiMLER

isim/Ad Anlamı
Abca dere
Abja dere
Afara – açere -bir kez
AÄŸani yeni
AÄŸne yeni
AÄŸnoba yenilik
Akonay – hakoni - buralı
Akoni buralı
Aliyoni martı
Ansaneri asi
Aravani bir yer ismi
Ardido – zade - birçok
Arfara –açere -  bir kez
Ar si ar ma bir sen bir ben
Arso bir kısmı
Arte –ar çona - bir ışık
Artena bir ışık
Artoba birlik
AÅŸela Lazcada bir isim
AÅŸena Lazcada bir isim
Bageni – pasÄŸa -daÄŸ evi
Bandara bayrak
Badi yaşlı erkek
Barva – iÄŸi -rüzgar, fırtına
Bedali iÅŸleme, oya
Bedi talih, kader
Berona çocukluk
Berva fırtına
Bedi nine
Boda aÄŸ
Butka – pavri -yaprak
cedvalaÅŸe ahÅŸap yamak malzemesi
Cetanu aydınlanmak
Ceyona aÅŸağı olan bölge
Cibu Lazcada bir isim
Cino martı
Civane iskete kuÅŸu
Cordani Lazcada bir isim
Cuneli güneÅŸli
Çala- ruba- dere
Çamule- çilanbri - gözyaşı
Çere renk
Çilamure gözyaşı
Çodina bitiÅŸ
Çona ışık
Da kız kardeş
Dadala oyuncak, boncuk
Dadali gül
Degi dilim
Didi büyük
Dido büyük
Dina lazcada bir isim
Dirvana gökçe güvercin
Dobira iyi toprak
Doskida baki kalmak
Doskuda baki kalmak
Ekana Lazcada bir isim
Elabars esiyor
Elamti yukarı doğru kalan yer
Elaşina hatıra
Elva yukarı çıkmak
Empula bulut
Ena ey(ünlem)
Esvara –iritulli -herÅŸey
EÅŸvanu nefes almak
Evre kıble rüzgarı
Evro kıble rüzgarı
Ezmoce rüya
Fanusa gelincik balığı
Gema daÄŸ
Gemzuli hüzünlü
Gemzulu hüzünlenmek
Germa daÄŸ
Getanu aydınlanmak
Geyona aÅŸağı olan bölge
Gobazgu tuzak kurmak
Gola yayla
Gonoşina hatır
Gubazi Lazika krallarından biri
Gurgula gök gürültüsü
GuriÅŸe yürekten
Guri yürek
Guroni cesur
Gyuli gül
GzamÅŸine yoldaÅŸ
iklima tutunulabilir olan
ilimba Sevilebilir olan
irday büyüsün
irdas büyüsün
irden büyüyor
isina Köy dışında kalan ve çayır, odun vs. gibi ihtiyaçların karşılandığı yer.
ivi iz
ivri iz

Jora güneÅŸ
Jova güneÅŸ
Jurte iki ışık, ikinci ışık
Katsa Lazcada bir isim
Kiana dünya
Klesti buÄŸu, buhar
Kolheti lazların ataları
Kresti buÄŸu, buhar
Kusta Lazcada bir isim
Ladre olgunlaşmamış, ham
Lamseri sakinleÅŸmiÅŸ
Lande akis, yansıma
Laze Laz
Leba geç(vakit)
Lika Lazcada bir isim
Limcera akÅŸam vakti
Limsa bitki türü, aÄŸ
Livadi bahçe
Liva kar suyu

Loresima papatya
Lori ince uzun arazi parçası
Loti Lazcada bir isim
Lova tatlı
Lovi çil
Loya tatlı
Lumcera akÅŸam vakti
Manjura ikinci
Makvali yumurta
Mamandulya bir bitki
Mani – evedi -çabuk
Mapa kral
Mapatule kuş adı
Masuma üçüncü
Mbuli kiraz
Mcora güneÅŸ
Medi Umut
Medvina yakmak
Mektasi ipek
Meleni öteki
Meona peşi sıra
MeÅŸona umut
Metaksi ipek
Metanu ışık tutmak
Mira yüz, çehre, eser
Misa sakin
MiÅŸa kime
Mjora güneÅŸ
Mjorana güneÅŸçik
Mjoranda güneÅŸin kız kardeÅŸi
MjorandÄŸa güneÅŸ günü
Mjoraste gün ışığı
MjoraÅŸa güneÅŸe
MjoraÅŸe güneÅŸten
MjoraÅŸi güneÅŸin
Mjorate güneÅŸle
Moleni beriki
Moni boncuk
Morçi filiz
Morde Büyük, ulu, bilge
Morderi büyümüÅŸ
Mosa aÄŸ
Mosi Bir bitki adı
Mpula bulut
Mula KaraaÄŸaç
Murgi yün yumağı
MzoÄŸa deniz
MzuÄŸa deniz
Nadven yanıyor
Nana anne
Natina Lazcada bir isim
Nena ses,dil
Nergi fidan
Nekna kapı 
Nogure ideal,hedef
Noseri akıllı
Noseri akıl
Nosoni akıllı
Nosta lezzet
Nostoni lezzet
Noveli iz
Nzeli verimli toprak
Obaru esmek
Okro altın
Olimbera aÅŸk, sevgi
Ontule bahçe
Opordace sevgili, biricik
Orane meydan
Orena meydan
Orko altın
Oropa aÅŸk
Oroperi sevilen sevilmiÅŸ
Oroponi sevilecek ÅŸey
Oruba dere
Otanu aydınlatmak
Ovaponi olacak, olmaklık
Oyaponi olacak, olmaklık
Pagara büyük ateÅŸ
Paluri alev
Palu yavan
Pandu Lazcada bir isim
Parpali kelebek
Patuli kar tanesi
Patulya kar tanesi
Pavri yaprak
Peri renk
Peroni renkli
Peruma fırtına deresi
Pozi yaban karayemiÅŸi
Pozoni bir ırmak adı
Pukina çiçekçik
Pukri çiçek
Pukrinora ilkbahar, çiçek mevsimi
Pukuri çiçek
Pukuroni çiçekli
Pulera sis
Puleri gizli
Purki çiçek
Purkinora ilkbahar çiçek mevsimi
Ragi kuş tuzağı
Rossi iyi
Rova çil
Ruba dere
Rubamşali deresarmaşığı
Sifteri atmaca
Simadi iÅŸaret
Sindoma sen ve ben
Åženi ÅŸenlik, mutluluk
Şineri saygın
Åžozi kuzey
Åžura koku
Åžuri can, nefes
Şurimşine can yoldaşı
Åžurina küçük can
Şurite canlı
Tamo yavaÅŸ
Tana ışılda, parla
Tandi Lazcada bir isim
Taneri aydınlık
Tani aydınlat
Tantu Lazcada bir isim
Tanuma Lazcada bir isim
Tanura aydınlık
Tanur sabah yıldızı
Tatia Lazcada bir isim
Tena ışık
Tenda ışığın kardeşi
Teona ışıklı alan
Timya nadir, az bulunan
Tisya kurban
TiÅŸineri olgun
Toba Göl Tobari Mahalle adı
Toliçona göz nuru
Toli göz
Tolina küçük göz
Topri bal
Topuri bal
Tubi ikiz
Tuta ay
Tutada ayın kızkardeşi
Tutana küçük ay
Tutanda ayın kızkardeşi
Tutaste ay ışığı
TutaÅŸte aya
TutaÅŸe aydan
Tutaşi ayın
Uçana karacık
Viya vücut sörfü
Volina serbest
Yeli açelya
Yema öÄŸle
Yulva doÄŸu
Yuzini sığ
Zeni düzlük
Zenimosi bitki
ZeniÅŸi boncuk
Zifona fırtına
Zifozi fırtına
ZuÄŸa deniz
ZuÄŸana küçük deniz


 

 

Yorum (8) Yorum yaz! | Etiketler : LAZ LAZCA İSİMLER LAZCA ADLAR LAZURİ YOĞPE

En Güzel Laz Ezgisi Recep ÖZTABAK Yani Benim Sesimden Dinleyin.

 


ÅžU ADRESTE  :


www.herkesdinlesin.com/herkesburaya
   Bu sitede beni dinleyebileceÄŸinizi ve oynayacağınızı tahadüt ediyorm

Yorum (6) Yorum yaz! | Etiketler : laz ca ezgi LAZCA MÜZİK LAZ SANATÇILAR M3 M4 İNDİR